Türkiye-İsrail ilişkileri “One Minute” ile ‘Mavi Marmara’ katliamından sonra bıçak sırtı gitmeye devam ediyor. Yıllarca ABD politikaları çizgisinde sürdürülen geleneksel İsrail-Türkiye ilişkilerinin yerini derin bir sessizlik ve teyakkuz aldı. Ne İsrail’in Türkiye’ye, ne de Türkiye’nin İsrail’e bir güveni yok.

ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikası, işgal ettiği ülkelerdeki insanlık dışı işkence ve katliamlar, terörist İsrail devletine verdiği sınırsız destek, Filistinlilere karşı aldığı düşmanca tavır Ortadoğu’daki Müslüman ülkeleri ikiye böldü.

İsrail’in Türkiye ve İran ile arası açık olsa da Mısır ve Ürdün gibi çadır devletleriyle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi para babası petro-şeyhlerin yönettiği ve onlar ile birlikte hareket ettiği kabile devletleriyle arası hiçbir zaman olmadığı kadar kuzu sarması

Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi, mevcut devletlerin bölünmesi, sınırların değişmesi herkesten önceyi büyük İsrail idealine hizmet eden bir gelişme olacağı için Amerika’dan çok İsrail’i memnun ediyor. ABD önce sömüreceği petrol ve ges kaynaklarının, kontrol etmek istediği stratejik deniz yollarının ve bölgelerin derdinde.

Bu proje kendi halklarının üzerinde zulüm, baskı ve devlet terörü estiren irili ufaklı aşiret devletlerini iliklerine kadar titretip korkutuyor. Eninde sonunda başlarına ne geleceğini tahmin eden bu despotlar şimdiden İsrail ile yan yana, kol kola girerek ABD’nin kanatları altına sığınmak için adeta birbirleri ile yarışıyorlar. ABD her zaman olduğu gibi zayıf devletleri ölümle korkutarak köleliğe razı ediyor.

Dört Nisanda Türkiye, Rusya, İran arasında yapılan Ankara zirvesinden en çok rahatsız olanlar başta şüphesiz İsrail ve ABD ile bunların çekim alanından kurtulamayan Suudi Krallığı, Mısır, Ürdün gibi şahsiyetsiz arap devletleridir.

Kendi halklarına ve gücüne güvenmeyen bu aşiret devletlerinin batılı İslam düşmanı devletlerin himayesi altına girmeleri, onlardan yüz milyarlarca silah ve cephane alarak onları güçlendirmeleri, çeşitli rüşvet ve hediyeler vererek kendilerini onlara adeta birer kuma gibi takdim ve teslim etmeleri siyasi namussuzluğun ve ahlaki alçaklığın en uç zirvesi olarak tarihe geçecektir.

Ankara’da yapılan üçlü zirve ve bu zirvede alınan kararlar, İsrail’in ezeli düşmanı İran’la Türkiye’nin yakın iş birliği içinde olması Tel Aviv’in tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Ölümden korkan ve ölümden kaçan İsrail de olsa onun derdine bir derman yoktur.

ABD’nin önce, “Suriye’den çekileceğiz” sonra, “Bir müddet daha Suriye’de kalacağız” gibi her zamanki kaypak ve tutarsız tavrı bu üçlü zirve ile iyice belirsizleşmeye başladı .Zeytin dalı harekatından sonra ABD’nin planları alt üst oldu. Fransa ABD ile birlikte hareket etme kararı aldı. Yani Ortadoğu’da saflar iyice netleşiyor.

Trump ne yapacak, ABD askeri ne zaman çekilecek ve Suriye’deki bu zulüm ne zamana kadar sürecek, şer güçleri coğrafyamızda daha ne haltlar yiyecek… Hepsi bizim iradeli, istikrarlı, güçlü bir Türkiye olmamıza bağlı.

ABD, AB ve NATO’dan, İran’dan ve Rusya’dan ve ne de başka bir ülkelerden bize bir fayda ve yardım gelmeyeceğini bilmemiz ve boşu boşuna beklentiler içine girmemizin bir anlamı yok.

Tırnağın varsa kendi başını kaşırsın, başkalarının tırnağından medet umduğun sürece kaşıntıdan kurtulamazsın. Kimseye ihtiyacımızın olmadığını unutmamaya, ona göre çok çalışıp hayatın gerçeklerine sarılmaya ve geleceğe en güzel bir şekilde hazırlanmaya ihtiyacımız var.

Türkiye’nin kimin bize yardım, destek ve icazet vereceğine değil, kimin bizi ne yaparsa yapsınlar kendi yolumuz ve hedeflerimizden asla durduramayacağı bilmesine ve kendine güvenmesine ihtiyacı var.

Güçlü bir devletin kimsenin yardım ve desteğine, onay ve icazetine ihtiyacı yoktur. Bir aslanın çakalların ve sırtlanların onay ve yardımına hiçbir zaman ihtiyacı olmadığı ve olmayacağı gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48