Emekli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir, kamuoyunda çeşitli tartışmalarla gündeme gelen Süleymancılar yapılanmasına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Demir, bir oluşumun eğitim, yardım ve inanç faaliyetleriyle sınırlı kalmayarak örgütsel kadrolaşma, devlet kurumları üzerinde nüfuz oluşturma, kapalı bir yönetim sistemi kurma ve güç elde etme iddialarıyla anılması halinde konunun yalnızca dini bir yapı üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.
Demir’in açıklamalarında, Alihan Kuriş yönetimindeki yapılanma hakkında kamuoyuna ve yargı süreçlerine yansıyan iddiaların hukuk çerçevesinde araştırılması gerektiği görüşü öne çıktı. Buradaki temel ölçütün ise herhangi bir topluluğun dini kimliği değil, somut faaliyetleri ve bu faaliyetlere ilişkin ortaya konulabilecek deliller olması gerektiği vurgulandı.
İnanç ve Dayanışmanın Araçsallaştırılmaması Vurgusu
Açıklamada, topluluk içerisinde yer alan insanların inançlarının, emeklerinin ve dayanışma duygularının herhangi bir kişinin kişisel nüfuzunu artırmak ya da belirli bir grubun gücünü genişletmek amacıyla kullanılmaması gerektiği ifade edildi.
Bu noktada dini cemaat, sosyal oluşum ve suç örgütü kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerektiği önem taşıyor. Bir yapının suç örgütü niteliği taşıyıp taşımadığı ise siyasi veya toplumsal değerlendirmelerden bağımsız olarak yetkili makamların incelemesi ve yargı kararları doğrultusunda belirlenebilir.
FETÖ Deneyimi Hatırlatıldı
Mehmet Demir’in değerlendirmesinde Türkiye’nin geçmişte yaşadığı FETÖ sürecine de gönderme yapıldı. Devlet kurumları içerisinde örgütsel yapılanma oluşturulması, gizli hiyerarşi kurulması ve kamu gücünün belirli bir grubun etkisi altına girmesi iddialarının Türkiye açısından ağır sonuçlar doğurduğu hatırlatıldı.
Bu nedenle hangi dini veya hayri kimliğe sahip olursa olsun, herhangi bir yapılanmanın devlet içerisinde bağımsız bir güç odağı oluşturduğu yönündeki iddiaların ciddiyetle incelenmesi gerektiği belirtildi.
Kamu Kurumları ve Kadrolaşma İddiaları
Açıklamanın dikkat çeken başlıklarından biri de devlette kadrolaşma ve kamu kurumları üzerindeki etkinlik iddiaları oldu. Demir’in yaklaşımına göre, devlet mekanizmasının herhangi bir topluluk, lider veya kapalı hiyerarşi tarafından yönlendirilmesi iddiası, doğrudan kamu düzeni ve hukuk devleti ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konu.
Bu çerçevede dini kimliğin, hukuki denetimin dışında kalmak için gerekçe oluşturamayacağı; aynı şekilde bir yapıya yönelik ağır suçlamaların da somut deliller ortaya konulmadan kesin hüküm gibi sunulmaması gerektiği ifade ediliyor.
“Devlet Tek, Hukuk Herkesin Üzerinde”
Mehmet Demir’in açıklamasının merkezinde hukukun üstünlüğü ve devlet otoritesinin bütünlüğü mesajı bulunuyor. Devlet içerisinde paralel bir güç alanı oluşturulmasına, kamu kurumlarının belirli bir grubun kontrolüne geçirilmesine veya hukukun üzerinde bir hiyerarşi kurulmasına hiçbir yapılanmanın sahip olamayacağı vurgulanıyor.
Tartışmanın temelinde ise şu ayrım bulunuyor: Bir topluluğun cemaat olarak faaliyet göstermesi ile suç örgütü oluşturduğu iddiası aynı hukuki kategori içerisinde değerlendirilemez. Bir yapının suç teşkil eden faaliyetlerde bulunup bulunmadığı, bağımsız soruşturma süreçleri ve yargı makamlarının değerlendirmeleri sonucunda ortaya konulabilir.
Demir’in açıklamaları, Süleymancılar yapılanmasına ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşırken, dini ve hayri faaliyet yürüten tüm yapıların faaliyetlerinin şeffaflık, kamu yararı ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği mesajını da öne çıkarıyor.
#bursa #bursahaber #MehmetDemir #Süleymancılar #AlihanKuriş


