Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan dosyada, Alihan Kuriş liderliğindeki yapılanmanın çalışma biçimine ilişkin kapsamlı tespitlere yer verildi. Savcılık değerlendirmelerinde, yapının Türkiye'nin 81 ilinde ve yaklaşık 50 ülkede faaliyet yürüttüğü, özellikle son dönemde gizli yapılanma anlayışının daha da güçlendirildiği öne sürüldü.
Dosyada, Kuriş'in liderliği sonrasında iletişim kanallarının sınırlandırıldığı, üyeler arasında sıkı bir hiyerarşik düzen oluşturulduğu ve üst yönetimden gelen talimatların tabana kontrollü biçimde aktarıldığı iddia edildi.
2025 yılı için 7,2 milyar liralık gelir tespiti
Soruşturma dosyasının en dikkat çekici başlıklarından biri ise 7,2 milyar lira gelir iddiası oldu. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün 2025 yılı verileri üzerinden yapılan incelemede, ülkede faaliyet gösteren 2 bin 82 dernek aracılığıyla bu büyüklükte bir gelir elde edildiğinin değerlendirildiği aktarıldı.
Savcılık kayıtlarında, söz konusu ekonomik gücün bir bölümünün resmi mali yapının dışında tutulduğu iddiası da yer aldı. Para hareketlerinde kamu bankaları yerine güvenilen kişilerin kişisel hesaplarının kullanıldığı yönündeki tespitler de soruşturma dosyasına girdi.
“Kendimizi kuma gömeceğiz” talimatı
Yapılanmanın faaliyetlerini dışarıdan mümkün olduğunca görünmez hale getirmek için çeşitli kurallar belirlediği öne sürüldü. Dosyaya göre, WhatsApp ve Facebook gibi yaygın iletişim platformlarının kullanılmaması, bunun yerine şifreli haberleşme yöntemlerinden yararlanılması istendi.
İller arasındaki koordinasyonda ise “Ulak” olarak adlandırılan kişilerin görevlendirildiği belirtildi. Ulak sistemi kapsamında görev yapan kişilerin art arda aynı şehre gönderilmemesi ve aynı aracı tekrar kullanmaması gibi tedbirlerin uygulandığı iddia edildi.
Yurt ve derneklere ilişkin hassas bilgilerin ise sorumlular tarafından taşınan şifreli çantalarda muhafaza edildiği öne sürüldü.
Resmi ve gayriresmi kayıt iddiası
Soruşturma evrakında bazı yurtlarda resmi kayıtların yanında ayrı bir gayriresmi kayıt sistemi tutulduğu iddiası da bulunuyor. Gayriresmi gelirlerin takibi için özel sorumlular görevlendirildiği, işlemlerin kendilerine tahsis edilen bilgisayarlar üzerinden gerçekleştirildiği aktarıldı.
Bu bilgisayarlardaki bilgilere erişimin ise şifre, e-posta ve cep telefonu üzerinden sağlanan üç aşamalı doğrulama sistemiyle sınırlandırıldığı ileri sürüldü.
“İnkar cihattır” ifadesi dosyada
Yurtlarda kamera kaydı tutulmaması yönünde talimat verildiği, kolluk ekiplerinin denetimleri sırasında kameraların çalışmadığının söylenmesinin istendiği iddia edildi.
Dosyada ayrıca üyelerin devlet denetimleri karşısındaki tutumlarını belirleyen bazı söylemlere yer verildi. Bunlar arasında “inkarın da bir cihat olduğu” yönündeki ifadenin kullanıldığı aktarılırken, yapılanmanın denetim mekanizmalarına karşı gizlilik odaklı bir yaklaşım benimsediği öne sürüldü.
Kuriş'in “Mehdi” olarak gösterildiği iddiası
Savcılık dosyasında Alihan Kuriş hakkında tabanda “Mehdi” olarak kabul edildiği yönünde değerlendirmeler de bulunuyor. Kuriş'in doğum tarihi ve ismiyle ilgili değişikliklerin de bu kapsamda incelendiği aktarıldı.
Dosyada, Kuriş'in kararlarını dini ve manevi bir otoriteye dayandırdığı yönünde üyeler üzerinde inanç oluşturulduğu ve bunun mutlak itaat sağlamak amacıyla kullanıldığı iddia edildi.
FETÖ bağlantısı iddiaları
Soruşturma kapsamında, Kuriş'in liderliğe gelmesinin ardından yurt dışındaki faaliyetlerin genişletildiği ve daha önce FETÖ yapılanması içinde yer aldığı belirtilen bazı kişilerin yapıya kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapıldığı iddia edildi.
Özellikle kadınların para toplama konusundaki deneyimlerinden yararlanıldığı yönündeki değerlendirmelerin üst yönetim toplantılarında gündeme geldiği savcılık evrakına yansıdı.
Seçim dönemlerine ilişkin yönlendirme iddiası
Dosyada, bazı yapıların yıkılması sonrasında tabanın siyasi olarak yönlendirildiği iddiaları da yer aldı. Büyük Piyale Kur'an Kursu ve Okul Talebelerine Yardım Derneği ile Sadabat Erkek Öğrenci Yurdu'nun hazine arazileri üzerindeki durumları ve yapıların ruhsatsız ya da riskli olduğuna ilişkin tespitler soruşturma kapsamında incelendi.
Söz konusu yapıların yıkılmasının ardından, 2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri öncesinde hükümete karşı propaganda yapıldığı ve tabanın belirli bir siyasi çizgide yönlendirilmeye çalışıldığı iddia edildi.
Avrupa'dan yeni merkez planı
Soruşturma dosyasında yapılanmanın Türkiye'deki denetimlerin artması halinde faaliyet merkezini Almanya'ya taşıma planı bulunduğu da öne sürüldü.
Bu kapsamda Köln'de bulunan yaklaşık 17 bin metrekarelik arazi üzerindeki İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) tesisinin tamamlanmasının ardından Avrupa'daki dini ve eğitim faaliyetlerinin buradan koordine edilmesinin planlandığı belirtildi. Tesise ilişkin toplam maliyetin yaklaşık 70 milyon euro olduğu aktarıldı.
Yabancı çocukların yurtlarda barındırıldığı iddiası
Soruşturma dosyasındaki bir diğer başlık ise yurt dışından Türkiye'ye getirildiği belirtilen yaşı küçük yabancı çocuklar oldu. Çocukların Kütahya, Mersin ve Antalya'daki yurtlarda barındırıldığı, yabancı çocuklar konusunda bazı kişilerin sorumlu olarak görevlendirildiği ileri sürüldü.
Dosyada, çocukların Türkiye'de kaldıkları süreçte turist vizesi kullandıkları ve dil eğitimi gerekçesiyle kalış sürelerinin uzatılması amacıyla farklı kuruluşlarla iletişim kurulduğu yönünde tespitlere yer verildi.
Soruşturma dosyasındaki bu bulgular, Alihan Kuriş yapılanması, para trafiği, gizli haberleşme ve yurt dışı organizasyonuna ilişkin çok sayıda iddianın adli makamlar tarafından incelendiğini ortaya koyarken, aktarılan hususların soruşturma kapsamında ileri sürülen tespit ve iddialar olduğu, kesinleşmiş yargı kararı niteliği taşımadığı da önem taşıyor.
#bursa #bursahaber #AlihanKuriş #Süleymancılar