Bursa'nın ikonik sembolü Uludağ, sadece kış turizmiyle değil, zirvesinde barındırdığı milyonluk doğal miras ile de adından söz ettiriyor. Uzmanlar, bölgenin jeolojik oluşum süreçleriyle bilimsel açıdan koruma altına alınması gerektiğini vurgularken, son yağışlarla birlikte su seviyesi de dikkat çekici bir artış gösterdi.
Krater Değil Buzul Gölü
Halk arasında yanlış bilinenin aksine Uludağ, volkanik patlamalarla şekillenmiş bir dağ değildir. Tamamen tektonik ve magmatik süreçlerin eseri olan bu coğrafyada, zirvedeki çukurlar milyonlarca yıl boyunca buzul aşındırması etkisiyle oyulmuştur. Yüzey ve yer altı kaynaklarıyla beslenen bu özel su kaynakları, yapay değil tamamen doğal oluşum niteliği taşır.
Jeomiras Statüsü Şart
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, bölgenin jeomorfolojik ve tektonik yapı açısından Türkiye'nin en değerli sahalarından biri olduğunu belirtti. Kapadokya ve Pamukkale gibi alanlarla aynı statüde değerlendirilmesi gereken Uludağ Göller Bölgesi, geleceğe aktarılması gereken ulusal bir hazine konumundadır. Derneklerin yürüttüğü akademik çalışmalar, sahanın doğal koruma alanı ilan edilmesi yönündeki çağrıları güçlendiriyor.
Yoğun Yağışlar Su Seviyesini Yükseltti
Zirvede kış aylarında depolanan yoğun kar örtüsü ve bahar dönemindeki yağmurlar, su kaynakları üzerinde olumlu bir etki yarattı. Yaz sıcaklarına rağmen erimeyen kar kütleleri pınarları ve yer altı damarlarını besleyerek, son beş yılın en yüksek su seviyesi oranlarına ulaşılmasını sağladı. Çevresindeki doğal duvar yüksekliği 300 metreyi bulan ve derinlikleri farklılık gösteren bu coğrafi güzellikler, doğa tutkunlarını ve araştırmacıları kendine çekmeye devam ediyor.
#bursa #bursahaber #Uludağ #GöllerBölgesi #Jeomiras