Hz. Peygamberimiz, kameri aylardan Rebiülevel ayının 12. gecesinde dünyaya teşrif etmişlerdir. Kasım ayının 29'unu 30'a bağlayan gecedir, kutlu doğum gecesi.

Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm iddia-yı nübüvvet (peygamberlik iddiası) etmiş, bunun için de mucizeler göstermiştir. Gerçi, İslam araştırmacıları, nübüvet delilleri ve mu'cizeleri bin kadardır demişler; fakat binler, belki yüzbinlerce, peygamber olduguna dair deliller vardır.

Nasılki sen bir padişahın meclisinde ve gözetiminde desen ki: “Padişah beni filan işe memur etmiş.” Senden o davaya bir delil istenilse; padişah “Evet” dese, nasıl seni tasdik eder.
Öyle de, âdetini ve vaziyetini senin iltimasınla değiştirirse; “Evet” sözünden daha kat'î, daha sağlam, senin davanı tasdik eder.
Öyle de, Resul-i Ekrem (asm) dava etmiş ki: "Ben, şu kâinat Hâlıkının elçisiyim, meb'usuyum.
Delilim de şudur ki: Müstemir (yerleşik) âdetini, benim duam ve iltimasımla değiştirecek.
İşte parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi akıttırıyor.
Kamer'e (Ay) bakınız, bir parmağımın işaretiyle iki parça ediyor.
Şu ağaca bakınız; beni tasdik için yanıma geliyor, şehadet ediyor.
Şu bir parça taama bakınız; iki-üç adama ancak kâfi geldiği halde, işte ikiyüz-üçyüz adamı tok ediyor. Ve hâkeza yüzlerce mucizeleri böyle göstermiştir.
Hem, şu zâtın (asm) doğruluğunu ve peygamberliğini ortaya koyan deliller yalnız mucizelerine münhasır değildir.
Belki dikkat dikkat ehli için, hemen umum harekâtı ve fiilleri, halleri ve sözleri, ahlâkı ve davranışları, iç ve dış görüntüsü, sıdkını ve ciddiyetini isbat eder.
Hattâ meşhur Benî-İsrail alimlerinden Abdullah İbn-i Selâm gibi pek çok zâtlar, yalnız o Zât-ı Ekrem'in (asm) sîmasını görmekle, “Şu sîmada yalan yok, şu yüzde hile olamaz!” diyerek imana gelmişler.
Risaleti umumî olduğu için, hemen ekser kâinatta bulunan türlerle ilgili birer mu'cizeye mazhardır.
Evet, en büyük mucizesi olan "Mi'rac" ile, bir cism-i arzı, (yani bir yeryüzü cismini ), semavatta (gökyüzünde) gezdirmekle semavatın sekenesine (gök sakinlerine) ve âlem-i ulvî ehline rüçhaniyeti/üstünlüğü ve mahbubiyeti gösterildi ve velayetini isbat etti. (Bir kudsi hadiste; habibim sen olmasaydın kainatı yaratmazdım, diye ifade edilerek "mahbub" olduğuna dikkat çekilmiştir)
Öyle de: Arza bağlı, semaya asılı olan Kamer'i, yani Ay'ı, bir arzlının işaretiyle iki parça ederek arzın sakinlerine, yani dünyada yaşayanlara, o arzlının, o dünyalının risaletine öyle bir mu'cize gösterildi ki: Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) Kamer'in açılmış iki nuranî kanadı gibi; risalet ve velayet gibi iki nuranî yönüyle mükemmelliğin ve yükselmenin en son noktasına uçmuş; tâ Kab-ı Kavseyn'e çıkmış, hem ehl-i semavat hem ehl-i arza medar-ı fahr olmuştur." RNK- 19.Mektup.
Kısacası ; Ay'ın yarılma mucizesi ile yeryüzünde yaşayan insanlara ve cinlere kainatın Yaratıcısı, Sanii ve Sahibinin yanında ne kadar sevildiği gösterildiği ve ispat edildiği gibi; Miraç mucizesi ile de, semavattaki meleklere ve ruhanilere karşı da en üstün bir varlık olduğu tasdik edilmiştir.
Ne mutlu o kimseye ki, bu zatın sünnetine ittiba eder, adetini ibadete çevirir. Cennete layık bir mevki kazanır.
Yazıklar olsun o kimseye ki, sünnetini beğenmeyip yüz çevirir. Cehenneme kömür olacak bir derekeye düşer.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner38