Uluslararası kamuoyunda genellikle İran ile ABD arasında süregelen bir çatışma süreci olarak algılanan Ortadoğu denklemi, aslında çok daha farklı bir demografik ve siyasi gerçeğe dayanıyor. Yaklaşık 90 milyonluk nüfusun büyük bir kısmının Türk kökenli olduğu gerçeği, ülkenin iç dinamiklerinde belirleyici rol oynuyor. Hatta en üst düzey karar mercilerinde bulunan isimlerin Türk kökenli olması, ülkenin dış politikasına ve jeopolitik duruşuna yansıyan en kritik unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor.

"Sabır Taşının Sonu" ve Yeni Dönem

Türk milletinin karakteristik özelliği olarak bilinen uzun süreli sabır, artık yerini kararlı bir hesaplaşma iradesine bırakmış durumda. Bölgedeki mevcut durumu, basit bir çatışmadan ziyade uzun süren bir sabrın neticesi olarak okumak gerekiyor. Özellikle bölgedeki jeopolitik tansiyonun yükselmesiyle birlikte, uzun süredir sessizliğini koruyan tarafların stratejik hamlelerini gerçekleştirmeye başladığı gözlemleniyor.

Amerika'nın Bölgedeki Geleceği

Ortadoğu'da uzun yıllardır etkili olan Amerika politikalarının artık sürdürülebilir olmadığı, bölge ülkelerince yüksek sesle ifade edilmeye başlandı. Özellikle İsrail tarafından atılan adımların, Washington'ı beklenmedik bir diplomatik veya askeri kıskacın içine soktuğu değerlendiriliyor. Analistlere göre, bölgedeki çekirge misali sıçrama dönemi artık sona erdi ve Ortadoğu artık kendi kaderini belirleyeceği, dış etkilerden arınmış bir sürece doğru evriliyor.

Ankara’nın bölgesel strateji hamlesi
Ankara’nın bölgesel strateji hamlesi
İçeriği Görüntüle

#İran #Amerika #Ortadoğu #Türk #MüctebaHameney #MesutPezeşkiyan #İsrail #Jeopolitik #Sondakika