Tarih boyu Ortadoğu birçok medeniyete beşiklik etmiş, birçok istilalar yaşamış, birçok sürgünlerin ve ilticacıların yurdu olmuştur.

Kavimler buralardan geçerek Afrika kıyılarına ve Avrupa içlerine göç ederken bu coğrafyalara kültürel, bilimsel katkılarda bulunmuşlar, bu coğrafyalardan da birçok şeyler alıp öğrenmiş ve beraberinde götürmüşlerdir.

İnsanın olduğu her yerde her zaman kavgalar, savaşlar eksik olmamıştır. Ortadoğu gibi işgal, istila, iltica ve kavimler göçünün durağı ve mekanı olan bir coğrafyada savaşlar, ölümler, baskı ve zulümler ve bunların getirdiği mağduriyetler hep olagelmiştir.

İnsanlığın ve medeniyetlerin beşiği Ortadoğu’da huzur olmuşsa Asya’da, Afrika’da ve Avrupa’da da huzur olmuştur. Ortadoğu huzursuz iken bundan dünyanın birçok bölgesi ve ülkesi de direk ve dolaylı olumsuz olarak etkilenmiştir.

Üç dinin de kutsal merkezi Kudüs ve dünya enerji kaynaklarının büyük bir kısmının rezervleri bu topraklarda bulunmaktadır. İnsanlık için değeri maddi ve manevi alanda paha biçilmez olan bu topraklar tarih boyu dinlerin, kültürlerin ve medeniyetlerin çatışma ve savaş alanı olmuştur.

Aynı zamanda burası Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz’de Aden Körfezi, Süveyş Kanalı, İstanbul ve Çanakkale Boğazları gibi askeri ve ticari açıdan stratejik ulaşım yollarına sahip bir bölgedir. Türkiye olarak biz işte bu coğrafyada yaşıyor, burada ayakta ve hayatta kalkmanın mücadelesini veriyoruz.

Uzun zamanlardır başta PKK olmak üzere bizimle savaşan terör örgütleri batılı ve doğulu değişik istihbarat örgütleri tarafından yönetilip, yönlendirilmekte, beslenip büyütülmekte, korunup muhafaza edilmekte, eğitilip üzerimize salınmaktadır.

Bu örgütler kendi çıkarlarına destek veren ve yardım eden birçok devlet için de terör taşeronluğu yapmakta, bize ve kardeşlerimize karşı vesayet savaşları sürdürmektedir.

Sınırlarımızda Türkiye’ye karşı faaliyet gösteren, bir Kürt devleti kurma hevesinde olan PKK, PYD ve türevleri gibi ayrılıkçı, ırkçı, Marksist örgütler ABD, Rusya, İran, Ermenistan, Suriye, Irak, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail tarafından beslenmekte ve kullanılmakta olduğu herkesçe bilinmektedir.

Dost bilinen komşu, müttefik ve düşmanlarımız tarafından yollarımızın kesildiği, önümüze sayısız engeller ve problemlerin konulduğu, sadece PKK ve türevlerine karşı değil Yunanistan, İran, Suriye Ermenistan gibi devletlerle de ayrıca ABD, Rusya ve İsrail gibi devletlerle de açık veya gizli mücadele ettiğimiz bilinen bir gerçektir.

Küresel emperyalizmin kartlarını yeniden kardığı, harita ve sınırların yeniden dizayn edildiği, orta ve uzun vadeli stratejik hesapların, hegemonya savaşlarının kıran kırana devam ettiği bir bölgede millet olarak dik durabilmek ve kendi mücadelemizi gelecek nesillere aktarabilmek için bu toz duman içinde varlık, birlik ve dirlik mücadelemizi her ne pahasına olursa olsun sürdürmek zorundayız.

Bir asırdır uyutulan, uyuşturulan ve batı emperyalizmine kul ve köle edilerek mankurtlaştırılan bir milletin çocukları olarak artık ayağımızdaki prangaları, ellerimizdeki kelepçeleri kırmak, meselelere emperyalist batının gözüyle değil kendi gerçeklerimiz, kültür ve medeniyetimiz, kendi kadim değerlerimizin penceresinden bakmalıyız.

Ne doğu ne batı, ne kuzey ne güney diyerek milletimizin ve dostlarımızın menfaati ve geleceği hangi tarafta ve yönde ise oraya yönelmek, kendi limanlarımıza doğru hareket etmek, menfaatlerin kesiştiği bir bölgede kendimize ait alanlar ve yollar açmak durumundayız.

Zeytin Dalı Harekatı’yla bu yolların ilk km taşlarının konulacağına, konulması gerektiğine inanıyorum. Allah cc ordumuza, yurdumuza ve milletimize zeval vermesin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48