Suriyeli istemezüüük!


Seracettin Karayağız

Seracettin Karayağız

19 Haziran 2017, 00:20

Osmanlı’nın bakiyesi olması hasebiyle, Osmanlı topraklarından koparılan birçok ülkenin insanı, dara düştüğünde sığınılacak kapı olarak bizi görmüştür. Gerek 93 Harbi’nde, gerek 1. Dünya Savaşı sonrasında sıkıntıya düşen kardeşlerimiz akın akın Türkiye’ye göç etmişlerdir. Kafkaslar’dan, Balkanlar’dan, Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan, Makedonya’dan, Arnavutluk’tan, Bosna’dan, Sancak’tan… Milyonlarca insan ülkemize göç etti. Bunların hepsini de bağrımıza bastık, köyler verdik, tarlalar verdik, iş verdik, vatandaşlık verdik, okullarımızda okuttuk, onlara özel on binlerce ‘göçmen konutu’ yapıp içerisine yerleştirdik.

Yurt içinden de göçler yaşanıyor, göç edenlere devlet avuç içi kadar dahi toprak vermiyor, fakat dışarıdan gelen göçmenlere veriyordu, hiç kimse de bunlar neden yapılıyor diye tek kelime etmedi. Çünkü gelenler başka ülkeden zulümden kaçarak gelmişlerdi. Soydaşımız, dindaşımız, kardeşimizdi. Yapmamız gereken oydu.

Ancak Suriye’deki savaştan kaçıp bize sığınmalar başlayınca durum ve anlayış birden değişti. Organizeli bir şekilde bir nefret hareketi başlatıldı. Diğer yerlerden gelenlerin bazıları katliama tabi tutuldukları için göç ettiler, bazılarına işkenceler yapıldı, dinlerini yaşamaları engellendi, bazıları ise sadece Türk-Müslüman isimleri yasaklandığı için geldiler.

Suriyelilerin başına ise bomba yağıyordu. Normal bomba, kimyasal bomba ve varil bombası… Bu ‘varil bombası’ denen zıkkım, atıldığı bölgedeki oksijeni emip bitirdiği için, oradaki bütün canlılar nefes alamayıp boğularak ölüyorlar. Katil Esed bu bombadan yüzlerce kullandı. Kimyasalı da öyle. Neticede o veya bu şekilde hepsi insanları öldürmüyor mu?

Bir insanın yerini yurdunu terk edip göç etmesi kolay bir şey değil. Hiç kimse de doğup büyüdüğü vatanın terk etmek istemez, ancak hayatını devam ettirme imkânı bulamıyorsan, yapabilecek başka bir şey kalmıyor. Milyonlarcası göç etti, yüz binlercesi orada can verdi, binlercesi göç ederken yollarda can verdi, botların batması veya batırılmasıyla denize gömüldü. Yunanistan’a geçmeye çalışırken, gemideki Yunanlılar tarafından botun delinme görüntüleri, batan bottan kıyılarımıza vuran çocukların cesetleri, hafızamızdan silinecek görüntüler midir? Allah bir daha göstermesin, yüreğimiz yandı.

Bütün bunlar gözlerimizin önünde yaşanırken hâlâ “Suriyelileri istemiyoruz, memleketlerine gitsinler, neden orada savaşmıyorlar?”  gibi konuşmalar oluyor. Orada savaşan bir grup var zaten, ama savaşmanın da ne kadar bir değeri var belli değil. Aylarca savaşıp bir bölgeyi ele geçiriyorsun, Esed güçleri veya Rusya hatta Amerika havadan her türlü bombayı atıp yerle bir ediyor, adeta canlı bırakmıyor.

Gezi olaylarında ortalığı yakıp yıkan teröristlere tazyikli su sıktığı için Türkiye’yi ‘orantısız güç’ kullanmakla suçlayanlar, Suriye’de kör oldular, dilsiz şeytan kesildiler…

Suriyeli göçmenleri biz fabrikalara yerleştirmedik. Kendileri buldukları işlerde en ağır şartlarda en ucuza çalışıyorlar. Köyler, tarlalar da vermedik. Öyle bir şeye de niyetimiz yok, çünkü Suriye’deki Sünni nüfusun azalıp yerine İran’dan, Irak ‘tan, Lübnan’dan Şiilerin getirilip yerleştirilmesini kabul etmeyiz. Devlet olarak bunun takipçisi olup müsaade etmemeliyiz. Şartlar normale döndüğünde de ülkelerine geri göndermeliyiz.

Şu anda Türkiye , Rusya ve İran’ın yapmış olduğu anlaşma ile bir çok il “ Uçuşa yasak bölge “ ilan edilerek kısmen bir güvenlik sağlanmış durumdadır. İnşallah kısa zamanda bu savaş biter , siyasi bir çözüm bulunur da ülkelerine geri dönerler .

Geçmiş tarihte İspanya’da , Almanya’da zulme uğrayan Yahudileri , Polonyalılar’ı dahi ülkesine kabul edip koruyan ; Balkanlar’dan , Kafkaslar’dan , Doğu Türkistan’dan , Afganistan’dan gelen soydaşları - dindaşları kabul etmişken , Yemen’de , Çanakkale’de dedelerimizle birlikte düşmanla çarpışan Halepli , Şamlı’ların torunlarına karşı “ Suriyeli istemezüüük!...” naraları atmak ,Katil  Esed’in borazanlığını yapmaktan , vicdansızlıktan  başka bir şey değil mi ? …

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.