Suriye’de Doğu Guta’nın Duma ilçesine kimyasal bombalarla saldırı düzenlendi. Saldırıda çoğu çocuk 78 insan hayatını kaybetti. ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. Toplantıda ABD’nin ‘Kimyasal silahların yasaklanması örgütü bölgeye gidip incelesin. Suçlu kimse cezalandırılsın’ önerisi görüşüldü. 5 daimi 10 geçici üyesi olan Güvenlik Konseyi'nde 13 evet 1 çekimser 1 ret oyu olmasına rağmen öneri kabul edilmedi. Çünkü ret oyu, veto hakkı verilen Rusya’ya aitti. Yani her zaman olduğu gibi 1 oy veto hakkı yüzünden diğer bütün oylardan daha geçerli sayıldı. Böylece Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” ifadesinin, adaletin sağlanmasında ne kadar da önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Bu oylama, ABD ile İsrail arasındaki bağlantıyı hatırlattı. “Artık Rusya’nın da bir İsrail’i var, o da Suriye’dir” düşüncemiz pekişti. Mazlumları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde çıkar gözetmeksizin savunacak, zalimlerin kendi çıkarları doğrultusundaki kararlarını geçersiz hale getirecek bir güvenlik konseyinin acil olarak kurulmasına ihtiyaç var. Ancak bu şekilde mazlumların haklarının korunmasında diplomasının yolu açılabilecektir. Bu günün iki kutuplu dünyasında Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın dediği 'Mahalle kabadayıları' gibi birbirine sorumsuzca nara atan egemen güçler, ancak o zaman sorumluluklarını bilmek zorunda kalacaklardır. Barışın hâkim olduğu bir dünya için ülkeler arasında adil bir anlaşma düzeni kurulmalıdır.

Trump ABD önerisinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Rusya tarafından veto edilmesinden sonra, Fransa Cumhurbaşkanı, İngiltere Başbakanı; Suud Veliaht Prensi ile görüşmeler yaparak Suriye’deki kimyasal saldırıya 48 saat gibi kısa bir zamanda askeri karşılık verebileceklerini açıkladı. Rusya ise Suriye’ye yönelik yapılacak askeri karşılık nereden gelirse orayı hedef alacaklarını ifade etti. Bu sıcak gelişmelerden sonra dünya kamuoyu “Acaba bir dünya savaşı daha mı çıkıyor?” diye beklentiye girdi. Daha önce Suriye’de Beşşar Esat kendi halkı olan masum sivilleri de hedef alan 135 kimyasal saldırı düzenlemişti. Kimyasal silahlar dâhil yaptığı saldırılarda bir milyon insanın canına kıymıştı. Ama diğer kıyımları ve kimyasal saldırıları bu kadar tepki toplamamıştı. Acaba mazlum sivil halk üzerinden hangi pazarlıklar yapılarak dünyanın iki kutbu bu kadar gerilimli çatışmaya girdi. ABD, Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya’nın mazlum sivil halklara karşı geçmişte yaptıkları yüzünden insanlık karneleri hiç de temiz değil. ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adına Filistin, Mısır, Irak ve Suriye’de yaptığı ve yaptırdığı katliamlar hala sıcaklığını koruyor. Rusya ise yıllardır Suriye’de Beşşar Esat katilinin iktidarını devam ettirerek, aynı zamanda savaş uçakları ile sivil halkı öldürerek zalim uygulamalarına hergün yenisini ekliyor. O zaman bu restleşme neden? Anlaşılan o ki mesele kimyasal saldırılarda öldürülen 78 mazlum insan değil. Çünkü insan öldürmede adeta yarış eden, ölen insan müslüman ise İsrail askerlerinin yaptıkları gibi sevinç naraları atan zalimlerin, mazlum insanları koruma gibi bir hedeflerinin olduğunu düşünmek aptallık, en hafif deyimiyle çok saflık olur. ABD ve Rusya Suriye’de kalıcı menfaat sağlamak için mazlum suriye halkını kullanmak istiyorlar. ABD Başkanı Trump daha önce “Suriye’den çekiliyoruz” ifadesinin Pentagon ve ABD’nin derin devleti tarafından kabul görmemesi sonucu “Kimyasal silah kullanıldı” bahanesi ile yaptığı açıklamadan çark etme imkânını yakaladı. Aynı zamanda bölge ülkelerini kimyasal silahlardan da korumak iddiası ile daha fazla para alabileceği bir ortama kavuştu. Bu kargaşa içinde Suudi Velihadı Prens Salman’ın ABD, Fransa, İngiltere tarafından üst düzeyde kabul görmesinin havasına girerek Suriye’ye karşı askeri müdahalede ben de varım demesi, fillerle hamam böceğinin beraberliğini hatırlattı. Türkiye adil ve büyük ülke olduğunu bir kez daha dünyaya gösterdi. Doğu Guta’da kimyasal saldırıya uğrayan mazlum insanları Fırat Kalkanı ile korumaya aldığı bölgelere yerleştirdi. Onların insani ihtiyaçlarının giderilmesi için çalışmalara başladı. Zalimler çıkar peşinde mazlumları katlederken Türkiye mazlumların yaralarını sarmayı bir kez daha üstlendi.

Emperyalist güçlerin Türkiye’nin arabuluculuğuna razı olması ile bu badirenin atlatılacağı anlaşılıyor. Dünyada adalet ve barışın hâkim olması için daha yapılacak çok şey var çok…  Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48