Şu bizim aydınlar, ne zaman içine düştükleri gaflet uykusundan uyanacaklar ve hakikati çıplak görecekler? Umarım ki, Türkiye’nin başlattığı her alandaki hamleler ile kartondan oluşturulan (amma şuur altında (aydınların) yerleşmiş yıkılmaz çelik kaleler)batı imajı, bir bir domino etkisiyle yıkılmaya başladı. Muhakkak ki, batıdan beslenen bu aydınlar da, onlar için acı da olsa eninde sonunda bu gerçeği kabullenmek zorunda kalacaklardır.

Binaenaleyh bize öyle geliyor, bu aydın/münevver dediğimiz sınıf tam ve ciddi bir kanaatin vereceği bir itminan ile hiçbir vakit kendi kendine şu sözü söyleyemiyor:

İslamiyet, ihtiva ettiği en yüksek hakikatler ve anlayışlar ile insanlık âleminin en muazzam bir dinidir, en sahih ve en mükemmel ruh ve manasıyla alınan “ hazır medeniyetin” hadimi değil, bizzat o medeniyetin kendisidir. Bu nedenle, İslam’ın haricinde kurtuluş ve sulh u selamet bulmak imkânı yoktur.

Şu aydın sınıflara şunu hatırlatmak isterim ki; “Batı dünyası için her yol Roma’ya çıkarsa”, Müslüman dünyası için de her yol Mekke’ye gider. Yani bu iki (Müslüman Doğu ve Hristiyan Batı) âlemden her biri başka bir yol, başka bir hedef, başka bir gaye ve başka bir istikamet üzere yürüyorlar.

Hiç kimse inkâr edemez ki, Batı dünyasının gayesi, anlayışı, temayülatı, ihtiyacatı ve bunları karşılamak için başvurduğu vasıtaları ile Müslüman dünyası arasında ki fark; Hıristiyanların ahlaki ve sosyal düşünceleri, örf ve adetleri, kültürleri ve bunun üzerine bina edilmiş yaşam şekilleri, İslam’ınkilerle arasında kocaman bir uçurum vardır. Öyleyse Batının sırf kendi ihtiyacını düşünerek kabul etmiş olduğu gerek sosyal, toplumsal ve gerekse de siyasal müesseselerin, velev istenildiği kadar tadil edilsin, bize uygun geleceğini zannetmek pek açık bir hatadır.

MEDENİLERLE ARAMIZDAKİ DERE PEK DERİNDİR!

Bediüzzaman’ın ifadesiyle; “Umur-u diniyede müsamaha ve teşebbühle medenilere yanaşmayınız. Zira aramızdaki dere pek derindir. Doldurub hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya sizde onlara iltihak edersiniz veya dalâlete düşer boğulursunuz.”

Gerçek şu ki, bu iki âlem arasında o kadar esaslı farklar vardır ki, hiçbir ta’dil bu farkları ne ortadan kaldırabilir ne de hafifletebilir.

Peki Batı âlemi hakkında neden aydınlarımız hala bu büyük hatalarını sürdürüyorlar? derseniz;  asırlardır müslüman kavimlerin üzerinde büyük tahakkümler kurmuş ve onların üzerindeki hâkimiyetlerinin tesirinden başka bir şeye atfedemiyorum:

Hem meydandaki hatayı izale ile beraber bu “mimsiz aydınlara” göstermek isterim ki, gerek içtimai ve gerekse de siyasi noktalardan Müslümanların Hristiyanlardan beğenip alabilecekleri bir şey olmadıktan başka bilakis bu hususta Batılıların İslamiyet’ten istifade edecekleri çok cihetler vardır.

Şu hususa da dikkat çekelim ki, herhangi bir yanlışa meydan verilmesin: medeniyetin fen, bilim, sanat ve teknolojisi ile batının maddeci ahlakı ve kültürü ayrı şeylerdir. Birbirine karıştırılmamalıdır. Yani fen ve teknoloji batının malı değil, insanlığın ortak mirasıdır. İslam’ın reddettiği şey ise, batının ahlaki, felsefi, kültürel ve yaşam boyutudur. İslam’ın, işte karşı çıktığı nokta da burasıdır. Yoksa İslam; fen ve bilimi kendi yitik malı olarak kabul eder ve İlim ÇİN de de olsa, onu alınız emriyle, medeniyete bakışını net bir şekilde ortaya koymuştur. Burada fulü olan İslam değil, batı beslemeli aydınlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48