Stres konusunu bitirmeden bir noktaya daha değinmem lazım. O da ‘distress ve eustres’  olgusu. Distres; olumsuz olay ve beklenti karşısında oluşan stres tablosu, eustres ise olumlu olaylar karşısındaki stres.

Misal ev sahibiyle bir sorun yaşadınız ve birazdan kendisiyle ciddi bir çatışma yaşayacaksınız. Pupilleriniz (göz bebekleri) genişler, avuç içleriniz terlemeye başlar, dizlerinizde istemsiz kas atışları ve kaslarınız oldukça gergin. Bu durum distres olgusuna oldukça iyi bir örnek.

Diğer yandan birazdan sevgilisiyle ilk randevusuna çıkacak olan bir ergeni gözlemleyecek olursak onda da aynı fiziksel ve kimyasal pozisyonun korunduğunu göreceğiz. Aynı gerginlik, aynı heyecan dalgası, fiziksel bulgular. İyi görünecek miyim, doğru konuşabilecek miyim, beğenecek mi gibi bir dizi sorular taze ergenimizde de kalp atışlarını aritmik bir düzeye indirgeyecektir.

Selye'ye göre distres ve eustress in en yüksek olduğu grafik, en iyi performansın sergilenmesine zemin oluşturuyor. Bu duruma da ilişki bağlamında bir örnek verebiliriz. Karşıdaki kişiye duyduğunuz romantik ilgiye eustres; onu kaybetme korkusu yaşamanıza da distres eşlik edecektir. Yani sevdiğiniz için oldukça mutlu, kaybetme korkusu yaşadığınız için de kaygılısınız. Kaybetmemek için de çaba sarf edersiniz.(Çiçekler, sürprizler, şımartma stratejileri vs.) Sevdiğiniz için de birlikte geçirdiğiniz vakit oldukça eğlenceli ve doyurucu geçecektir. Sonuç olarak oldukça yüksek performansta bir ilişki grafiği sergilersiniz.

Ama sadece sevseniz kaybetme korkunuz olmayacak ve davranışlarınızda bir ‘zaten elde etmiş olma’ rahatlığı sinecektir. Ya da sadece kaybetme korkusu olsa kaygınızı ona da yansıtacak ve ilişkiyi büyük ihtimalle bir çıkmazla baş başa bırakacaksınız.

Aynı şeyi üniversite sınavına girecek olanlar için de örnekleyebiliriz. Sadece umutla yaklaşılması çalışma performansını düşürecek; sadece kazanamama korkusuyla yaklaşsa gene verimli çalışma sistemi bozulacaktır. Dolayısıyla umutlanması ile kaygılanması yükseklerde ama birbirine çok yakın olduğu zaman en iyi çalışma performansını sergileyecektir.

Gerçek yaşamımızda ne kadar da benzer durumlarla karşılaşıyoruz. Sadece umut ederek yaklaştığımız durumlarda yaşadığımız nice hayal kırıklıkları...  Ya da sadece kaygıyla yaklaştığımız durumlarda yaşadığımız ne kadar gereksiz yılgınlıklar. Hayat bize sessizce şunları fısıldıyor oysa: Hiç bir zaman tam olarak emin olma. Ya da: Hiç bir şeyden tam olarak ümit kesme. Üzerinde çalış ve ümitle bekle.

Yaşam baştan sona bir öğretiler bütünü esasen. Yaşamı doğru okumak, onun kendi kurallarını gerçekten özümsemek psikolojik sağlığın en önemli sigortası da aslında. Bir yazımı ‘hayatın kuralları’ na ayırmak hiç de gereksiz bir uğraşı olmayacak. Evet, yapacağım bunu.

Sağlıcakla kalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48