Şu ara her şey internet üzerinden olup bitiyor, düellolar; tartışmalar, kavgalar, höytleşmeler, ötekileşmeler. Herkes birbirine meydan okuyor. Herkes sosyal medya üzerinden birbirini alaşağı ettiğini zannediyor. Herkes kalemşorluk peşinde.  Herkes kalemiyle birilerini yerin dibine sokmanın derdinde.

Ama bozuk saat de günde iki kez doğruyu gösteriyor bildiğiniz gibi. Birileri onca gürültünün arasında doğruyu savunuyor ya da yanlış savunduğu onlarca cümlesinin arasından iki cümle kuruyor ki, “Vay be adam haklı” diyebiliyorsunuz.

Ahmet Hakan da son köşe yazısında üç noktaya değinmişti, üç noktada da ya tamamen ya da kısmen haklıydı. İlk olarak Yusuf Yerkel ve seneler sonra gelen özür konusuna değinmek istiyorum. Bu konuda, “Dört yıl sonra olsa da... Samimiyeti sorgulansa da... Yapılan eylemle dilenen özür arasında bir orantısızlık olsa da... Özür özürdür” dedi Ahmet Hakan. Ben bu yorumunun sadece ‘yapılan eylemle dillenen özür arasındaki orantısızlığa’ katılıyorum.

İkinci olarak, Cumhuriyetçi Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı aday adayı Muharrem İnce’nin Konya Ereğli’deki konuşmasında kullandığı, “Artık AKP demeyeceğim. AK Parti diyeceğim. Onları da incitmeyeceğim” ifadelerine karşılık “Günaydın” yorumuna tamamen katılıyorum. Zira dikkat ediyorum da AK Parti’den Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan, mutaassıp insanlardan nefret eden aydın(!) insanlar AK Parti yerine AKP demeyi tercih ediyor. Muharrem İnce’nin AK Parti demeyi tercih etmesi gelişmedir. Takdir etmek lazım. Ama tabi yine de “Günaydın”.

 Ve son olarak Barış Atay… Bi tweet atmış, Cumhur İttifakı’nın karşısında yer alan Demokrasi İttifakı’nı kast ederek. Eğer bu ittifak kazanırsa, “Sizi ağlatacağız, her şeyin bedelini ödeyeceksiniz. Daha yeni başladık” tehditlerini içeren bi tweet. Mesaj açık. Ancak hesaplamaları tutmadı Barış Atay’ın. Herkesi kendisi gibi terör sevici sandı. Sözde ekmek almaya giden Berkin’in hesabını soracaktı ya, Berkin’in kim olduğunu bildiğimizi unuttu mesela.  Bu tweet üzerine yazdığı köşe yazısında Ahmet Hakan, Demokrasi İttifakı’na seslendi ve “Bu zihniyete haddini bildirin” dedi. Bu zihniyet neydi peki; Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a diktatör diyenlerin kirli zihniyetiydi. Camilerde ezan sesi duymaktan rahatsız olanların, okullarda ve tüm kamu alanlarında başörtüsünü yasaklayanların, terörü şehre indirenlerin, üniversitelerde asanların kesenlerin, her türlü kirli işin, kirli düşüncenin içinden çıkanların zihniyetiydi. Ahmet Hakan, “Sizin zihniyetiniz bu olamaz, bu olmamalı” dedi kısaca. Ve devamında Barış Atay gözaltına alındı. Avukatı aracılığıyla, “Ahmet Hakan’ın talimatı yerine ulaşmış” dedi Barış Atay ama yine unuttuğu bir şey var. Talimat değildir o, talimat olsa duramazsın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48