Sağlık

Çocuklarda Artan Kaygı: Sınav Değil, Belirsizlik

Artık çocuklar yalnızca sınavdan değil, geleceğin belirsizliğinden kaygı duyuyor.

Eskiden kaygı daha çok "Sınavda başarılı olabilecek miyim?" sorusu etrafında şekillenip sınav kaygısı gözlemlenirken, günümüzde çocuk ve ergenlerin zihinlerinde çok daha büyük sorular var:


"İyi bir lise kazanamazsan ne olur?"
"Meslekler değişirse?"
"Gelecekte mutlu olabilir miyim?"
"Yapay zeka okuduğum bölümü geçersiz kılar mı?"
"Ekonomik bağımsızlığa ulaşabilecek miyim?"


Bunlar gibi birçok soru çocukların zihinlerinde gelecek ile ilgili belirsizlik nedeni ile daha çok gelecek kaygısına dönüşmüş biçimde. Bu kaygı yalnızca akademik değil, varoluşsal bir belirsizlik duygusuna dayanıyor.

Kaygı Neden Artıyor?
Kaygı temelde bir tehdit algısıdır. Ancak burada tehdit somut bir sınavdan ziyade, öngörülemezliktir. Çocuk zihni, kontrol alanı daraldığında alarm sistemini devreye sokar. Özellikle;
- Sürekli değişen eğitim sistemleri
- Sosyal medya üzerinden artan kıyas
- Ebeveynin bilinçli ya da bilinçsiz gelecek kaygısı
çocuğun güvenlik algısını zedeleyebilir.
Bağlanma kuramı persfektifinden baktığımızda, çocuk için psikolojik güvenlik; öngörülebilirlik ve koşulsuz kabul ile ilişkilidir. Gelecek sürekli tehdit diliyle anlatıldığnda çocukta kronik tetikte olma hali gelişebilir.

Klinik Gözlemde Kaygı Nasıl Görünür?
Belirsizlik kaynaklı kaygı çoğu zaman doğrudan "korkuyorum" şeklinde ifade edilmez. Daha çok şu biçimlerde ortaya çıkar:
- Kaçınma davranışları (karın ağrısı, baş ağrısı vb...)
-Aşırı kontrol ihtiyacı
- Mükemmeliyetçilik
- "Ya olmazsa" düşüncelerinin tekrarı
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğun başarısızlıktan değil; kontrol kaybından korkuyor olmasıdır.

Aileler Ne Yapabilir?
1. Duyguyu Regüle Edin, Düzeltmeyin
Çocuk kaygı yaşadığında mantıkla ikna edilmeye değil, duygusal düzenlemeye ihtiyaç duyar. Ebeveynin sakinliği çocuğun sinir sistemini regüle eder. "Geçecek" demek yerine; "Şu an zorlandığını görüyorum, birlikte düşünelim." yaklaşımı daha işlevseldir.

2. Güvenli Bağlanma Alanı Oluşturun
Çocuğun performansından bağımsız olarak değerli olduğunu hissetmesi gerekir. Koşullu kabul (başarıya bağlı sevgi algısı) kaygıyı arttırır. Koşulsuz kabulde ise mesaj net olmalıdır "Sonuç ne olursa olsun, sen benim için değerlisin."

3. Belirsizlik Toleransını Geliştirin
Hayatta her zaman her şeyin kontrol edilemeyeceğini kabul etmek psikolojik dayanıklılığın temelidir. Çocuğa "kontrol edildikleri" ve "kontrol edemedikleri" ayrımını öğreterek psikolojik dayanaklılığını arttırabilir ve bu bilişsel çerçevede çaresizlik hissini azaltabilir.

4. Ebeveyn Kaygısı
Çocuklar söylenenden daha çok hissedileni alır. Eğer evebeyn sürekli gelecek kaygısı içindeyse, çocuk bunu içselleştirir. Bu nedenle bazen ebeveyninde kaygı regülasyonu çalışması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı birey, sağlıklı ebeveyn ilişkisi içerisinde oluşur.

Kaygı patolojik bir düşman değildir, sinyal veren bir sistemdir. Ancak baş etme becerilerini geliştirmediğimizde kronikleşebilir. Çocukların en büyük ihtiyacı mükemel olmak değil güvende hissetmektir. Güvenli bir ilişki zemini, belirsizlikle baş etmenin en güçlü koruyucu faktörüdür.

Uzm. Klinik Psikolog - Zeynep Kevser Kandemir Öztürk