Bugün bir haber okudum, tüylerim diken diken oldu. Emrah Serbes kalemini çok sevdiğim yazarlardan biridir. Aynı zamanda vicdanını, merhametini, insanlığını takdir ettiğim yazarlardan biri. Kimine göre şov gibi gelse de, Emrah Serbes çoğu insanın yapamadığı ve yapamayacağı bir şey yaptı ve sahip olduğu vicdanı sayesinde kendini adalete teslim etti.

22 Eylül Cuma günü İzmir-Aydın otoyolunda Emrah Serbes ağır bir kazaya karıştı. Kazada Özçelik ailesinden 59 yaşındaki baba Ayhan Özçelik ve 16 yaşındaki kızı Zeynep Özçelik yaşamını yitirdi, 51 yaşındaki Nilgün Özçelik ise ağır yaralandı. Kazanın sorumluluğunu ise Serbes’in arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve cezaevine girdi. Emrah Serbes ise olayın üstünden tam bir hafta sonra sosyal medya hesabı üzerinden ‘Suçu üstleniyorum’ dedi ve adalete teslim oldu.

Serbes neden suçu hemen üstlenmedi?

Emrah Serbes’in suçunu itiraf edip adalete teslim olmasının hemen ardından sosyal medya her zamanki gibi linç kampanyası yürütmeye başladı. İşe sadece ‘goy goy’ yapma penceresinden bakan dar görüşlü insanların linç girişimlerinin ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Olaya biraz ‘empati’ penceresinden baktığımızda, iki kişinin ölümüne sebep olmak, hele ki 16 yaşında genç bir kızın ölümüne sebep olmak vicdanen gerçekten çok ağır. Bunu da Serbes, “Ölen genç kız, bir çocuk, 16 yaşında. Hiçbir şey bir genç kızın hayatından daha değerli değildir” ifadesiyle belirtmiş zaten. Suçu üstlenen Kenan Doğru ile her koşulda birbirlerini kolladıklarını belirten Serbes arkadaşı için, “Bu hadise nedeniyle hiç kimseye bir şey söylemeden sonuna kadar cezaevinde benim için yatabilecek bir insandıifadelerini kullanmış. Neden hemen üstlenmedi sorusunu kendi bakış açımla şöyle cevaplayabiliyorum; olayın travmatik etkisini atlatması bir haftasını aldı. Tekrar tekrar vurguluyorum, senelerdir kalemini adaletin mürekkebine bulayan bir yazarın içinde kopan fırtınaları anlamadan yargılamak doğru değil.

“Keşke kazada ölen ben olsaydım”

“Savcılığa geldim ve kendim teslim oluyorum. Hayatını kaybedenleri geri getirmeyecek olsa da cezam neyse çekmeye hazırım. Hayatını kaybedenlerin yakınlarından özür dilerim. Keşke bu kazada ben ölseydim. Hayatı boyunca haktan, hukuktan, adaletten bahsetmiş biri olarak bundan sonra doğan her gün benim için bir azap olacak. Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanının azabından kaçamazsın.”  Serbes’in paylaşımının son cümleleri bunlar. Okurken benim içim sızladı, sizin sızlamadıysa diyecek bir şeyim yok.

Vicdan bir yastıksa eğer

İşim gereği her gün onlarca kaza haberi görüyorum. 10 haber okuyorsam en az 2 ya da 3’ünde kazaya sebebiyet veren şoförlerin olay yerinden hızlıca kaçtığını okuyorum. Genellikle de kendileri teslim olmuyor, şehirlerarası yollarda, bir arkadaşlarını evinde yani bas baya kaçarken yakalanıyorlar. Yani demem o ki vicdan bir yastık, kimine kuş tüyünden, kimine dikenden… Emrah Serbes ise dikenli bir yastıkta uyumaya ancak bir hafta dayanabilmiş.  Ya vicdan yastığı olmayanlara ne demeli?

Sevgilerimle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48