Dünya

8 Mart: Kadınların Görünmeyen Yükleri

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini, haklarını ve karşılaştıkları zorlukları hatırlamak için önemli bir gün. Ancak bu gün, yalnızca kadınların başarılarını kutlamak için değil, aynı zamanda çoğu zaman görünmeyen psikolojik yükleri konuşmak için de bir fırsat sunuyor.

Toplumda kadınlara çoğu zaman aynı anda birçok rol yüklenir. Kadının sakin olması, kibar olması, güçlü olması, güzel ve bakımlı görünmesi beklenir. Aynı zamanda iyi bir eş, iyi bir anne ve fedakâr bir birey olması da çoğu zaman doğal bir beklenti gibi sunulur. Bu beklentiler tek tek ele alındığında belki makul görünebilir. Ancak hepsi bir araya geldiğinde kadınların omuzlarında ciddi bir psikolojik yük oluşturabilir.

Kadınların deneyimlediği bir diğer görünmeyen yük ise duygusal emektir. İlişkileri düzenleyen, ortamın duygusal dengesini sağlayan, çoğu zaman kırılan ama yine de toparlayan taraf olmak… Bu emek çoğu zaman fark edilmez ama oldukça yorucudur. Bir kadın çalışıyorsa iş hayatında başarılı olması beklenir. Evde ise düzeni sağlayan, duygusal yükleri taşıyan ve ilişkileri dengeleyen kişi olması beklenir. Üstelik tüm bunları yaparken güçlü, sabırlı ve çoğu zaman sessiz olması gerektiği de hatırlatılır.

Literatürde bu durum, rol çatışması olarak tanımlanır. Bireyin aynı anda farklı roller arasında denge kurmaya çalışması ve her birinde yeterli olma baskısı hissetmesi, zamanla yoğun bir psikolojik yük oluşturabilir. Zamanla birçok kadında içsel bir sorguya dönüşebilir: “Yeterince iyi miyim?”

Oysa insan olmak kusursuz olmak değildir. Yorulmak, zorlanmak, bazen güçlü bazen kırılgan olmak insan olmanın doğal parçalarıdır.

Bu nedenle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yalnızca kadınların güçlü yönlerini, başarılarını kutlamak için değil, aynı zamanda kadınların üzerindeki görünmeyen beklentileri fark etmek için de önemli bir gündür.

Belki bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Kadınlardan bu kadar çok şeyi aynı anda beklerken, onların insan olduğunu ne kadar hatırlıyoruz?

Çünkü kadın olmak, her rolü mükemmel şekilde taşımak zorunda olmak değildir. Kadın olmak, her şeyden önce insan olmaktır.

Uzm. Klinik Psikolog - Zeynep Kevser Öztürk