Yarın olsa dedim kendi kendime. Yarın olsa ve tıpkı vaftiz olmuş ve adanmış gibi; evkaristiya ayininden ezeli beklentiyle dolmuş gibi arınsam ve bir ümitle yeniden dirilsem. Varlığım ulvi bir anlama bürünse ve çehremdeki her kırış bu anlamı yansıtıyor olsa.

                Yarın olsa ve umutlu gelecekten müjdeler barındırsa yarın. Ağaç dallarının tomurcuklanması gibi, suya düşen turuncu gazellerin huzurla yüzmesi gibi. Her şey iyiye gidişin işaretlerini taşısa. Entropiye inat bir evrimleşmeyle kötülüğün metamorfozunu değil iyiliğin doğuşunu temaşa etsem. Bilsem ki kırık dallar yeniden hayat bulacak, çocuklar huzurla gülümseyecek…

                Yarın olsa ve bugüne ait her şeyi silip süpürse. Pencereden başka güneşler doğsa, başka rüzgarlar dolsa panjurlardan içeri. Pembe bulutlardan ışıltılı yağmurlar düşse, neşeyle ötüşüverse kızılgerdan kuşları.  Her yandan ebemkuşağı sarsa şehrin üstünü. Ruhlarda yeni bir tavır, belleklerde bakir alanlar. Ve insan yeni baştan tanımlasa her şeyi.

                Yarın olsa ve birden dönsen. Hiç gitmemiş gibi dönsen. Hiçbir çiçeği susuz bırakmamış gibi. Bir göçmen istilası, bir dolu vurgunu, bir tipi gecesi gibi dönsen. Her yanı kaplasan. Gözler senden başka bir şey görmese. Yavruların annelerine kavuştuğu gibi dönsen, askerliği biten yeni yetme yavru gibi; hasret ve özlemle. Bir sahilde sen olsan ansızın karşılaştığım. Tüm hücrelerim yeniden doğsa, eskiler ölse birer birer. Deniz senden ibaret olsa ben senden ibaret olsam…

                Ah! Ne kadar sıkıcı oldu yaşanan tekrarlar. Yarının bir anlamı olmalı ki sevinçle giriverelim yatağa. Erkenden uyanmak için. Dün tükendi, bugünü harcıyoruz. Elimizde bir tek yarın var bence. Hayallerimizin süslü örtülerinde sımsıkı saracağımız bir yarın. Ümidin her türlü siparişini özgürce ısmarlayacağımız bir yarın. Buğulu camlara adını kaç kere yazsam?

Ve yazsam yarın için iyi bir sipariş olur mu?

                Belki de olur. Belki de buğulu camlara yazmalıyız; kardeşliği, barışı, huzur dolu uyanışları. Çiğdem dolu baharları ve sonsuz aydınlıkları. Özgürlükleri ve affetmeyi. Affedilmeyi de yazmalıyız buğulu camlara. Yarınlara hakiki yatırımlar yapmalıyız. Korkak, kararsız ve ucu açık değil. Yarınları mecbur kılmalıyız siparişlerimize. Yarını çağırmalıyız, ısrarcı olmalıyız. Kendisinden ümit kesilen bir postacı olmamalı yarın. Gelişiyle kutlama yapılacak bir bahar olmalı.

                Olmalı ki yarınlar kendini kıymetli bir misafir gibi hissetsin. Ve çağıldısı bir gece öncesinden hissedilsin. En karanlık hücrelere ışık huzmeleriyle gelsin. Elinde hediye bohçalarıyla, felsefemizi değiştirecek bir derviş, ruhumuzu aydınlatacak bir ufuk gibi gelsin.

Ve gelsin artık; yetmez mi beklemeyi bile bu kadar unuttuğumuz?

                Gelsin ve ülkemin dört yanında kutlamalar başlasın. Gelsin ve sonuçsuz, anlamsız kavgalarımız bitsin. Gelsin ve anlamsız mesafe koyduğumuz herkesle kucaklaşalım. İyi ki geldin yarın, diyelim. İyi ki geldin.

                Mutlu yarınlar efendim, sağlıcakla kalın…

               

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48