Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde "TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği"ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:
"Burada şu hususun da altını çizmek mecburiyetindeyim: Maalesef dünyamızda ve ülkemizde yapılan her iyi işi taşlamaktan büyük keyif alan bir kesim var. Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fildişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler.
Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT’miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT’mizin 86 milyona hitap eden; milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası, biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor.
"2026’nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelere utanarak tanık olduk"
Bakınız buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi.
İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya, çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026’nın Türkiyesine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk.
"Sorunu haberleştirdiği için TRT'yi suçluyorlar"
Yani ortada, görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. Peki ne mi oldu? Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi, günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçmeye zorladı.
Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Dün bir tanesi çıkmış, kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi suçluyor, Anadolu Ajansı'mızı suçluyor, özel televizyon kanallarını suçluyor; yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor."