Kısa Vadeli Bir Dopamin Patlaması

Alışveriş yapmak, biyolojik olarak beynimize kısa vadeli bir ödül mekanizması sunar. Beyin duygusal ve motivasyonel süreçlerini bu sistem yürütür. Bir şey beğendiğimizde ve onu satın almaya karar verdiğimizde, beynimiz "mutluluk hormonu" olarak bilinen dopamin salgılar. O an için, sıkıntımızın yerini "yeni bir şeye sahip olmanın" heyecanı alır. Ancak bu, tıpkı şekerli bir yiyecek yiyip hızla acıkmak gibidir; dopamin seviyesi yükseldiği kadar hızla düşer.

Alışveriş yaptığımızda beyin mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salgılamaya başlar. Serotonin ödül sistemini devreye sokarak kısa süreli mutluluk ve haz duygularını yaşamamızı sağlar. Ancak aniden yükselen serotonin o an için duygusal boşluğu doldursa da kısa bir süre sonra tatmin ve rahatlama hissi azalır.

Kontrolü Geri Kazanma İllüzyonu

Canımız sıkkın olduğunda veya hayatımızda belirsizlikler olduğunda kendimizi güçsüz hissederiz. Alışveriş ise bize "seçim yapma" ve "karar verme" gücü verir. Kendi paramızla, kendi zevkimize göre bir şey seçip almak, bize hayatın kontrolü hala bizdeymiş gibi hissettiren sahte ama etkili bir özgüven sağlar. Bu özgüvenin devam edeceğini düşünürüz ama beynimiz bir süre sonra tekrardan bir dopamin eksikliğine gider ve kısır bir döngüye girmiş oluruz.

"İdeal Benlik" Hayali

Mutsuzken alışveriş yapmak, genellikle olduğumuz kişiden ziyade, olmak istediğimiz kişiye yatırım yapma çabasıdır. O spor ayakkabıyı alırsak daha disiplinli birine dönüşeceğimize, o şık elbiseyi alırsak daha mutlu bir sosyal çevremiz olacağına inanırız hatta hiç kullanmayacağımızı bildiğimiz halde farklı farklı eğitici programlara bile üye oluruz. Çünkü beyin satın aldığında aslında o eğitime katılmış o programı kullanıp öğrenmiş gibi algılar. Aslında biz eşyayı değil, o eşyanın bize vaat ettiği o "daha mutlu geleceği" satın almaya çalışırız.


Peki, Bu Döngüyü Nasıl Kırarız?

Duygusal alışveriş, cebimize olduğu kadar ruhumuza da uzun vadede yük olur. İşte o "tıklama" anından önce durup düşünmek için birkaç ipucu:

  • 24 Saat Kuralı: Beğendiğiniz şeyi sepete ekleyin ama satın almadan önce en az 24 saat bekleyin. Ertesi gün uyandığınızda o şeye hala ihtiyacınız olup olmadığını sorgulayın. Genellikle duygu geçtiğinde, "ihtiyaç" da buharlaşır.

  • Duygularınızı Tanımlayın: Şu an canım sıkkın olduğu için mi bunu alıyorum, yoksa gerçekten ihtiyacım olduğu için mi?, Bu isteği tetikleyen duygu ne, Gerçekte neye ihtiyacım var?, Bu ürünü almasam ne olur? gibi soruları kendinize sorarak alışverişin altında yatan temel duygunuzu tanımlamaya çalışın.

    Ankara’da Türkiye-Bulgaristan Buluşması: KIRCAALİSİAD Büyükelçilik Davetinde Yerini Aldı
    Ankara’da Türkiye-Bulgaristan Buluşması: KIRCAALİSİAD Büyükelçilik Davetinde Yerini Aldı
    İçeriği Görüntüle
  • Alternatif Dopamin Kaynakları Neler: Alışverişin sağladığı o anlık heyecanı başka yollarla tetikleyebilirsiniz. Sevdiğiniz bir şarkı listesini açmak, kısa bir yürüyüşe çıkmak veya sadece bir arkadaşınıza dert yanmak, cebinizden para çıkmadan size aynı rahatlamayı sağlayabilir. Devamlılığı sağlanabilen dopamin kaynaklarını kullanarak hem kendiniz iyi bir yatırım yapmış oluyorsunuz hem de anlılık mutluluk değil devamlılığı olan daha kalıcı bir sopamın sağlamış olursunuz. Örneğin; üretmek, yaratmak, spor, yürüyüş, günlük tutmak (duygusal farklındalık için en etkili yöntem), meditasyon, odadaki bir köşeyi düzeltmek gibi. Bunlar alışveriş isteğini yok etmez ama alışverişin duygusal yükünü azaltır.

Özetle, canımız sıkkınken yaptığımız alışveriş bir harcama sorunu değil temelde bir duygu düzenleme sorunudur aslında. Her alışveriş aslında başka bir ihtiyacın göstergesi olabilir, alışverişe sebep olan duygularımızı tanımayıp çözümlemeye başladığımızda gerçek duygularımızı anlamaya ve yorumlamaya başlayıp gerçek ihtiyaçlara yönelik hareket edebiliriz.

Unutmayın; hiçbir ürün, geçici bir duygu durumunu kalıcı bir mutluluğa dönüştüremez. Bir dahaki sefere kendinizi o "sepete ekle" butonunun başında bulduğunuzda, aslında neyi satın almaya çalıştığınızı bir kez daha düşünün. Belki de ihtiyacınız olan şey yeni bir eşya değil, sadece kendinize biraz zaman tanımaktır.

"Şu an sepette duran o ürün, hayatındaki hangi boşluğu doldurmaya çalışıyor? O boşluğu bir eşya yerine, bir deneyim veya bir öz-şefkat pratiği ile doldursan nasıl hissederdin?"

Uzm. Klinik Psikolog - Zeynep Kevser Öztürk