Bol virajlı yolun sonu gelmeyecek diye düşünürken; dallarında, yumruğumdan biraz daha küçük, özel taşların parlaklığında olan meyveleri, güzelliği ile herkesi selamlayan elma ağacının vardığımızı müjdelemesi, bizim için harika bir karşılama oldu. Boyunun çok uzun olmaması, tek başına yaşama tutunması aramızda oluşacak olan samimiyetin temeli olup, dostluğumuzun sağlamlığını ispatlamak istercesine cömertçe sunduğu gövdesinde bulunan dallardan kopan elmanın ayaklarımın ucuna kadar gelmesi, sunulan ikramı geri çevirmeyeceğimi bilmesindendi.

 Ağacın hemen kıyısında yokuş aşağı bir yol vardı, okuluma inen bu yolun yorucu olacağını fark etmem durumu kabullenmeme zemin hazırladı. Sigara dumanın sarılı olduğu koridorun ardında bulunan sınıfların keyfini sincaplarım olmadan algılayamazdım. Zamanın kollarında olan düşüncelerimin sabrın selamet olduğunun farkındaydı.

Şehrin havasından mıdır suyundan mıdır? Nedenini tespit edemediğim kasvet, zihnimi yorgun bedenimi halsiz kılıyordu. Günler günleri kovalarken yavaş yavaş çocuk sesleriyle dolmaya başlayan dört duvarların bana ne kadar keyif verdiğini hatırladım. Ders anlatmanın keyfi yüreğime, gözlerdeki ışıltıların tınısı ise zihnime iyi geliyordu. Sunulamayan imkânların varlığı gün geçtikçe işimizi zorlaştırırken, yaralarını yeni keşfettiğimiz binamız bizden yardım eli bekliyordu. Daha fazla duyarsız kalamadık bu seslenişe. El ele verme zamanımız gelmişti. Her iş çıkışı farklı çareler peşinde koşturmamız, hem keyif almamızı hem de dinen ağrılara şahit olmamızı ağıtın, neşeye dönüşmesini sağladı.

Kabuk bağlayan yaraların kurudukça dökülmeleri, süslediğimiz güzellikleri de gözler önüne serdi. Farklı illerden gelen kolilerde bulunan güzellikleri raflara dizmemiz en keyifli eylemdi. Güzelliklerin farkında olan sadece biz de değildik üstelik. Meraklı bakışlarla önce güvenliği kontrol edip sonra ellerini sayfalara uzatan sincapların başka dünyalara yolculuklarını izlemek, kurdukları cümleleri önce düşünüp sonra dile getirdiklerini duymak, soru çözmede hızlarının arttığını, sohbet konularının kitaplarda bulunan karakterlerden oluştuğunu gözlemleyip, bu duruma şahit olmak benliğimize gizliden gururun yerleşmesine fırsat verdi. Verdiğimiz her örnekte, yazmalarını istediğimiz her cümlede iyi niyetlerinin arttığını, sarılıp sarmaladıkları düşünceleri sorgulamaya başlayıp cesaretle savunmaya ya da çürütmeye nedenler aramaya başlamaları da kaçınılmaz oluşumlardandı…

Sincaplarımızın örnek alacağı rol modellerin sevgiden ibaret olduğunu anlamaları da içimizi rahatlattı ve gökkuşağı misali içlerinde bulunan renklerin çeşitliliği gülümsemelerine, oyunlarına yansıdı.

 Umudunu yitiren insanlara inat, vazgeçmeyip bu güzellikleri halkında farkına varmasını istemek en doğal hakkımızdı. Bunun için yaptığımız ev sahipliği birkaç projenin daha müjdesine zemin hazırladı…

Tolstoy’un İnsan Ne ile Yaşar kitabında verdiği mesajlardan biri de, insanın insana muhtaç olduğudur. Bence bu mesajın varlığı en çok ülkemizde can bulmaktadır. Attığımız her adımda her yenilikte yardımını hiç ummadığımız hatta varlığından bile haberdar olmadığımız insanların el ele vererek seferber olduğunu görmek her gün yeniden ekilen umudumuzun, can suyunu bulmamızı sağladı…

 Sincaplarımın hayal dünyası en büyük ilham kaynağım olmaya devam ederken, vazgeçmemeniz gerektiğini hatırlatarak bu hafta veda ediyorum. E tabi bir de senlikler içerisinde kalmanızı diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48