Kaldığımız yerden devam edelim bu yazıya. Birinci bölümde stresin canlılığın bir gereği ve düşman değil aksine dost bir kuvvet olduğunu vurgulamıştık. Ancak mimlenmiş bir dost kuvvet. Sıklıkla ileri boyutta rahatsızlıkların önemli kaynağı olduğu, iyileşmeyi geciktirdiği, başka rahatsızlıklara sebebiyet verdiği vurgulanıp duruyor.

                Çoğu stres eğitimimde katılımcılara şu soruyu mutlaka sorarım: Stresi önleyebilir miyiz?

                Katılımcılardan çoğu, eğitimin içeriğinden hareketle mutlaka “Evet” yanıtını veriyor. Hâlbuki ciddi bir yanlış cevap. Stres, önlenemeyeceği gibi önlenmesi de gerekmiyor. Yani yararımıza değil stressizlik. Stresin kendisi değil, zararlı etkileri önlenebilir. Her şeyin olduğu gibi stresin de fazlası zarar, klişeye sığınırsak.

                Peki stresin zararlı etkilerini nereden anlayacağız? Cevabı çok basit. Stres kaynağı olan durum, olgu, olay yüzünden herhangi bir işleyişimizde aksama meydana geliyorsa stres bol miktarda yüklenmiş sayabiliriz. Örneğin, uykumuz gelmiyor, iştahımız kaçmış, gözaltında mor halkalar oluşmuş ise o noktada hemen ‘mola’ tuşuna basmamız lazım. İçimiz kıpır kıpır, her an bir şey olacakmış gibi geliyor, eskisi gibi gülemiyoruz ve rahat değiliz: Mola. Tahammül sınırlarımız daralmış, çabuk sinirleniyoruz, yüksek bir gerilim hissediyoruz, avuç içlerimiz sık terliyor, kurdeşen dökmeye az kaldı;  bildiniz: MOLA.

                Stresi ortaya çıkış sebebi itibariyle ikiye ayırabiliriz. Birincisi sonucun ne olacağına ilişkin bir belirsizlik ise bunu ‘beklenti kaygısı’ olarak varsayabiliriz. İkincisi ise sonucu belli olan bir durumun yarattığı olumsuz duygu durum sonucunda gelişen strestir. Yani üzüldünüz; bir miktar stres hormonu salgılarsınız, korktunuz; bol miktarda stres hormonu, hayal kırıklığı yaşadınız, stres hormonunun miktarını gene yükseltebilirsiniz.

                Yani stres dediğimiz olgu sürekli başımızı ağrıtan, asla kaçamayacağımız, adeta teslim olduğumuz bir terör örgütü falan değil. Bizim yakın müttefikimiz olan ancak anlamlandırma, kabul etme ve uygun yanıt verme dönemlerinde yaşadığımız karmaşada durumla baş etmek için kullandığımız bir antibiyotik. Yahut da yeni durumun bize açtığı hasarın sonucunda ortaya çıkan bir bulanıklık.

                Yani stres olgusu gereğinden çok fazla abartılarak adeta fetişize ediliyor, değerli dostlar. Biraz da şeytanlaştırma var tabi. Hâlbuki kendimizi korumak, karnımızı doyurmak, hakkımızı almak, gelişmek ve kariyer yapmak için en büyük dayanağımız.

                Gelecek yazıda stresin zararlı etkilerinden korunmak için yapacağımız şeyler üzerinde duralım.

Kalın sağlıcakla...

               

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48