Öncelikle Ankaragücü Kulübü bünyesinde yayın hayatına başlayan resmi Ankaragücü dergisi tüm renktaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun.

Kardeş denildiği zaman aklınıza Bursaspor ve Ankaragücü geliyorsa sizde bizdensiniz. Öyle yabana atılacak bir kardeşlik değil bizimkisi. Şehit emaneti. Herkesin parmakla gösterdiği, kimi zaman imrendiği ve kimi zamanda kıskançlıktan çatladığı bir kardeşlik. Anadolu’nun iki büyük şehri Bursa-Ankara kardeşliği.

İki dev kulüp. İstanbul hegemonyasına baş kaldıran iki tertemiz şampiyon. Arkasında binlerce destekçisi olan onurlu, gururlu ve şerefli takımlar. Laf olsun diye yazmıyorum bunları. Bir insan tuttuğu takımla gurur duymalı. Ben ikisiyle de gurur duyuyorum. Çok seviyorum Bursaspor’u. Çok seviyorum Ankaragücü’nü.

Kardeşlikle ilgili binlerce cümle yazabilirim. Fakat bizimkisi kardeşten de öte. Ayrım yok. Ne kadar Bursasporluysak bir o kadarda Ankaragüçlüyüz.

Aramızda çürükler çıkmıyor mu? Çıkıyor elbet. Ama sayıları çok az sesleri çıkmadan kısılıyor. Er ya da geç onlarda farkına varıyor çıkarsız dostluğun. Kim ne derse desin biz birlikte güçlüyüz.

Gelelim geçtiğimiz yıl elde edilen şampiyonluğa. Uzun yıllar maddi anlamda sıkıntılar çeken Ankaragücü, geçtiğimiz yıl 2.Lig şampiyonu olarak 1. Lig’e yükselmeyi başardı. Ne mutlu ki bu unutulmaz sezonun maçlarını anlatarak bende tertemiz şampiyonun yanında oldum. Çok güzel günlerdi. Son nefesime kadar unutamayacağım anlar yaşadım. Güzel kalpli insanların saygı ve sevgisi mesleğime aşık etti beni. Kimi zaman sesim kısıldı. Kimi zaman abartılı sevinçten kendimden geçtim. Çok tepki aldım mesela. Yanlı anlattığım için çok eleştiri yapıldı. Ama hiçbirini umursamadım. İnsan kendi takımının maçlarını tarafsız anlatamaz. Anlatanlar vardır elbet ama ben kesinlikle anlatamam. Tutamam kendimi muhakkak belli ederim. Zaten o maçlarda kendimi en ufak derecede sınırlamadım. Karşı takım benim için Avrupa takımından farksızdı. Önemli olan o takımı yenmemizdi benim için. Tuzla maçı mesela. O maçı istesen de unutamazsın ki. İlk golü yediğimizde çok korktum. “Ne uğursuz adamsın be uğur, maçları anlatmaya başladığından beri kazanamıyoruz” dedim kendi kendime. Çünkü o maç öncesinde iç sahada Menemen ile berabere kalmıştık. Tuzla maçını da kaybetseydik her şey tersine dönebilirdi. Ama çok çükür en iyi senaryoyu yaşadık. Önce Enes Kubat sonra Kenan Özer (Kenan Komutan) çıktı sahneye. Son anlarda bulduğumuz gollerle yıktık Tuzla’yı. Belki hatırlayanlar vardır. “Tuzla tuz buz oldu” demiştim hakem son düdüğü çaldığında. Ona da çok tepki gelmişti. Gülüyorum şuan bunu yazarken. Gülüyorum ama içim kan ağlıyor. Ben çok özledim o günleri. Biliyorum çok az bir süre geçti üzerinde ama gerçekten çok özledim o günleri. Neyse belki bir gün…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48