Nasıl olsa köhnemiş bu dünya. Değerler yerlerde, günahlar ayyuka çıkmış, zulüm almış başını gidiyor. Bir tekme de sen atmışsın yetime; çok mu? Yakıştır, yakıştırabilirsen kendine.

Dünyada tek “doğru” sen misin? Bilge öğütleri senin için mi yazılmış, din sana mı indirilmiş bir tek? Herkes yanlışken sen mi yücelteceksin doğruyu? Bas tokadı güçsüzün suratına; topla toplayabildiğin kadar parsayı, hem bir kerecik vurgun vurgun da sayılmaz, vur gitsin o zaman. Yakıştır, yakıştırabilirsen kendine.

                Doğrular üstünü çizmek içindir dost meclislerinde, sohbet halkalarında. Doğrular konuşulur, tartışılır, en doğru kimin doğrusu olacak yarışı yapılır. Bırakılır gidilir sonra. Sistem denir, zihniyet deniz, zaten düzen böyle denir ve unutulur. Kim karşı çıkabilir senin bir kerecik düştüğün yanlışa? Sen de bir nefis taşımıyor musun?

Pekâlâ, hakkın olmayanı gasp edebilirsin bir kereliğine. Ruhun bile duyup vicdanını sızlatmasın. Hem günahlar gizli işlenir, değil mi? İyiliktir herkes görsün diye yapılan. Yap gaspını, yakıştır yakıştırabilirsen kendine.

                Dünyaya on kere gelmeyeceğiz. Gülersek burada gülecek, ağlarsak burada ağlayacağız. Herkes bir şekilde bulmuyor mu yolunu? Hem sen başkaları gibi misin? Kalbin cümlesinden temiz. En doğruyu bilen, en pir ü pak görünen sensin. Senin de yok mu eğlenmeye hakkın? Bu kirli düzene bir katkı da sen yapmışsın çok mu? Düşünme sonunun ne olacağını. Dibine kadar vur eğlencenin; seninmiş, başkasınınmış sana ne? Kapat gözünü ve dal günahlar âlemine. Yakıştır, yakıştırabilirsen kendine.

                İnsan olmanın yükü senin mi sadece? Uygarlığı sırtında sen mi taşıyacaksın? Adaleti, iyi olmayı, haysiyeti ve şerefi sana mı zimmetlemişler? Hah! Gülerim buna. Sen de yaşa diğerleri gibi. Bırak dürüst olma mavralarını, erdemli davranma numaralarını. Aynaya bak ve gör kendini. Kaçırdığın nice can yakan güzellikler var. Hepsinin peşine düş. Tutabildiğin senindir. Tutamadığın kaderin. Tut ve yakıştır; yakıştırabilirsen kendine.

                Korkacaksan yalnız ve bir şey yapamadan gitmekten kork; utanmaktan, ayıplanmaktan değil. Erdemler ve dürüstlük takıntılarıdır insanı eğlencesiz, çevresiz bırakan. Hadi sen de dal alemine keyif almanın ve zevkin. İnce düşünmek tapulu malın değil ya! Yap aklına esen her şeyi çok geç de kalmadan. Yakıştır yakıştırabilirsen kendine…

                İç âlemimizin duvarlarına çarpan, erdemden ayağımızı kaydıran “id”sel seslenmelerdi bunlar. Günah öncesinde vicdanımızı susturmaya dayalı uyuşturucu telkinlerdi. Uyup uymamak kendimize yakıştırmakla ilgili tabi ki.

                Kendimize yakışanı yapacağımız bir yıl olsun, iki bin on sekiz.

Mutlu yıllar efendim, kalın sağlıcakla…

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48