Bugün çevremizde yaşayanların sözlerinden, Yahudilere muhabbet ve sevgi besleyen kişilerin - bu kadar zulüm ve vahşetlerine rağmen- varlığını üzülerek görüyoruz. Halbuki gayr-ı müslim ile özellikle Müslümanların aleyhinde olacak şekilde onların yanında yer almak ve onlara muhabbet etmekten Cenab_ı Allah bizi şiddetle menediyor. Bununla ilgili “Fi Zilal-il Kur’an” tefsirinde ilgili ayetlerin yorumuna kısaca bakalım.

 “ Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dost olarak benimsemeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa, o da onlardandır.” (Maide 51)

Resûlullah hadisleri ile bunu nehyetmiştir. Bu hususta İbni Cerir şöyle rivayet ediyor:

“Ubade bin Samit, Resûlullah’a geldi ve şöyle dedi:

“ Ya Resûlullah, benim Yahudilerden birçok dostum var. Ama ben, Yahudi’nin dostluğundan uzaklaşıp Allah ve Resulünün dostluğuna sığınıyorum.”

Münafıkların reisi Abdullah bin Ubey’de şöyle dedi:

“Ben, felaketlerden korkarım. Onun için dostlarımın dostluğundan vazgeçmem.”

O zaman Resûlullah, Abdullah bin Ubey’e şöyle hitap etti:

“ Ya Eb-el Habbab, Ubade bin Samit’e karşı cimrilik yaparak Yahudilerin velayetini (sevgisini) tercih etmen senin için ondan daha aşağıdır. Öyleyse kabul ediyorum dedi Abdullah.”

Bunun üzerine Allah şu ayeti inzal buyurdu:

“ Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dost olarak benimsemeyin.” (Fi Zilal.Cilt 4.s.289)

Evet, Abdullah bin Ubey, Yahudilere dostluk ve onların ittifakına, desteğine, yardımına yapışmak için sarf ettiği gayrete mazeret olarak şöyle diyordu:

“Ben, musibetlerden, başımıza felaketler gelmesinden, şiddete maruz kalmamızdan, sıkıntıya düşmemizden korkarım…” 

İZZET ALLAH’IN TARAFINDADIR!

Bu delil kalpteki hastalığın ve iman zafiyetinin alametidir. Dost; sadece Allah’tır. Yardımcı O’dur. Ondan başkasından yardım ummak, istemek, beklemek dalalettir. Faydasız bir gayrettir. Hatta bazı Müslümanlar güç ve iktidar sahibi olmak için Yahudiler ve Hristiyanlarla birlikte olmaktan bir beis görmüyor, bunu aleni bir şekilde ortaya koyuyorlar. İbni Selül’ün ileri sürdüğü delil gibi günümüzün şartlarına uygun birçok mazeretler, deliller, maslahatlar ileri sürerek, kendi müntesiplerini ikna edici tavır ve davranışlarda bulunuyorlar. Bu davranışlar bütün tarih boyunca gelip geçen ve gelecek olan İbni Selül’lerin tavır ve davranışlarıdır. Oysa ki, bu bozguncu, fitne ve fesat zındıka şebekesine karşı bir Müslümanın duruşu  Ubade bin Samit’in duruşu gibi olmalı, onun davranışı ve tavrını ortaya koymalı, sadece ve sadece güç, izzet ve yardımı Allah’tan ve onun resulünün tarafından beklemelidir.

Bunlar, farklı iki düşünceden ve birbirinden ayrı iki şuurdan neşet eden iki zıt örnektir. Bu bakış açısı ve davranış şekli tarih boyunca devam edecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48