banner87

banner125

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten MYK toplantısı sonrası açıklama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Libya’da silah ambargosunun denetlenmesinin AB tarafından yapılmasının gerçekçi sonuçlara varmayacağını düşünüyoruz. AB’deki bazı devletler doğrudan Hafter tarafını desteklemekte ve Hafter tarafına silah göndermektedir. AB’nin bu silah ambargosunu denetlemesi gibi yaklaşıma olumlu bakmıyoruz. Onun yerine bunun BM tarafından yapılmasının daha sağlıklı bir mekanizma olacağını bildiriyoruz” dedi.

POLİTİKA 17.02.2020, 20:31
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten MYK toplantısı sonrası açıklama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Libya’da silah ambargosunun denetlenmesinin AB tarafından yapılmasının gerçekçi sonuçlara varmayacağını düşünüyoruz. AB’deki bazı devletler doğrudan Hafter tarafını desteklemekte ve Hafter tarafına silah göndermektedir. AB’nin bu silah ambargosunu denetlemesi gibi yaklaşıma olumlu bakmıyoruz. Onun yerine bunun BM tarafından yapılmasının daha sağlıklı bir mekanizma olacağını bildiriyoruz” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.

İdlib ile ilgili krizi yakından takip ettiklerini kaydeden Ömer Çelik, “Türk heyeti şu anda Rusya’da bugün ki görüşmelerini tamamladı, görüşmeler yarın da devam edecek. Türkiye bütün taraflara Rusya ile 17 Eylül 2018 tarihinde yapılan Soçi mutabakatını hatırlatıyor. Birkaç gündür Rusya tarafından çok sayıda Türkiye’yi suçlayan açıklamalar geldi. Türkiye’nin bu mutabakatı ihlal ettiğine dair bilgiler yanlıştır. Mutabakat rejim tarafından ihlal edilmektedir. Türkiye’de Soçi mutabakatına bağlılığını sürdürerek bütün bu insani felaketin önüne geçmeye çalışmaktadır. 2019 Mayıs ayından beri İdlib’te sivillere dönük rejim defalarca saldırı gerçekleştirmiştir. Bu yapılan Soçi mutabakatının ihlali olduğu gibi aynı zamanda da Rusya’nın verdiği sözlerin, Rusya’nın desteklediği rejim tarafından da ihlal edilmesi demektir. Rejimin bu saldırıları çerçevesinde 300’den fazla sivil altyapı ve hedef vurulmuştur. Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaşmıştır. Bin 500’ün üzerinde sivilin hayatını kaybettiği bilinmektedir” ifadelerini kullandı.

“Sahadaki askerlerimizin güvenliğinin sağlanması son derece önemlidir”

Verilen sözler ve mutabakata Türkiye Cumhuriyeti’nin bağlı olduğunu söyleyen Çelik, “Oradaki ateşkesin sağlanması, çatışmasızlık bölgesinin statüsünün sürdürülmesi hem sivil kayıpların önlenmesi hem terörle mücadele hem de insani felaketlerin önüne geçilmesi için son derece önemlidir. Sahadaki askerlerimizin güvenliğinin sağlanması son derece önemlidir. Suriyeli sivillerin korunması ve sınırımıza yeni göç dalgalarının gelmesinin engellenmesi son derece önemlidir. Türkiye’nin oraya yaptığı takviye yeni birliklerin gönderilmesi Rusya ile varılan mutabakatın çerçevesinde rejimin yaptığı saldırganlığa karşı mutabakatı korumak, askerlerimizi korumak, terörle mücadele konusundaki performansımızı ve etkinliğimizi artırmak için gerekli çabalardır. Türkiye açısından bu öncelikle bir milli güvenlik, terörle mücadele meselesi ve aynı zamanda Soçi mutabakatı ile Türkiye’nin angaje olduğu hem o çatışmasızlık bölgesinin statüsünün korunması hem de sükûnetin tesisi ve insani felaketin önüne geçilmesi için zorunludur. 690 binin üzerinde kadın ve çocukla ilgili yerlerinden edilme bizim sınırımıza doğru hareket etme şeklinde çeşitli rakamlar iletiliyor. Tabi ki Türkiye bununla ilgili tedbirlerini alıyor” açıklamasında bulundu.

“Suriye’de batılı dostlarımızın yaptığı hataların aynısı Libya’da tekrar edilmeye çalışılıyor”

Avrupa Birliği’nin, Libya’ya yönelik silah ambargosunu uygulamak için Akdeniz’de yeni bir operasyon başlatacak olmasına ilişkin bir değerlendirmede bulunan Çelik, şunları söyledi:

“Suriye’de batılı dostlarımızın yaptığı hataların aynısı Libya’da tekrar edilmeye çalışılıyor. Berlin Konferansı’ndaki sonuç bildirgesine Hafter tarafının sürekli olarak olumsuz yaklaşması en önemli meseleyken sanki iki taraflı bir saldırganlık varmış gibisinden Avrupa devletlerinden yapılan açıklamalar hiçbir şekilde gerçeği yansıtmıyor. Askeri Komite Toplantısı, Siyasi Diyalog Formu, Ekonomi Komisyonu mekanizmalarıyla Berlin Konferansı’nın sonuç bildirgesinde yer alan hususların hepsinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu çerçevede Türkiye en son Münih Güvenlik Konferansı’nda yapılan toplantılara da katılmıştır, burada hassasiyetlerini dile getirmiştir. Berlin Konferansı’nda alınan Libya kararlarının uygulanmasını izlemek amacıyla oluşturulan Uluslararası İzleme Komitesinin ilk toplantısına Dışişleri Bakanları düzeyinde Münih’te Türkiye’de katıldı. Türkiye, Libya’da kalıcı ateşkes ve siyasi sürecin canlandırılması amacıyla düzenlenen bu toplantıda Libya Uluslararası İzleme Komitesi toplantısında kendi görüşlerini en net biçimde gündeme getiren ülkedir. Türkiye’nin ateşkesin sağlanması noktasındaki çabaları şu anda bütün dünyada en güçlü çaba olarak kayda geçmiştir. Libya’nın doğusundaki darbeci Hafter güçlerine karşı henüz beklediğimiz düzeyde bir tedbir alınması söz konusu olmuyor. Libya’da silah ambargosunun denetlenmesinin AB tarafından yapılmasının gerçekçi sonuçlara varmayacağını düşünüyoruz. AB’deki bazı devletler doğrudan Hafter tarafını desteklemekte ve Hafter tarafına silah göndermektedir. AB’nin bu silah ambargosunu denetlemesi gibi yaklaşıma olumlu bakmıyoruz. Onun yerine bunun BM tarafından yapılmasının daha sağlıklı bir mekanizma olacağını bildiriyoruz. Bazı ülkelerin karadan ve havadan Hafter güçlerine verdiği destek ortadayken AB’nin sadece Akdeniz’de operasyon başlatması sadece bir tarafın elini kolunu bağlamak diğer tarafın elini kolunu serbest bırakmak gibisinden bir sonuç doğurabilir. Türkiye burada BM mekanizmasını en doğru mekanizma olarak görmektedir.”

“Yüce meclisin yüksek iradesine dönük olarak açık bir saldırı görüyoruz orada”

FETÖ’nün siyasi ayağına yönelik tartışmalara ilişkin sorulan bir soruyu yanıtlayan Çelik, “Bizim siyasi hafızamız kuvvetlidir. Silahlı kuvvetlerden çok sayıda asker atılırken bunların hepsi terör örgütü mensubu olduğu için mi atılıyordu ya da devlet tarafından terör örgütü olarak tanınmamış bir takım yapılara sahip olanların hiçbiri atılmıyor muydu? Yıllardır Türkiye’de en çok tartışma konusu olan noktalardan bir tanesi ordudan atılmaların objektif kriterlere dayanıp dayanmadığıdır. Pek çok insan eşinin kılık kıyafeti yüzünden veya dindarlığı yüzünden atılmıştır. Herkes kendi dönemi ile ilgili olarak kendi döneminde kendisinin mükemmel işler yaptığını, kendisi dışındaki herkesin hatalı davrandığını söylemek gibisinden maalesef çok indirgemeci bir yaklaşım içine giriyor. Birisi kendi dönemiyle ilgili yapılanların tatmin edici bir cevabını verebiliyorsa diğer noktalara ilerlemesi lazım. Başbuğ meselesindeki meseli doğrudan TBMM’nin suçlanmasıdır. TBMM’de bir yasa tasarısına imza atan milletvekillerinin terör örgütü mensubu gibi gösterilmesi hiçbir şekilde aklımızla alay etmesin, TBMM’nin yasama iradesine saldırıdır. Böyle bir mantık yürütülürse herhangi bir kimse bundan sonra herhangi bir milletvekili herhangi bir yasaya imza atabilir mi? Yüce meclisin yüksek iradesine dönük olarak açık bir saldırı görüyoruz orada. Bugün yine bir açıklama yapılmış kendisi adına. Bir takım beyanların Fetullahçıların yaptığı yöntemlere benzediği şeklinde. Onların neyin kastedildiğini biz bilemeyiz, kim söylüyor onu da bilemeyiz ama bizim tespit ettiğimiz bir şey var. Yüce meclisin iradesine dönük bu şekildeki bir saldırının biz 28 Şubat mantığı içerisinde pek çok benzerini görmüştük. Türkiye yargı vesayetinin ve askeri vesayetin kaldırılması konusunda bugünlere çok güllük gülistanlık bir ortamda geçerek gelmedi. Bununla ilgili çok ciddi sancılar yaşandı. Bunu yakın dönemdeki siyasi tarih bu vesayet mücadelesinin en temel göstergelerinden bir tanesidir” dedi.

3600 ek gösterge ve infaz düzenlemesi

Çelik, bir gazetecinin, “3600 ek gösterge ve infaz düzenlemesi ile ilgili çalışmalar tamamlandı mı?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Bunlarla ilgili çalışmalar devam ediyor. Yeni bir bilgi yok. Bu çalışmalar tamamlandığı zaman biz de size gereken bilgiyi veririz.”

Bir diğer gazetecinin, “2004 MGK’sı ile ilgili muhalefetin eleştirileri var? Tavsiye kararın gereği yapılmadığı yönünde. O gün bir siyasi sorumluluk üstlenilerek bu tavsiye karar yok mu sayıldı, neden işlem yapılmadı?” sorusuna Çelik, “MGK kararları tabi ki tavsiye karardır. Hükümet bunu kendi bağlamı içerisinde değerlendirir. Şimdi bunlar yok mu sayıldı veya bunlar yapıldı yapılmadı şeyi bile bir zamanlar MGK’yı hükümetin ta kendisi zanneden zihniyetin ürünü. O zaman ki bilgilere belgelere baktığınız zaman toplumun neredeyse tamamı bir sürü kararla suçlanıyordu. Bunlar tabi ki devletin ilgili kurumları tarafından takip ediliyor. Ama terör örgütü olduğu ortaya çıktığı andan itibaren 7 Şubat MİT krizi doğrudan devletin bir kurumuna saldırarak özellikle de Türkiye Cumhuriyeti devletinin Suriye politikasını sabote etmek, Suriye’ye bakan gözünü karartmak şeklinde. 17-25 Aralık’ta sahte bilgi belgeyle doğrudan Türkiye Cumhuriyeti hükümetine saldırarak yaptığı bütün bu faaliyetlere baktığınız zaman ondan sonra kim bununla mücadele etti, kim bunları mazur göstermeye çalıştı. Bunların toplumu zehirleyen dershaneleri, televizyonları üzerine hukuk devletinin imkanları içerisinde AK Parti hükümetleri giderken kim gitti o televizyonlara o kurumlara destek verdi, kim bununla mücadele etti. Esas problem, FETÖ’ye dönük olarak çok az cümle kuranlar, onları mazur göstermeye çalışanlar, Türkiye Cumhuriyetinin seçilmiş cumhurbaşkanı ve hükümetine karşı en saygısız ifadeleri kullanıyorlar. Bugün FETÖ ile mücadelenin başında devlet başkanı olarak cumhurbaşkanımız vardır. FETÖ’yü birisi bırakıp da Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ile uğraşıyorsa burada adres bellidir , kim kiminle yan yana düşüyor. Hükümetlerimiz her alanda bununla ilgili en kararlı mücadeleyi vermiştir. Bizim devletimizin başına gelmiş en büyük belalardan bir tanesidir FETÖ, bu bir işgal projesidir. O bilgilere, belgelere bakarsanız alınmış bir sürü tavsiye kararları, toplumun bir sürü kesimiyle ilgili olarak bir sürü değerlendirmeler görürsünüz. O zaman ki istihbarat havuzlarına bakarsanız o istihbarat havuzları öyle anlayışlarla yapılmıştır ki toplumda neredeyse belli bir dar çerçevenin dışında suçlanmayan kimse kalmamıştır. Burada esas mesele bu yapının bir terör örgütü olarak tebarüz ettiği andan itibaren mücadeleyi kim verdi, bunların yanında kim durdu” açıklamasını yaptı.

Prof. Dr. Burhan Kuzu ile ilgili iddialara karşın Çelik, “Kendisi bir açıklama yapacaktır. Somut bir durum ortaya çıktığında bununla ilgili görüşümüzü söyleriz ama iddia dediğiniz konularda bizim dediğimiz fazla bir şey yok. İlgili kurumlar araştıracaktır, Burhan Kuzu cevabını verecektir. Bizim bir değerlendirmemiz yok” dedi.

“O gece bakan arkadaşlarımızın, milletvekili arkadaşlarımızın nerede olduğu açık”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün siyasi ayağı ile ilgili yaptığı açıklamalar hakkında sorulan bir soruyu yanıtlayan Çelik, “15 Temmuz gecesi ve sonrasında FETÖ’nün en büyük hedefi cumhurbaşkanımızdır. FETÖ, 15 Temmuz gecesi cumhurbaşkanımızı öldürmek istedi. TBMM’yi bombaladı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesine saldırdılar. Türkiye’deki özel harekat polislerine, askerlere saldırdılar fakat bir kişiye yol verdiler, dokunmadılar. Kılıçdaroğlu’na tanklar yol açarak yol verdi. Burada kendisine niye yol verildiğini izah etmesi gereken birisinin, Meclis’e saldırılmış, Cumhurbaşkanı öldürülmek istenmiş, bakanlar ve milletvekilleri öldürülmek istenmiş fakat bir kişiye yol verilmiş. O gece bakan arkadaşlarımızın, milletvekili arkadaşlarımızın nerede olduğu açık. Hiç kimsenin o gece utanacak bir şeyi yok. Utanılacak bir bağlantı var. Darbe olurken bir parti genel başkanın bir evde film seyreder gibi darbe görüntülerini seyretmesi. Listeler, bir sürü listeden bahsediyor. Bunları zaten hiçbir kurum açıklayamaz, bunlar yargının elinde. Yargı bütün bunları suçluyu tespit etmek için değerlendiriyor. Problem şudur: Yargının alanına giren konularda ve tamamen absürt bir takım sonuca varacak konularda sürekli olarak bu tip konular gündeme getiriliyor” ifadelerini kullandı.

Yorumlar (0)
10°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
31 Mart Yerel Seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kimi görmek istersiniz ?
Namaz Vakti 06 Nisan 2020
İmsak 05:07
Güneş 06:34
Öğle 13:11
İkindi 16:48
Akşam 19:39
Yatsı 21:00
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20