Hızla akıp giden yaşamın ortasında duraksayıp etrafıma baktığımda savrulduğumu ve hayallerimin ötesinde bir yer de bulunduğumu fark ettim. Yönünü kaybeden zihnimin bulunduğu yeri kabul edememesini yadırgamıyordum.

Çocuklarla iyi anlaşmamın nedeni aynı gönüllere sahip olabilmektendi. Çocuklar çok fazla düşünmezlerdi, yaşadıkları anlar onlara yeterdi; tıpkı bana yettiği gibi…

İş ortamı, sosyal ilişkiler ve yaşanılan hüzünler… Bunların sonucunda artık anlık yaşamanın verdiği huzursuzluğu doğurdu. Niyetlerin bencilliği hesap yapmama neden oluyordu.

Düşüncelere dalmışken kuş sesleriyle kendime geldim. Neydi acaba benim derdim? Yıllar geçip giderken hala kendimi keşfedememiştim.

Araştırmaya başlayınca insan, bir doğrunun diğerinin de yakasından tutup sürüklediğine şahit oluyor. Çok basit gibi gözüken eksikliklerin, rahatsızlığını kabullenişimizin ve hayatı zorlaştırdığımızın farkına vardırıyor.

Düşünmek ve düşlemek ne kadar büyük eylemler; tıpkı başlangıçların ve sonların sunduğu güzellikler gibi, yok oluşlarının oluşturduğu ürperti gibi. Hem bağımlı hem bağımsız; hepimizin kapılmak istediği akış gibi.

İstediği zaman toprakla buluşan bir yağmur damlasıyla karşılaşmadım henüz. Bulutların, esintilerin etkisiyle en doğru zamanda ortaya çıktıklarına şahit oldum. Doğanın sabrına olan hayranlığımı da her defasında tazeliyordum.

Küçük karıncaların bile bir yönü olması beni etkiliyordu. Doğa amacı olmayanların fazlalık olduğunu; bedenlerini toprakla buluşturarak ispatlıyordu. Kimine göre acımasız kimine göre de gerekli olan bir yaptırımdı.

Gözlerimi kapatıp bir yıl öncesine döndüğümde zamanın ne kadar hızlı ilerlediği aklıma ilk gelendi. Okuduklarım, düşüncelerim, hayatın akışına kapılıp yaptığım hataların geçte olsa farkına varmalarım… En çok özlemini çektiğim duygu ise sık sık söylediğim gibi aitlikti…

Mekan keşiflerimle yaşadığım bağımlılıkları aşmak kendime karşı verdiğim en büyük mücadele oldu. Koptum, duruldum… Kendimi arayışımı durdurdum. Uyunmanın ıstıraplı olduğunu biliyordum.

Şanslı olduğumu düşündüğüm konu ise sevdiğim meslekte yer alıyor olmamdı. Çocuklarla buluşmam hayatımı anlamlandıran zamanlardı. Öğretmenlikte amaç onlar için bile olsa kendine iyi davranmak olmalıydı.

Her çocuk özeldi. Her zaman seçimlerinin ellerinde olmadığını fark etmek; en yaramazını bile kabul etmemiz için yeterliydi.

Amacınızı, yönünüzü asla kaybetmeyin; kaybetmeyin ki kendinizi ziyan etmeyin! Sağlıklı bir ruh hali sağlıklı bir bedende gizli. Her araştırmam da vardığım sonuç önce bedenen elde edilen dinginlikti. O halde dayandığınız sevdiğiniz varlıklar için yeni yıl da kendinizi toparlama vakti. Ardınıza bakmadan ilerleyeceğiniz, her mutlu olduğunuz da mutlu edeceğinizin farkında olup kendinize değer vermenizi umarak bu hafta ki yazımı sonlandırmak istiyorum. Her zaman huzurlu, sağlıklı ve mutlu olmanız dileğiyle… Haftaya yeni umutlarla görüşmek üzere hoşçakalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48