Marmara Bölgesi'nin en değerli tatlı su kaynaklarından biri olarak kabul edilen İznik, bugünlerde bilim dünyasını heyecanlandıran sarsıcı bir jeolojik keşif ile gündemde. Narlıca Mahallesi sınırlarında yer alan Göl Ayağı Deresi ve çevresinde gerçekleştirilen saha taramalarında, 70 milyon yıl önce ye ait olduğu belirlenen bir pekten fosili tespit edildi. Uzmanların titiz incelemeleri neticesinde ortaya çıkarılan bu eşsiz bulgu, milyonlarca yıl önce bölgeye hakim olan Tetis Okyanusu tabakasının günümüze kadar ulaşan nadide izlerinden biri olarak nitelendiriliyor.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi yetkililerince yapılan değerlendirmeler, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu coğrafyanın, insanlık tarihinden çok daha önce bambaşka bir ekosisteme sahip olduğunu kanıtlıyor. Deniz kabuklusu familyasına ait olan pekten fosili, İznik ve çevresinin geçmiş dönemlerde tatlı su niteliği taşımadığını, tam aksine sıcak, sığ bir denizel ortam ve lagün oluşumu barındırdığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Tetis Okyanusu’nun Kapanma Süreci ve Bölgesel Dönüşüm
Yer kabuğunun milyonlarca yıllık hareketliliği ve plaka tektoniği sonucunda kademeli olarak kapanan Tetis Okyanusu, Anadolu coğrafyasının şekillenmesinde en temel rolü üstlendi. İznik Gölü jeolojik geçmişi incelendiğinde, su kütlesinin binlerce yıllık periyotta nasıl bir tatlı su havzasına evrildiği bu tür kalıntılar sayesinde bilimsel düzlemde doğrulanıyor.
Keşfin yapıldığı lokasyon, sadece milyonlarca yıllık paleo-coğrafik dönüşümü sergilemekle kalmıyor; aynı zamanda kıyı şeridinde meydana gelen tarihsel katmanlaşmayı da gözler önüne seriyor. Yer bilimciler, Anadolu'nun farklı noktalarında benzer denizel kalıntılara rastlanmasının doğallığına dikkat çekerken, İznik sahilinde bu denli net bir pekten fosili örneğinin bozulmadan günümüze ulaşmasının büyük bir bilimsel şans olduğuna vurgu yapıyor.
Milyon Yıllık Katmanların Arasından Günümüz Küresel İklim Krizine Uyarı
Saha incelemeleri esnasında geçmişin ayak izleri takip edilirken, bölgenin günümüzde karşı karşıya kaldığı çevre sorunları da gözler önüne serildi. Bilim insanları, iklim krizi ve küresel ısınmanın getirdiği olumsuzluklar sebebiyle göl ekosisteminin ciddi bir baskı altında olduğunu hatırlattı. Yapılan son ölçüm ve gözlemlere göre kıyı çizgisinin yaklaşık 1 metre kadar gerilediği, gölü besleyen ana damarlardan biri konumundaki Göl Ayağı Deresi'nin su debisinde ise gözle görülür bir düşüş yaşandığı kaydedildi.
Meteorolojik değişimlerin sonucu olarak ortaya çıkan dönemsel yoğun yağışların, havzadan taşıdığı alüvyon ve materyalleri kıyıya yığdığı gözlemlenirken, bu durumun hem yeni fosil tabakalarının açığa çıkmasına zemin hazırladığı hem de gölün ekolojik dengesini tehdit ettiği belirtiliyor. Milyonlarca yıl önce denizel bir havza olan, günümüzde ise tatlı su gölü olarak varlığını sürdüren bu özel coğrafyanın korunması, geleceğe aktarılması açısından hayati önem taşıyor.
#bursa #bursahaber