Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta gerçekleştirilen söyleşilerin yedincisinde, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Özbal, Bursa’nın tarihsel rolünü Barcın Höyük bulgularıyla detaylandırdı. Prof. Dr. Özbal, Bursa’nın yalnızca tarım ve hayvancılığın Anadolu'dan Avrupa'ya taşındığı bir köprü olmadığını, aynı zamanda yeni yaşam pratiklerinin filizlendiği özgün bir merkez olduğunu vurguladı.
Süt İşleme Teknolojisinde İlk Adımlar
Barcın Höyük’ten elde edilen veriler, bölgedeki ilk yerleşik çiftçi topluluklarının şaşırtıcı bir teknolojik yetkinliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Prof. Dr. Özbal, bu toplulukların sütü tüketmekle kalmayıp, süt ürünlerini işlemek için özel kap formları geliştirdiklerini belirtti. Bursa'nın, süt işleme teknolojisiyle ilişkilendirilen en erken seramik örneklerine ev sahipliği yapması, bölgenin Neolitik dönemdeki inovatif gücünü kanıtlar nitelikte.
Mutfak Kültüründe Teknolojik Dönüşüm
Söyleşide ayrıca, çanak çömlek kullanımının henüz başlangıç evrelerinde uygulanan tekniklere de değinildi. Özellikle ateşte kızdırılmış taşların kullanıldığı pişirme yöntemleri, dönemin beslenme pratiklerine ışık tutuyor. Bu bulgular, Bursa’nın tarihöncesi dünyada pasif bir yerleşim değil; beslenme, teknoloji ve günlük yaşamın şekillendiği, dönüşümün öncüsü olan aktif bir bölge olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Arkeopark'ın Vizyonu
Aktopraklık Höyük Arkeopark, bu bilimsel verileri akademik çevrelerden çıkarıp halkın anlayabileceği bir dile indirgemeyi ve yerel kültürel mirası görünür kılmayı amaçlamaktadır. Prof. Dr. Rana Özbal’ın sunumu, Bursa'nın sadece bir sanayi veya Osmanlı şehri değil, insanlık tarihinin en büyük kırılma noktalarından biri olan Neolitikleşme sürecinin de aktif bir aktörü olduğunu tescillemiştir.
#bursa #bursahaber#BursaArkeoloji #AktopraklıkHöyük #NeolitikDönem #BarcınHöyük #RanaÖzbal #Arkeopark #BursaTarihi #TarihÖncesiYaşam #ArkeolojiSöyleşileri