banner87

banner125

Cüneyt Özdemir, Maduro röportajının detaylarını yazdı

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile yaptığı röportaj ile Türkiye'de ve dünyada büyük yankı uyandıran Cüneyt Özdemir, söyleyişinin perde arkasını Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazdı.

GÜNDEM 03.02.2019, 11:29
Cüneyt Özdemir, Maduro röportajının detaylarını yazdı

Cüneyt Özdemir'in "Maduro: Bırakın üç soru daha sorsun. Acción!" başlıklı yazısı şöyle:

Çevirmen telaşlı telaşlı son hazırlıkları yapıyor. Sonunda salonun diğer tarafındaki kapı aralanıyor ve Nicolas Maduro içeri giriyor. Ben kendimi iri sanırdım. Maduro neredeyse benim iki katım.

Elinde benim hakkımdaki bilgi notunun olduğu bir karton var. Elindeki kartona şöyle bir bakıyor. “Ankaralı mısın? Ankara’ya gittim, çok severim” diyor. “Siz bir de benim büyüdüğüm Ankara’yı görseydiniz Bay Maduro, nerede o Ankara, nerede bugünün Ankara’sı” diyecek halim yok! Mecburen “Ben de” diye geçiştiriyorum. 

Koltuğa oturduğumuzda aramızda hâlâ bir köprü inşa edemedik. Sesçi mikrofonunu takarken ‘Diriliş Ertuğrul’ ile ilgili İspanyolca bir-iki cümle söylüyor. O sırada çevirmen yerine doğru yürüdüğü için ne dediğini anlamıyorum. “Elbette Türkiye’de de çok sevilir” gibi bir şeyler geveliyorum... Yine köprülerin yerinde yeller esiyor. Yapacak bir şey yok. 
Söyleşi başlıyor... 

İlk sorum şu: Nasılsınız?

Bu tür gergin söyleşilere başlarken ortamı yumuşatmak için her zaman çalışan bir başlangıç sorusu! 

Mehmet Ali Birand... Mesleğin inceliklerini öğretip, bana şahane bir kariyer verdi. Ondan miras bu teknik sayesinde Maduro bana gülümsüyor; aramızda gözle görülmeyen bir köprü oluşuyor...

Venezuela’da Guaido isimli, 35 yaşındaki bir genç politikacı kendini başkan ilan etti. Başta ABD olmak üzere onlarca ülke tarafından başkan olarak kabul edildi. 

Karakas’ın girişindeki gecekondu semti yani ‘barrio’lar... Bu mahallelerin sosyalist lider Maduro’nun oy depoları olduğunu öğrenmek, kimse gibi beni de şaşırtmıyor. 

Daha şehre gelir gelmez Guaido’nun açıklama yaptığı haberi geliyor. Aynı anda Maduro’nun da saraydan yaptığı açıklama başlıyor. Her ikisi de elçiliğe yakın; hangisine gitsem? Apar topar saraya doğru yola çıkıyorum. Birazdan kendimi basın toplantısının yapıldığı odada buluyorum.
Solda dört sıraya generaller oturmuş. Sağdaysa dört sırada gazeteciler var. Sahnede Maduro. Çok şanslıyım, yalnız küçük bir problem var: İspanyolca bilmiyorum ve çeviri yok!

Bir buçuk saat hiçbir şey anlamadan Maduro’yu dinliyorum. Nihayet basın toplantısı bitiyor. Enformasyon bakanının yanına gidiyorum. Sempatik, güler yüzlü bir adam. Elimi sıkıyor. “Sizi bekliyorduk, söyleşiyi yarın yapacağız” diyor. 

“Tamam” deyip çıkıyorum. Hedefim Guaido’yu denemek. Ama yola çıktıktan beş dakika sonra haber geliyor: Maduro söyleşiyi şimdi yapmaya karar vermiş.
Uçarak saraya geri dönüyoruz! Ben bir odada beklemeye başlarken biraz ötede büyük bir salonda röportaj için set kuruluyor. Çekimi onlar yapmak istiyorlar. Canları sağ olsun. 

Uzun bir bekleme süreci başlıyor. Bir, iki, üç, dört saat... Bir makyözün Maduro’nun son makyajını yapmak için odasına geçtiğini de görüyoruz. Ama ‘ya olmazsa’ şüphesi içimi kemiriyor. Nihayet kapı aralanıyor veeee... Enformasyon bakanı bana doğru geliyor. “Ne yazık ki bugün yapamayacağız. Başkan Maduro generallerle toplantıda. Yarın 15.00’te yapalım” diyor. “Elbette” diye karşılık veriyorum ama yıkılıyorum: İki meclis, iki başkan ve ABD’nin “Masada her türlü olasılık mevcut” dediği bir ülke... Ertesi gün Maduro aynı sarayda olur mu? Hayatımın en berbat 24 saati başlıyor.

Karakas’taki Maduro karşıtı gösterilerde insanlar yolda ellerine ne geçirirlerse polise fırlatıyor.

Çikolata karşılığında bir depo benzin

Akşam saatlerinde diyerek Karakas sokaklarını turluyoruz. Sokaklar, eğlence yerleri boş. Yemek için Las Mercedes Meydanı’nda, şehrin en havalı lokantalarından biri olan Coco Thai isimli suşiciye gidiyoruz. Sadece birkaç masa dolu. 

Sabah rehberim Yusuf Can ile Karakas turuna çıkıyoruz. Can, yedi yıldır Venezuela’da. Mesleği, ‘ne iş olsa yaparım abi’... 

Gecekondu mahallelerine gidiyoruz. “İçeri girmeyelim, tehlikeli” diyor: “İlk kez bu eylemlerde bu mahalleler sokağa çıktı, operasyon var içeride” diyor. Bu arada sokakta telefonla konuşmamam için beni uyarıyor. 

Sonra zengin mahallelerine gidiyoruz. Bazı sokaklar özel güvenlikçiler tarafından kapatılmış; onlardan birindeki kakao fabrikasına gidip sıcak çikolata içiyoruz. Hayatımda içtiğim en güzel tatlı şey. 1 doların (şimdilik) 1800 Bolivar, asgari ücretin 25 bin Bolivar (13 dolar) olduğu bir ülkede 30 bin Bolivar’a çikolata dolu raflara hayretle bakıyorum. 

Karakas’ı dört dönüyoruz. Yine Guaido’nun eylemi var. Meydan iki-üç saate doluyor. Doluyor derken 500-600 kişi... Guaido normalde saklanıyor. Kısa bir süreliğine geliyor; konuşmasını yapıyor ve pırrr! 

Can, bir büfede durup çikolata alıyor. “Ne yapacağız bunu?” diye soruyorum; “Bir depo benzin alacağız” diyor. Bir benzincide duruyoruz. Çikolataya karşılık 54 litre benzin alıyoruz! 

Önce şen bir kahkaha patlatıyorum. Sonra bir hüzün çöküyor omuzlarıma... Petrol bedava, elektrik (eğer bakır kablolar hurdacıya satmak için) çalınmamışsa bedava, su (eğer akıyorsa ve evde filtre varsa) bedava... Böyle bir ülkedeyiz!

Varlık içinde yokluğun hüküm sürdüğü, böylesine bir zenginliğin yönetilemediği, organize edilemediği; enflasyonunun yüzde milyonlarda gezindiği bir ülke...

‘İnşallah’ dediği bölümü net duyalım lütfen

24 saat sonra yine Maduro’nun sarayı... Yine aynı salon, yine beklemeye başlıyoruz: Bir, iki, üç saat... Benim içimde yine aynı ‘ya olmazsa’ şüphesi... Nihayet kapı açılıyor ve Maduro salona giriyor.

Söyleşi sırasında ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun yaptığı konuşmadan başlayıp lafı, Maduro hakkında attığı bir tweet’e getiriyorum. Bu tweet’te Maduro’nun Küba ve İranlı liderlerle fotoğrafı var. “Diktatörler değişse de yöntemler değişmez” demiş. “Ne diyorsunuz?” diye soruyorum. Birden “Bitti” diye bir ses duyuluyor. Bizim o sempatik enformasyon bakanı, bir hışım bize doğru yürüyor. Sorduğum sorudan rahatsız olduğu kesin! Bu hışımdan Maduro da şaşkın. “Soruların bitti mi?” diye soruyor. “Bitmedi” diyorum. Maduro, “Ama çok iyi sorular.. Bırakın üç soru daha sorsun. Acción! (Devam)” diyor. Söyleşiye yeniden başlıyoruz. 

Söyleşi bittiğinde iki eski dost gibi el sıkışıyoruz. Çıkışta çevirmenimiz Jeanneizy Garcia’nın mesajı geliyor: Maduro biraz önce CNN TÜRK röportajının dört saat sonra Venezuela televizyonunda yayımlanacağını söylemiş. Bu kadar kısa sürede görüntüleri Türkiye’ye yetiştirmemiz imkânsız. Uzun süren pazarlıklar sonrasında belki Venezuela tarihinde ilk kez Maduro’nun söylediği bir şey, bir günlüğüne erteleniyor! Omuzlarımdan tonlarca ağırlıkta bir yük kalkıyor. 
Otele gittiğimde uyumadan önce ekip arkadaşlarıma son bir not atıyorum: “Maduro’nun söyleşi sırasında, ‘İnşallah’ dediği bölümü televizyonda net duyalım lütfen!”

Konjonktürel olarak en talihsiz isim

Venezuela, kuruluşundan bu yana bir türlü ne olduğuna karar verememenin sancısını yaşıyor. Ülkeyi bağımsızlığa kavuşturan Simon Bolivar’dan 1998’de sosyalizmi getirme iddiasıyla iktidara gelen Chavez’e kadar hep bir deneme-yanılma durumu... Sosyalizm testine, 300 milyar varil petrol rezervinin üzerinde oturan bir ülkede, varil başı 140 dolarken başlayıp bugün 50 dolar civarında giren Maduro ise konjoktürel olarak kuşkusuz en talihsiz isim. Siyasi kararsızlığın ikiz kardeşi ekonomik istikrarsızlık Venezuela’yı kasıp kavuruyor. Generallerin elini atmadığı sektör kalmamış gibi... Venezuela’nın, Chavez ile başlayan ‘direksiyonunu sola kırma’ operasyonunun perde arkasındaki başrol oyuncusuysa Küba. İstihbarattan, ordunun üst yönetimine kadar, Küba kendi rejiminin tecrübelerini Venezuela’ya ihraç etmiş. ABD’nin Maduro alerjisinin arkasında biraz da bu yatıyor.

Yorumlar (0)
-2°
sisli
Günün Anketi Tümü
31 Mart Yerel Seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kimi görmek istersiniz ?
Namaz Vakti 17 Şubat 2020
İmsak 06:23
Güneş 07:47
Öğle 13:23
İkindi 16:19
Akşam 18:48
Yatsı 20:07
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 21 27
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 20 24
14. Konyaspor 22 20
15. Ankaragücü 22 20
16. Antalyaspor 21 19
17. Kasımpaşa 21 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Bursaspor 22 39
3. Erzurum BB 21 38
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 21 17
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 25 51
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 25 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. Wolverhampton 26 36
8. Everton 26 36
9. M. United 25 35
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 25 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19