Bir yerde silahlar susuyorsa, orada her şey yoluna girmiş midir? Çocuklar ölmeye, insanlar açlıkla mücadele etmeye ve hastalar tedaviye ulaşamamaya devam ediyorsa gerçekten barıştan söz edebilir miyiz?

Gazze’de ateşkes ilan edildiğinde hepimiz artık daha az insanın öleceğini, çocukların güvende olacağını ve insani yardımların bölgeye ulaşacağını umut ettik. Ancak aradan geçen zamana rağmen ortaya çıkan tablo, ateşkesin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) 26 Ekim 2026 tarihli raporuna göre, Ekim 2025’te ateşkesin duyurulmasından sonra Gazze’de 351 çocuğun öldürüldüğü bildirildi. Yalnızca 17-22 Ekim tarihleri arasında sekiz çocuk hayatını kaybetti.

Bu rakamlar yalnızca istatistik değil. Her biri yarım kalmış bir hayat, bir ailenin kaybı ve gerçekleşemeyen hayaller demek. Bir çocuğun en büyük derdi oyun oynamak, okula gitmek olmalı. Gazze’de ise çocuklar hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Peki, sivillerin yaşam hakkı güvence altında değilse ateşkes ne kadar anlam taşıyor?

Silahlar susuyor, açlık devam ediyor

Gazze’de kriz yalnızca saldırılardan ibaret değil. İnsanlar gıdaya, temiz suya ve güvenli barınma koşullarına ulaşmakta zorlanıyor.

OCHA raporuna göre bölgede yaklaşık 2,1 milyon insanın gıda yardımına ihtiyacı bulunuyor. Üstelik patates fiyatlarının yüzde 72, temel gıda sepetinin ortalama fiyatının ise yüzde 20 arttığı belirtiliyor.

Şimdi bir düşünelim: Çocuğuna yemek hazırlamakta zorlanan bir aile için ateşkes ne ifade ediyor? Silahların susması elbette önemli ama insanlar açlıkla mücadele etmeye devam ediyorsa insani kriz sona ermiş sayılamaz.

Üstelik kış da kapıda. Binlerce aile soğuktan ve yağmurdan yeterince korumayan çadırlarda yaşamaya çalışıyor. Kış hazırlıkları için gereken barınma desteğinin önemli bir bölümünün hâlâ karşılanmamış olması, önümüzdeki dönemin daha da zor geçebileceğini gösteriyor.

Barınmak bir lüks değil, temel bir insan hakkı. İnsanların bu en temel ihtiyaca bile ulaşamaması, yaşanan krizin ne kadar ağır olduğunu ortaya koyuyor.

Dünya konuşuyor, peki ne değişiyor?

Gazze’de sağlık hizmetlerine erişim de ciddi bir sorun. İlaç ve tıbbi malzeme eksikliği, özellikle kanser hastalarının tanı ve tedavi süreçlerini zorlaştırıyor.

Bir insanın tedaviye ihtiyacı olduğu hâlde ilaca ulaşamaması, savaşın görünmeyen ama en ağır sonuçlarından biri. Çünkü savaşın etkileri yalnızca saldırı anında yaşananlarla sınırlı kalmıyor; yarım kalan tedaviler ve sağlık sorunları insanların hayatını uzun süre etkiliyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Ekim 2025’te ateşkesi memnuniyetle karşılamış ve insani yardımların Gazze’ye engelsiz biçimde ulaştırılması gerektiğini vurgulamıştı.

Peki, aradan geçen zamana rağmen insanların temel ihtiyaçları hâlâ karşılanamıyorsa yapılan açıklamalar sahada neyi değiştirdi?

Uluslararası toplumun sorumluluğu yalnızca açıklama yapmakla sınırlı kalmamalı. Sivillerin korunması, yardımların kesintisiz ulaştırılması ve sağlık hizmetlerinin yeniden işler hâle gelmesi için somut adımlar atılmalı.

Ateşkes bir sorun değil, başlangıç olmalı

Gazze’de yaşananlar bize bir gerçeği hatırlatıyor: Barış, yalnızca silahların susması değildir.

Barış; bir çocuğun korkmadan uyuyabilmesi, bir ailenin karnını doyurabilmesi ve bir hastanın tedaviye ulaşabilmesi demektir.

Dünya, Gazze’yi yalnızca yeni bir saldırı haberi geldiğinde hatırlamamalı. Çünkü haberlerin azalması, acıların sona erdiği anlamına gelmiyor. Gündem değişebilir ama insanların yaşadığı sorunlar bir anda ortadan kalkmıyor.

Artık yalnızca ne söylendiğine değil, ne yapıldığına bakmanın zamanı geldi.

Çünkü Gazze’de mesele sadece ateşkesin sürmesi değil, insanların yeniden insanca yaşayabilmesi.

Ateşkes var. Peki ya insanlık?

#Gazze #Ateşkes #Çocuklar #İnsan #Yaşam