Tera Portföy'ün TLY fonunda 2025 yılında yaşanan gelişmeler, yürütülen fon soruşturması kapsamında yeniden gündeme geldi. Sürecin merkezinde ise Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yapılan bildirimler, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kararları ve Takasbank'ın işlem sürecindeki rolü bulunuyor. Yaşananları anlamak için bazı tarihlerde alınan önemli kararları birlikte değerlendirmek gerekiyor.

7 Temmuz 2025'te Tera Portföy bünyesindeki TLY fonu, KAP'ta yayımlanan bildirim esas alınarak işleme açıldı. Ancak süreç kısa süre sonra değişti.

1 Ağustos'ta SPK, bildirilen izahname değişikliğinin geçerli olmadığını Takasbank'a iletti. Bu gelişmenin ardından fonun alım işlemleri durduruldu.

6 Ağustos'ta ise SPK onayıyla fon yeniden işleme açıldı. Böylece yaklaşık bir ay içerisinde fonun işlem durumunda üç önemli aşama yaşandı.

Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı'nın Meclis'teki sözleri

TLY fonunda yaşanan gelişmeler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de gündeme taşındı. Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı'ya, fonun yeniden işleme açılması sürecinde ilgili kararın neden ayrıca teyit edilmediği soruldu. Arıncı, kurumun uygulamasını açıklarken, "Biz KAP'ı baz alıyoruz açıkçası" ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, finansal piyasalarda resmî bildirimlerin esas alınması ile kurumlar arasındaki doğrulama sorumluluğunun sınırlarına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Yunus Arıncı fon soruşturmasında ifade verdi

Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı, TLY fonu sürecinin yeniden gündeme geldiği dönemde yürütülen fon soruşturması kapsamında ifade verdi. İfade işleminin ardından Arıncı hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza verme yükümlülüğünü içeren adli kontrol kararı uygulandı. Arıncı, bu karar doğrultusunda serbest bırakıldı.

Ancak verilen adli kontrol kararı bir mahkûmiyet anlamına gelmiyor. Arıncı'nın soruşturma kapsamında ifade vermiş olması da tek başına herhangi bir suçun işlendiğini veya fon işlemiyle doğrudan bağlantısının bulunduğunu göstermiyor. Bu bağlantıya ilişkin kesinleşmiş bir bilgi de paylaşılan veriler arasında yer almıyor.

KAP bildirimi mi, kurumlar arası teyit mi?

TLY fonunda yaşanan süreç, finansal piyasalarda kurumların sorumluluklarının nasıl paylaşılması gerektiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Bir kurumun KAP bildirimini esas alarak işlem gerçekleştirmesi, başka bir kurumun ise daha sonra söz konusu bildirime ilişkin geçersizlik kararı vermesi, doğrulama mekanizmalarının nasıl işletildiğine yönelik soru işaretleri doğuruyor.

Burada yanıt bekleyen temel konular arasında bildirimin geçerliliğinin hangi aşamada ve kim tarafından kontrol edilmesi gerektiği, kurumlar arasındaki bilgi akışının nasıl sağlandığı ve olası bir hatada sorumluluğun hangi noktada başladığı bulunuyor. Takasbank'ın KAP bildirimlerini esas aldığını belirten açıklaması ile SPK'nın daha sonra aldığı karar arasındaki süreç, fon soruşturmasının yalnızca mali işlemler açısından değil, kurumsal sorumluluklar bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Bir belgenin üzerinde resmî kurum adının bulunması, o belgenin doğruluğunun ayrıca sorgulanmasına gerek olmadığı anlamına gelir mi? TLY fonu sürecinde yanıtı aranması gereken temel sorulardan biri de bu.