Hala gözlerin kapalı. Uyan diye bağırdıkça derin nefes alışverişinle rüya âleminde dolandığını kanıtlıyorsun da beni inandıramıyorsun. Basitti, yastığına başını koyduğunda uyuman oldukça basitti senin için. Ah ne çok isterdim bu yeteneğini sahiplenmeyi, düşünmeden; düşünecek bir konuya sahip olmadan anı yaşamayı bilmeyi.

Her soda içişimde her yudumum da o kelimelerin etkisi gibi ağzımda hafif bir uyuşma, beynimde ise acı hissiyatını yayma çabası oluşuyor.  Sen beni düşünüp yanılıyorsun; ben de seni düşünüp kurguluyorum. Derken yine aynı yerimizde sayıyoruz. Birbirimizden haberdar olmadan yaşıyoruz.

İlahi bir yasa olmalı. Alışkanlık mı ihtiyaç mı diye düşünürken uykusuzluğu ateşlemem kaçınılmazdı. İşin garip tarafı iyileşme sürecimin olduğunu biliyor olmam. Uykunun hem iyileşme hem de yaşamın devam etmesi için gerekli olduğunu kabul etmem gerektiğini bilmem.

Ne çok şey biliyorum. Öyle ya hep biliyorum. Öğrendiklerimle ne kadar cahil olduğumu hep biliyorum. Bilgeliğin öğrenilemeyeceğini zamanın ölçülemeyeceğini her gün tekrar tekrar anlıyorum. Anlamsızlığı kabul edip zamanımı çarçur edip savuruyorum dört bir yanımdakilere. Bencilliğim ilk defa beni yalnız bırakıyor, harcıyorum günlerimi büyük bir sabırsızlıkla. Çürümüş anların çokluğu savuruyor gönlümü, vücudumun ıssız rüyalarına.

Saçımdan bir tel çekiliveriyor, tokamın kıskaçlarıyla. Yarınlara hasret çocuklarımın çabaları gözümün önüne geliyor, saf hani halleri... Öyle çok içim yanıyor ki şehitlerimizin mecburiyetlerini içimde bastırıp, bütün dünyadaki fırsatları önlerine sermek istiyorum mecbur kalan kabullenişlerine, seçemediklerine.

Hatırladığım uyanmalarını sağlamaktı ama yine yanılmam kaçınılmazdı. Uyutmalıyım artık onları da… Uykunun mucizesini anlatmalıyım, herkesin kabul ettiğini örnek verip; mutluluğun sırrı haline geldiğini yineleyip uykunun mucizesini hatırlatmalıyım.

Tembelliği ahlaksızlık olarak kabul ederim ya da ederdim. Neden önemlidir ki benim düşüncelerim? Vazgeçişlerimi duysanız beni okumayı bırakacağınızdan eminim. Ne kadar da güzeldi, üzüldüğü(m)nü bilmemiz. Biz hep en iyisini bilirdik, üzülmeler mutlaka birilerini mutlu ederdi.

Uyumakta uyanmakta bir mucizeydi. Zihnim de istediğinde herkese hak verebilecek yeteneğe sahip. Saatlerde, plakalarda, insanlarda benzerlik bulma isteyişi de tıpkı duygudaşlık yeteneği gibi gün geçtikçe artan bir ilerleyişte.

Zihnim uykuyla beraber mucizelerini sergilemekteydi. Az insan farkına varıp, imrenir; gözleri açık olup dalgın olanlara, ayakta bile uyumayı sağlayanlara.

Bense naçizane uykuyu bırakalı ama yeni başlamayı düşünenlerdenim. Fark ettim ki geçmişten umudu kesip geleceğe yönelmenin haddinde değilim. An’da kalabilmekse benim için pek mümkün değil. Yaşadığımız travmalar gün geçtikçe daha da belirginleşip bize geleceğin karamsarlık olduğunu bildiriyor. Öyleyse ne diye kendimizi üzelim. Bırakın geçmişin umudu yüreğimizi oyalayıversin. Zaman ya bu akıversin…

Uyanabildiğiniz, masumiyetinizi ve sabrınızı koruyabildiğiniz bir hafta olması dileğiyle… Esenlikler içerisinde kalın sevgili okurlarım, benim serzenişlerime aldırmamaya çabalayın ya da çabalamayın. Evet evet en iyisi kendinize bir çimdik attırın. Tembelliğin bir seçim olduğunun farkına varıp sonradan yakınmayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48