<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>BURSA TV</title>
    <link>https://www.bursatv.com.tr</link>
    <description>Bursa haberleri ve son dakika gelişmeleri için en doğru adres. Bursa gündem, siyaset, ekonomi, spor, şehir hastanesi, namaz vakitleri, hava durumu ve tüm ilçe haberleri anında Bursa TV'de.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bursatv.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 19:05:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç fiyatlarında yeni dönem: Euro kuru güncellendi]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/ilac-fiyatlarinda-yeni-donem-euro-kuru-guncellendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/ilac-fiyatlarinda-yeni-donem-euro-kuru-guncellendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlaç fiyatlarını belirlerken kullanılan euro kuru değişti. Şu anda 25 lira 33 kuruş olan euro, yarından itibaren 26 lira 87 kuruşa, 1 Nisan 2026’dan itibaren ise 29 lira 11 kuruşa çıkacak. Bu değişiklik, Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ile Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni düzenleme, iki aşamalı bir artış öngörüyor. Amaç, ilaçların kesintisiz piyasada bulunmasını sağlamak, yerli üretimi desteklemek ve yenilikçi ilaçların Türkiye’ye gelmesini kolaylaştırmak.</p>

<p><br />
<strong>Kur Hesabı Değişiyor</strong><br />
Eskiden ilaç fiyatı hesaplanırken euro kurunun yüzde 60’ı kullanılıyordu. Artık bu oran yüzde 65’e yükseltildi. Bu sayede fiyatlar daha gerçekçi hâle gelecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>Yerli Üretim ve İlk Eşdeğer Teşviki</strong><br />
Piyasaya yeni giren “ilk eşdeğer” ilaçlar için de teşvikler uygulanacak. İlk yıl fiyat oranı yüzde 80, ikinci yıl yüzde 75, üçüncü yıl ise yüzde 70 olacak. Ürün pazarda belirli paylara ulaşırsa bu oranlar yukarı çekilecek. Böylece yeni ilaçların hızla piyasaya girmesi sağlanacak.</p>

<p><br />
<strong>Fiyat Korumalı Ürünler Kapsamı Genişledi</strong><br />
Konvansiyonel ürünlerin desteklendiği “Fiyat Korumalı Ürün” uygulaması 1987 yerine 2000 yılına güncellendi. Bu kapsamda ürünlerin yüzde 87’si Türkiye’de üretiliyor. Düzenleme, hem üretimi teşvik ediyor hem de etkili ilaçların piyasada kalmasını sağlıyor.</p>

<p><br />
Fiyat kaynaklı tedarik sıkıntılarına karşı ise Fiyat Değerlendirme Komisyonu devrede olacak. Böylece ilaç temininde aksama yaşanmasının önüne geçilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/ilac-fiyatlarinda-yeni-donem-euro-kuru-guncellendi</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/03/eda-2026-03-12t150405820.jpg" type="image/jpeg" length="26473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Artan Kaygı: Sınav Değil, Belirsizlik]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/cocuklarda-artan-kaygi-sinav-degil-belirsizlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/cocuklarda-artan-kaygi-sinav-degil-belirsizlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artık çocuklar yalnızca sınavdan değil, geleceğin belirsizliğinden kaygı duyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden kaygı daha çok "Sınavda başarılı olabilecek miyim?" sorusu etrafında şekillenip sınav kaygısı gözlemlenirken, günümüzde çocuk ve ergenlerin zihinlerinde çok daha büyük sorular var:</p>

<p><br />
"İyi bir lise kazanamazsan ne olur?"<br />
"Meslekler değişirse?"<br />
"Gelecekte mutlu olabilir miyim?"<br />
"Yapay zeka okuduğum bölümü geçersiz kılar mı?"<br />
"Ekonomik bağımsızlığa ulaşabilecek miyim?"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Bunlar gibi birçok soru çocukların zihinlerinde gelecek ile ilgili belirsizlik nedeni ile daha çok gelecek kaygısına dönüşmüş biçimde. Bu kaygı yalnızca akademik değil, varoluşsal bir belirsizlik duygusuna dayanıyor.</p>

<p><strong>Kaygı Neden Artıyor?</strong><br />
Kaygı temelde bir tehdit algısıdır. Ancak burada tehdit somut bir sınavdan ziyade, öngörülemezliktir. Çocuk zihni, kontrol alanı daraldığında alarm sistemini devreye sokar. Özellikle;<br />
- Sürekli değişen eğitim sistemleri<br />
- Sosyal medya üzerinden artan kıyas<br />
- Ebeveynin bilinçli ya da bilinçsiz gelecek kaygısı<br />
çocuğun güvenlik algısını zedeleyebilir. <br />
Bağlanma kuramı persfektifinden baktığımızda, çocuk için psikolojik güvenlik; öngörülebilirlik ve koşulsuz kabul ile ilişkilidir. Gelecek sürekli tehdit diliyle anlatıldığnda çocukta kronik tetikte olma hali gelişebilir.<br />
<br />
<strong>Klinik Gözlemde Kaygı Nasıl Görünür?</strong><br />
Belirsizlik kaynaklı kaygı çoğu zaman doğrudan "korkuyorum" şeklinde ifade edilmez. Daha çok şu biçimlerde ortaya çıkar:<br />
- Kaçınma davranışları (karın ağrısı, baş ağrısı vb...)<br />
-Aşırı kontrol ihtiyacı<br />
- Mükemmeliyetçilik<br />
- "Ya olmazsa" düşüncelerinin tekrarı<br />
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğun başarısızlıktan değil; kontrol kaybından korkuyor olmasıdır.<br />
<br />
<strong>Aileler Ne Yapabilir?</strong><br />
<strong>1. Duyguyu Regüle Edin, Düzeltmeyin</strong><br />
Çocuk kaygı yaşadığında mantıkla ikna edilmeye değil, duygusal düzenlemeye ihtiyaç duyar. Ebeveynin sakinliği çocuğun sinir sistemini regüle eder. "Geçecek" demek yerine; "Şu an zorlandığını görüyorum, birlikte düşünelim." yaklaşımı daha işlevseldir.<br />
<br />
<strong>2. Güvenli Bağlanma Alanı Oluşturun</strong><br />
Çocuğun performansından bağımsız olarak değerli olduğunu hissetmesi gerekir. Koşullu kabul (başarıya bağlı sevgi algısı) kaygıyı arttırır. Koşulsuz kabulde ise mesaj net olmalıdır "Sonuç ne olursa olsun, sen benim için değerlisin."<br />
<br />
<strong>3. Belirsizlik Toleransını Geliştirin</strong><br />
Hayatta her zaman her şeyin kontrol edilemeyeceğini kabul etmek psikolojik dayanıklılığın temelidir. Çocuğa "kontrol edildikleri" ve "kontrol edemedikleri" ayrımını öğreterek psikolojik dayanaklılığını arttırabilir ve bu bilişsel çerçevede  çaresizlik hissini azaltabilir.<br />
<br />
<strong>4. Ebeveyn Kaygısı</strong><br />
Çocuklar söylenenden daha çok hissedileni alır. Eğer evebeyn sürekli gelecek kaygısı içindeyse, çocuk bunu içselleştirir. Bu nedenle bazen ebeveyninde kaygı regülasyonu çalışması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı birey, sağlıklı ebeveyn ilişkisi içerisinde oluşur.<br />
<br />
Kaygı patolojik bir düşman değildir, sinyal veren bir sistemdir. Ancak baş etme becerilerini geliştirmediğimizde kronikleşebilir. Çocukların en büyük ihtiyacı mükemel olmak değil güvende hissetmektir. Güvenli bir ilişki zemini, belirsizlikle baş etmenin en güçlü koruyucu faktörüdür. <br />
<br />
Uzm. Klinik Psikolog - Zeynep Kevser Kandemir Öztürk</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/cocuklarda-artan-kaygi-sinav-degil-belirsizlik</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/02/panel-2-2.jpg" type="image/jpeg" length="46430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim Dünyasında Yeni Dönem. Longevity Nedir?]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/bilim-dunyasinda-yeni-donem-longevity-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/bilim-dunyasinda-yeni-donem-longevity-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda “longevity” yani sağlıklı ve uzun yaşam kavramı, hem bilim dünyasında hem de teknoloji sektöründe en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. Uzmanlara göre artık hedef yalnızca yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda ileri yaşlarda da sağlıklı, üretken ve bağımsız bir hayat sürdürebilmek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Longevity, kelime anlamı olarak <strong>uzun yaşam</strong> demektir. Ancak modern bilimde bu kavram yalnızca yaşam süresinin uzaması anlamına gelmez. Asıl hedef, kişinin ileri yaşlara kadar <strong>sağlıklı, aktif ve bağımsız</strong> bir hayat sürdürebilmesidir. Longevity bilimi, yaşlanmanın temelinde yatan biyolojik mekanizmalara odaklanır. Yani amaç bireyin biyolojik yaşını takvim yaşından daha genç tutmaktır. </p>

<p>Uzmanlar artık yalnızca daha uzun yaşamayı değil, daha kaliteli yaşamayı hedefliyor. Bu alandaki öncü isimlerden <strong>David Sinclair</strong>, yaşlanmanın biyolojik olarak yavaşlatılabilir bir süreç olduğunu savunuyor. Sinclair ve ekibi, hücresel hasarı onarmaya yönelik moleküller üzerinde çalışmalar yürütüyor.</p>

<p><img alt="Longevity Ile Sadece Uzun Degil Saglikli Yasayin 2.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="233" src="https://bursatvcomtr.teimg.com/bursatv-com-tr/uploads/2026/02/longevity-ile-sadece-uzun-degil-saglikli-yasayin-2jpg.webp" width="734" /></p>

<h3><strong>Biyoteknoloji ve Yapay Zekâ İş Birliği</strong></h3>

<p>Biyoteknoloji şirketleri ile yapay zekâ girişimlerinin iş birliği, yaşlanma karşıtı araştırmalara büyük ivme kazandırdı. Hücresel yaşlanmayı yavaşlatmaya yönelik çalışmalar; gen düzenleme, kök hücre tedavileri ve kişiselleştirilmiş beslenme programları gibi alanlarda yoğunlaşıyor.</p>

<p>Dünyanın önde gelen araştırma merkezlerinden Harvard Medical School ve Stanford University School of Medicine bünyesinde yürütülen çalışmalar, yaşlanmanın biyolojik mekanizmalarını daha net ortaya koymayı hedefliyor. Bilim insanları, hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerin korunmasının ve kronik inflamasyonun azaltılmasının kritik rol oynadığını belirtiyor.</p>

<p><img alt="Longevity Ayricalik Mi Hak Mi" class="detail-photo img-fluid" height="660" src="https://bursatvcomtr.teimg.com/bursatv-com-tr/uploads/2026/02/longevity-ayricalik-mi-hak-mi.jpg" width="1140" /></p>

<h3><strong>Yaşam Tarzı Hâlâ En Güçlü Faktör</strong></h3>

<p>Laboratuvar çalışmaları umut verici olsa da uzmanlar longevity’nin temelinde hâlâ yaşam tarzı faktörlerinin bulunduğunu vurguluyor. <strong>Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetimi;</strong> uzun ve sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezleri arasında gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle Okinawa gibi “<strong>mavi bölgeler</strong>”de yaşayan insanların beslenme alışkanlıkları ve güçlü sosyal bağları, bilim insanlarına ilham kaynağı oluyor. Bu bölgelerde 100 yaşını aşan bireylerin oranı dünya ortalamasının üzerinde.</p>

<h3><strong>Ekonomik ve Etik Tartışmalar</strong></h3>

<p>Longevity teknolojilerinin yaygınlaşması beraberinde ekonomik ve etik tartışmaları da getiriyor. Uzmanlar, bu tedavilerin toplumun her kesimine erişilebilir olması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca insan ömrünün belirgin şekilde uzamasının sosyal güvenlik sistemleri ve iş gücü piyasası üzerindeki etkileri de tartışılıyor.</p>

<p><strong>Sonuç olarak longevity;</strong> tıp, biyoteknoloji ve yaşam tarzı bilimlerinin kesişiminde yer alan, insan ömrünü hem nicelik hem de nitelik olarak geliştirmeyi hedefleyen çok disiplinli bir alan olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/bilim-dunyasinda-yeni-donem-longevity-nedir</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/02/panel-9-1.jpg" type="image/jpeg" length="31315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal Medya'da Gösterişli Hediyeler ve İlişkilerdeki Psikolojik Etkileri]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/sosyal-medyada-gosterisli-hediyeler-ve-iliskilerdeki-psikolojik-etkileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/sosyal-medyada-gosterisli-hediyeler-ve-iliskilerdeki-psikolojik-etkileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son zamanlarda artan sosyal medya kullanımı ve yapay zekanında etkisi ile ilişki dinmaiklerinde sevgi dilinin ifadesi gösterişli hediyer ile eş değer tutulmaya başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sosyal medya platformları üzerinden romantik ilişkilerin sergilenme biçimi ciddi şekilde değişti. Lüks hediyeler, sürpriz organizasyonlar ve"kusursuz" ilişki paylaşımları ile romantik ilişkinin adete görünürlük üzerinden değerlendirildiği yeni bir kültür oluştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu paylaşımları çoğu reklam iş birlikleri, kurgu içerikler ya da yalnızca ilişkinin seçilmiş anlarından oluşuyor. Buna rağmen izleyen bireyler çoğu zaman bu paylaşımları "<strong>gerçek ve olması gereken ilişki</strong>" şeklinde değerlendiriyorlar. Bu durum romantik ilişkilerde görünmeyen bir baskı altına alıyor.</p>

<p><strong>Soyal Karşılaştırma Mekanızması Nedir?</strong></p>

<p>Psikolojide sosyal karşılşaştırma bireyin kendini ve yaşamını başkaları ile kıyaslayarak değerlendirmesi olarak tanımlanır. Sosyal medya ise bu mekazımayı sürekli bir şekilde tetikler.</p>

<p><strong>Kişi şunları düşünmeye başlar;</strong></p>

<p>- "Onun eşi bunu yapmış, benim eşim neden yapmıyor?"</p>

<p>- "Demek ki yeterinde değer görmüyorum."</p>

<p>- "İlişkimde eksik olan ne var?" şeklinde gerçekçi olmayan düşüncelere girebilir.</p>

<p>Oysa ki burada yapılan karşılaştırma iki ilişkinin tamamı ile değil, bir ilişkinin filtreden geçirilerek sergilenmiş hali ile kendi ilişkinin gerçekliği arasında yapılan bir karşılaştırmadır.</p>

<p><strong>Hediyenin Sembol Değeri ve Yanıltıcı Denklem</strong></p>

<p>Hediye, ilişkilerde bir sevgi ve değer göstermenin sembolik ifadesi olabilir. Ancak, sosyal medyada bu sembol giderek maddi büyüklük göstergesi haline gelmeye başladı. Bu durum bireylerde büyük hediyenin büyük sevgi ile eş değer olduğu yanılgısına düşürebiliyor.</p>

<p>Oysa sağlıklı ilişkilerde değer; tutarlılık, duygusal destek, güven ve kriz anında var olabilmekle ölçülür.</p>

<p>Gösterişli hediyeler ilişkinin niteliğini değil, görünürlüğünü arttırır.</p>

<p><strong>Çiftler Arasında Olası Psikolojik Sonuçlar</strong></p>

<p>Sosyal medya kaynaklı karşılaltırmalar kişilerde; partnerin yetersiz algılanmasına, maddi beklentinin artmasına, gizli rekabet ve kıyaslama, değersiz hissedilme ve öfke patlamalarına sebebiyet olabilir.</p>

<p><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>

<p>- Bireyler sosyal medyanın seçilmiş anlardan ibaret olduğunu unutmamalıdır. Paylaşılan içerikler ilişkinin tamamını yansıtmaz.</p>

<p>- Kendi ilişki dinamiğini merkeze alarak, her ilişkinin sevgi dilinin farklı olduğunu unutmayın.</p>

<p>- Talebin kaynağını sorgulayın. İsteğiniz gerçekten hediyemi, yoksa görünür olma çabası ve ilgi mi?</p>

<p>- Sosyal medya üzerinden gördüklerinizden yola çıkarak partnerinizden dolaylı beklentilere girmek yerine, mevcut ihtiyaçlarınızı doğrudan partneriniz ile iletişime geçerek ifade etmelisiniz.</p>

<p>- Her ilişkinin ya da kişinin sevgi gösterme biçiminin farklı olduğunu unutmayın ve sevgi göstergelerini yeniden tanımlayarak sevginin gösterişten uzak kalıcı bir bağ olduğunu unutmayın.</p>

<p>Sevginin değeri, alınan hediyenin büyüklüğü ya da gösterişin büyüklüğüyle değil; gerçek bağlılık çoğu zaman sessiz ve istikrarlı davranışlarla ve ilişkinin kriz anlarında sergilenen tutumlarıyla ölçülür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/sosyal-medyada-gosterisli-hediyeler-ve-iliskilerdeki-psikolojik-etkileri</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/02/panel-5-1.jpg" type="image/jpeg" length="84319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ruh Sağlığında Alarm: Tükenmişlik Sessizce Yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/ruh-sagliginda-alarm-tukenmislik-sessizce-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/ruh-sagliginda-alarm-tukenmislik-sessizce-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, son yıllarda artan tükenmişlik vakalarına dikkat çekiyor. Ekonomik belirsizlik, performans baskısı ve dijital yoğunluk bireylerin psikolojik dayanıklılığını zorluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda tükenmişlik belirtilerinde gözle görülür bir artış yaşanıyor. Sadece yoğun iş temposuna sahip çalışanlarda değil; öğrencilerde, ebeveynlerde ve genç yetişkinlerde de duygusal yorgunluk, motivasyon kaybı ve kronik stres şikâyetleri öne çıkıyor.</p>

<p>Tükenmişlik yalnızca "çok çalışmak" ile ilişkilendirilmemelidir. Duygusal tükenme, motivasyon kaybı, tahammülsüzlük, uyku problemleri, dikkat dağınıklığı, ani öfke patlamaları ve anlamsızlık hissi en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Sürecin erken fark edilmemesi durumunda ilerleyen dönemlerde depresyon ve kaygı bozukluklarına zemin hazırlayabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Zeynep K. Kandemir Öztürk, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor:</p>

<p>“Son dönemlerde artan başvurulara baktığımızda kişilerde sürekli güçlü kalma çabasının getirdiği bir duygusal yorgunluk ön plana çıkıyor. Çoğu kişi yardım almak için tükenmenin son aşamasına gelmeyi bekliyor. Oysa erken müdahale, sürecin kronikleşmesini önleyebilir.”</p>

<p>Özellikle genç yetişkinlerde “yüksek işlevli tükenmişlik” dikkat çekiyor. Dışarıdan sürekli üretken ve başarılı görünen bireylerin aslında içsel olarak yoğun bir baskı ve yetersizlik hissi yaşadığını belirten Öztürk, sosyal medyayı sürekli performans sergileme amacı ile kullanımının yaygınlaşmasının da bu süreci beslediğini belirtiyor.</p>

<p>Ruh sağlığı uzmanlarına göre, tükenmişlik kronikleşmeden ele alınmalı aynı zamanda tükenmişlik ile mücadelede kişilerin sınır koyabilme becerisini geliştirmeleri gerektiğini, düzenli uyku, dijital maruziyetin azaltılması ve gerektiğinde ise profesyonel destek alınmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ruh sağlığının ertelenmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, tükenmişliğin bir zayıflık değil, ihmal edilen bir psikolojik yük olduğunu ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/ruh-sagliginda-alarm-tukenmislik-sessizce-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/02/panel-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="27943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin ilk yerli ve milli gen tedavisi için tarihi adım]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/turkiyenin-ilk-yerli-ve-milli-gen-tedavisi-icin-tarihi-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/turkiyenin-ilk-yerli-ve-milli-gen-tedavisi-icin-tarihi-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazi Üniversitesi, Türkiye'nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma ürününün üretim sürecini başlattı. YÖK desteğiyle yürütülen ve dünyada tedavisi olmayan nadir genetik hastalıklara çözüm sunmayı hedefleyen proje, Türkiye’yi gen tedavisi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri konumuna taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Türkiye'nin ilk gen tedavisi araştırma ürününün üretimine başlanmasına ilişkin, "Gazi Üniversitesinin 100. yılında, başta ülkemiz olmak üzere bu konuda mağdur olan hastalarımıza ve evlatlarımıza çare olabilecek buluşlar yapılmasını temenni ediyorum." dedi.</p>

<p>Gazi Üniversitesi Çocuk Metabolizma ve Çocuk Genetik Bilim Dalları ile Prof. Dr. Alev Hasanoğlu Faz-1 Klinik Araştırmalar Merkezi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) desteğiyle Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında, nadir bir genetik hastalığın tedavi araştırmalarında kullanılmak üzere, vücut hücrelerine doğru genin ulaştırılmasını amaçlayan (AAV tabanlı) ve uluslararası standartlarda geliştirilecek Türkiye'nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma ürününün üretim sürecini başlattı.</p>

<p>Bu kapsamda, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Charles River arasında, AAV tabanlı gen tedavisi geliştirilmesine yönelik iş birliği yapıldı.</p>

<p>Merkezde yürütülen çalışmayla, dünyada henüz tedavisi bulunmayan hastalıklara yönelik yerli bir çözüm geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<h2>"Türkiye'nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma sürecinde önemli aşamaya gelindi"</h2>

<p>Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Türkiye'nin ilk yerli ve milli gen tedavisi araştırma sürecinde çok önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Ünal, merkezde hem Türkiye'den hem de yurt dışından birçok hastanın tedavi sürecinin yakından takip edildiğini ifade etti.</p>

<p>YÖK ADEP Projesi kapsamında bugüne kadar çok önemli çalışma yapıldığını aktaran Ünal, bugün ise Amerika'daki öncü firmalardan biriyle yapılan anlaşmayla bu konuda önemli bir mesafe katedildiğini kaydetti.</p>

<p>Gazi Üniversitesinin bu yıl 100. yılını kutladığını anımsatan Ünal, "Gazi Üniversitesinin 100. yılında, başta ülkemiz olmak üzere bu konuda mağdur olan hastalarımıza ve evlatlarımıza çare olabilecek buluşlar yapılmasını temenni ediyorum. Kliniğimiz iki yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ödüle layık görülmüştü. Sadece Türkiye değil, tüm dünyadaki yavrulara önemli yol katedebileceğimiz, onların yaşam kalitesini yükseltebileceğimiz gen tedavisinde çok önemli yol alınacağına inancımı buradan bildirmek istiyorum." diye konuştu.</p>

<h2>"Merkezde yaklaşık 40 farklı ileri tedavi çalışması yürütülüyor"</h2>

<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Genetik Bilim Dalı Başkanı ve Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Ezgü de merkezde yaklaşık 5 yıl önce, genetik hastalıklarda kullanılan yeni ilaçların güvenlilik ve etkinlik araştırmalarının yapılacağı ileri birimlerden birinin kurulduğunu söyledi.</p>

<p>Merkezde bugün yaklaşık 40 farklı ileri tedavi çalışmasının yürütüldüğünü, bunların 12'sinin gen tedavisi olduğunu belirten Ezgü, "O gün tedavileri ülkemizde başarıyla uygulayacağız demiştik, bunu başardık. Ardından, ülkemizin ilk yerli ve uluslararası kabul görebilecek gen tedavisini üretmeye yönelik çalışmalarımıza başlatıyoruz demiştik. Bugün bu hedefin ilk aşamasını gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi.</p>

<p>Ezgü, merkez ekibinin belirlediği, dünyada henüz tedavisi bulunmayan bir genetik hastalık için araştırma amaçlı ilk gen tedavisi ürününün üretim sürecinin ilk aşamasını gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>

<p>Bu hastalığın "Familial Hiperfosfatemik Tümöral Kalsinozis" olarak adlandırıldığını belirten Ezgü, hastalığın, normal olmayan kalsiyum birikiminin vücutta pek çok farklı dokuda görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Elde edilecek kazanımın yalnızca bu hastalıkla sınırlı kalmayacağını vurgulayan Prof. Dr. Fatih Ezgü, kurulacak altyapının diğer genetik hastalıklar için de uygulanabilecek bir platform oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Üretilecek gen tedavisi ürününün tasarımının tamamen Gazi Üniversitesine ait olduğunu vurgulayan Ezgü, "İlacın belirli ürünlerini yurt dışındaki bu kuruluştan temin edeceğiz ve üretimi tamamıyla Gazi Üniversitesinde gerçekleşecek. En önemli özelliklerinden bir tanesi de yurt dışındaki tüm sağlık otoritelerinde onay alma kapasitesine sahip bir ürünü üretme hedefimiz mevcuttur." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürecin hücre düzeyindeki çalışmalarla başlayacağını, ardından insan düzeyinde araştırmalara geçileceğini anlatan Prof. Dr. Ezgü, "Ürettiğimiz ürünün güvenli ve hastalık için yararlı olduğu kanıtlanırsa, başta ülkemizdeki çocuklarımız olmak üzere tüm dünyadaki çocukların kullanımına açılma imkanı doğmuş olacak." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Ezgü, merkezde uygulanan tedavilerin tamamının ileri tedaviler kapsamında yer aldığını belirterek, bunların en önemli bölümünü gen tedavilerinin oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Bu uygulamaların, ilaçların ülkeye girişinden saklanmasına ve hastaya uygulanmasına kadar çok özel eğitim gerektirdiğine dikkati çeken Ezgü, "Örneğin beyin içi gen tedavisi uygulamalarımız bulunuyor. Bu tedavileri yapacak ekipler çok sıkı eğitimlerden geçiyor. Bundan dolayı da dünyada bu Faz-1 dediğimiz ilk aşamada bunları en ileri yöntemlerle uygulayabilen dünyadaki 4-5 ülkeden ve merkezden bir tanesiyiz." dedi.</p>

<p>Ezgü, amaçlarının yalnızca Türkiye'deki değil, tüm dünyadaki genetik hastalığı olan çocuklara umut olabilecek bir altyapı kurmak olduğunu vurgulayarak bu girişimin genetik hastalıkların kökten tedavisine giden yolun ilk adımı olduğunu söyledi.</p>

<p>Ezgü, bu kapsamda yurt dışından da söz konusu ilaçlarla yürütülen araştırmalara katılmak isteyen hastaların, belirlenen kriterler doğrultusunda ekip ve Sağlık Bakanlığının onayıyla merkeze kabul edildiğini söyledi.</p>

<p>Bu hastalara gerekli tedavilerin uygulandığını ve sürecin takip edildiğini belirten Ezgü, bugün itibarıyla yaklaşık 12 farklı ülkeden hastanın merkezde tedavi gördüğünü, son olarak İsrail'deki mevcut koşullar nedeniyle bu araştırma ilaçlarına erişimde güçlük yaşayan Filistinli ve Ürdünlü hastaların da kabul edildiğini ifade etti.</p>

<p>Ezgü, çalışmalara Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile Yükseköğretim Kurulunun yakından destek verdiğine dikkati çekerek sürecin ilgili kurumlarla istişare içinde yürütüldüğünü ve ortaya çıkan sonucun Gazi Üniversitesi ile ilgili kurumların ortak başarısı olduğunu ifade etti.</p>

<h2>"Türkiye'de kendimizi evimizde gibi hissediyoruz"</h2>

<p>Merkezde tedavi gören Ürdünlü 22 yaşındaki Ziad Jalal Masadeh'in babası Jalal Masadeh, oğlunun genetik bir hastalığı bulunduğunu, tedavi için Türkiye'ye geldiklerini söyledi.</p>

<p>Masadeh, oğlunun 18 yaşına geldiğinde hastalık sürecinin başladığını ifade ederek "İlk olarak İsrail'de tedaviye başladık ancak 6 ay kadar önce savaş nedeniyle tedaviyi yarım bırakmak zorunda kaldık. Oradaki doktorumuz bizi Prof. Dr. Fatih Ezgü'ye yönlendirdi. Bu şekilde Gazi Üniversitesine geldik." dedi.</p>

<p>Türkiye'de kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini dile getiren Masadeh, "Herkes bizimle çok ilgileniyor. Hem doktorlar hem hastane personeli büyük misafirperverlik gösteriyorlar. Biz her 2 haftada bir buraya gelip düzenli aralıklarla tedavimizi alıyoruz. Bize tedaviyi Türkiye'de mi Almanya'da mı görmek istersiniz diye sormuşlardı. Biz Türkiye'yi seçtik. Burada kendimizi çok iyi hissediyoruz." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/turkiyenin-ilk-yerli-ve-milli-gen-tedavisi-icin-tarihi-adim</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/01/selenay-17-45.jpg" type="image/jpeg" length="71122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çölyakta geç tanı beyin yapısını etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/colyakta-gec-tani-beyin-yapisini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/colyakta-gec-tani-beyin-yapisini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı gelişen Arnold-Chiari malformasyonu vakası tanımlanarak tıp literatürüne kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı tarafından yürütülen bilimsel çalışmalar, uluslararası alanda ses getirdi.</p>

<p>Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri çalışmalar neticesinde, dünyada bir ilke imza attıklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun'da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi'nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi." diye konuştu.</p>

<h2>"Karadeniz'de çölyak görülme sıklığı daha fazla"</h2>

<p>Doğu Karadeniz Bölgesi'nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olduğuna dikkati çeken Dülger, şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde Anadolu'nun diğer kesimlerine kıyasla katbekat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi'nde sık görülmesi tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni'dir."</p>

<h2>Hastalar için beslenme kılavuzu hazırlandı</h2>

<p>Hastaların en çok ihtiyaç duyduğu konulardan birinin beslenme olduğunu ifade eden Dülger, bu doğrultuda bir hasta kılavuzu hazırladıklarını söyledi.</p>

<p>"İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" adlı kitapçığın Giresun İl Sağlık Müdürlüğü'nün katkılarıyla Türkiye genelindeki hastanelere ulaştırılmasının planlandığını aktaran Dülger, "Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik." dedi.</p>

<h2>"Erken tanı hayati önem taşıyor"</h2>

<p>Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalmadığını ve erken tanının büyük önem taşıdığını vurguladı. Tedavinin tamamen diyetle mümkün olduğunu ancak erken tanının şart olduğunu belirten Dülger, şunları kaydetti:</p>

<p>"Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir. Anadolu, buğdayın anavatanıdır. Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu'nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye'de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü'nün kurulması en büyük temennimizdir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/colyakta-gec-tani-beyin-yapisini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/01/selenay-7-42.jpg" type="image/jpeg" length="14326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin ilk 'Doğum Dostu Ebe Destek Merkezi', Ankara'da]]></title>
      <link>https://www.bursatv.com.tr/turkiyenin-ilk-dogum-dostu-ebe-destek-merkezi-ankarada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bursatv.com.tr/turkiyenin-ilk-dogum-dostu-ebe-destek-merkezi-ankarada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Normal Doğum Eylem Planı ve 'Her Gebeye Bir Ebe' yaklaşımı kapsamında, Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi bünyesinde Türkiye'nin ilk 'Doğum Dostu Ebe Destek Merkezi' hizmete açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikten doğum sonrasına kadar anne adaylarına bire bir ebe refakati sunan merkezde, 10 ebe polikliniği ile gebe okulu bir arada hizmet veriyor.</p>

<p>Merkez sayesinde anne adayları doğuma hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlanırken, merak ettikleri konularda doğrudan ve sürekli danışmanlık alabiliyor. Uygulama, bütüncül yapısıyla Türkiye için örnek bir model olarak değerlendiriliyor. Merkezde anne adaylarına; beslenme, egzersiz, doğumda uygulanan ilaç dışı yöntemler, hidroterapi, epidural uygulamalar, aromaterapi, ılık duş, emzirme danışmanlığı ve doğum sonrası süreçlere ilişkin pek çok konuda bire bir rehberlik sağlanıyor.</p>

<h2>Anne adaylarının güvende hissetmeleri hedefleniyor</h2>

<p>Doğum Dostu Ebe Destek Merkezi'nin fiziki imkanları, ebelere özel ve onları destekleyecek şekilde tasarlandı. Danışmanlık alanları, eğitim salonları ve bire bir görüşme odalarıyla anne adaylarının kendilerini rahat, güvende ve değerli hissetmeleri hedefleniyor. Merkez, yalnızca sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, destekleyici bir doğum kültürü oluşturmayı amaçlıyor. Anne ve bebek sağlığını merkeze alan modelin, Türkiye genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>

<h2>"Hepsi de bu hizmetten çok fazla memnunlar"</h2>

<p>Açılış töreninde konuşan Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, merkezin gebelerin birçok hizmeti tek noktadan alacakları bir yapısının olduğunu belirterek, "Biraz önce de gebelerimizle birlikte olduk. Doğum yapan gebelerimizle, bebeklerimizle birlikte olduk. Hepsi de bu hizmetten çok fazla memnunlar. Doğum süreçlerinin tamamını bu merkezlerimizde geçirdiler ve sonrasında da sağlıklı şekilde çocuklarını dünyaya getirmiş oldular. Bu merkezlerin sayısını da hem Ankara'da hem Türkiye'de çok daha fazla şekilde arttırmak istiyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Eş ve refakatçiler de eğitimlere dahil ediliyor</h2>

<p>Kurtcebe, merkezlerde yalnızca anne adaylarının değil, eş ve refakatçilerin de eğitimlere dahil edildiğini vurgulayarak, "Doğum süreçleri hakkında bilgi veriyoruz. Onların doğumlarda nelerle karşılaşabileceğini anlatıyor arkadaşlarımız. Sonrasında da doğum odalarımızı, doğumhanelerimizde gösteriyoruz. Hiçbir bilinmezliğe girmeden, herhangi bir endişeye kapılmadan doğum sürecinin nasıl kolaylıkla yürütülebileceğini arkadaşlarımız burada detaylarıyla hem görsel olarak hem de yerinde göstererek bunları dile getiriyor. Eğitimlerin sonucunda çok mutlu bir şekilde ailelerimiz buradan ayrılıyor" diye konuştu.</p>

<h2>1725 gebeye bire bir destek verildi</h2>

<p>Etlik Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Başhekimi Çağanay Soysal ise merkezin 'Her Gebeye Bir Ebe' yaklaşımının sahadaki karşılığı olduğunu belirterek, "Biz 10 adet ebe polikliniği açtık. 10 adet ebe polikliniğinin 6 tanesi gördüğünüz bu merkezin içerisinde gebe okuluyla yan yana. Diğer 4 ebe polikliniğimiz de 1'i gebe okullarının gebe polikliniklerinin içinde, 2'si yüksek riskli gebelik perinatoloji polikliniklerinin içerisinde. 1 tanesi de yeniden polikliniklerinin yanında doğumdan sonraki lohusalarımızda hizmet vermek üzere devam ediyor. Biz burayı açalı henüz daha 2 ay olmamasına rağmen, aylık 1725 gebemize bire bir ebe desteği verdik" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bursatv.com.tr/turkiyenin-ilk-dogum-dostu-ebe-destek-merkezi-ankarada</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bursatvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/bursatv-com-tr/uploads/2026/01/selenay-12-40.jpg" type="image/jpeg" length="37364"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
