Toplumumuzun giderek artan şiddet davranışlarına sahne oluyor. Kadınlara karşı şiddet en büyük problemimiz. Gün geçmiyor ki katledilen kadınların cinayet fotoğrafları basın yayın organlarında yer almasın. Fiziken erkeğe göre daha narin yapıda olan kadınlar ne yazık ki erkeklere karşı kendilerini koruyamıyorlar. Ailelerini ve çocuklarını korumak amacıyla da yıllarca eşlerinin şiddetine tahammül ediyor, boyun eğiyorlar.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, aile birliğinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi, kadın ve çocukların korunması için çeşitli projeler geliştiriyor. Son yıllarda çıkan yasalarla kadınlara pozitif ayrımcılık uygulamaları yürürlüğe kondu. Kadınların korunması amacıyla kadın sığınma evleri açıldı. Aile korunması olmayan çocuklar sevgi evlerine alındı. Bu çocuklara eğitimli insan olarak topluma katılmaları yolunda hizmetler veriliyor. Bu açıklamalar olumlu ancak yeterli değil. Türkiye İstatistik Kurumunun 2016 verilerine göre Türkiye de her on kadından dördü erkek şiddetine maruz kalıyor. 397 kadın cinayeti olayı yaşandı. TÜİK’ e göre son beş yılda bin 134 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Cinayet failleri koca, sevgili, baba, oğul, erkek arkadaş, kısaca kadınların en yakınındaki erkekler oldu. Cinayet nedenleri arasında ‘saçını boyatmak’, ‘yeni elbise almak’, ‘patates köfte yapamamak’ gibi halk tabiri ile fındıkkabuğunu doldurmayan bahaneler de var. Cinayette öne çıkan nedenler de; aldatılma şüphesi, barışma isteğinin reddi, kadının boşanma isteği… Gerekçe ne olursa olsun insan hayatı kutsaldır. Hiçbir nedenle cinayeti haklı çıkarmaz. Cana kıyan canidir, katildir. Ailede kadına karşı uygulanan şiddetten çocuklar da küçük yaşlardan itibaren etkileniyor. Hatta çoğu zaman çocuklar, babanın ve annenin şiddetten birikmiş kızgınlığın boşalma noktası haline gelebiliyorlar. Özellikle erkek çocuklar sürekli şiddet ortamında büyürken, şiddeti hayatlarının bir parçası haline getirebiliyorlar. Böylece nesilden nesile aile içi şiddet, toplumumuzda miras kalan alışkanlık haline geliyor. Toplumsal ilişkilerde şiddetle sorunları çözmeye çalışıyoruz. Trafik; üstünleşme yarışının alanı oldu. Yol verme konusundaki tartışmalar cinayetlerle biter hale geldi. Anlaşmazlıkların çözümü için var olan adliyeleri; savaş alanı haline getirir olacak. Sosyal ilişkilerde olması gereken saygı, sevgi, hoş görü gibi nitelikler giderek azalıyor. Gece saat 1’de, şehrin ortasındaki havai fişek gösterisi yaparak insanları rahatsız etmek bazıları tarafından alışkanlık haline getirildi. (Özellikle burada belirtmeden geçemeyeceğim Yıldırım’da sokakta yapılan düğün ve havai fişek gösterileri gece saat 1’e kadar sürüyor. İnşallah ilgililer bu taşkınlıkları önleyerek ilçe halkının rahatsızlığına bir son verirler.)

Toplumda ve ailede süren şiddet gençleri aile kurmadan uzaklaştırıyor. Türk rakamlarına göre nüfus artışı olmasına rağmen evlenmeler 2016 da 2015 rakamlarına göre yüzde 14 azaldı. Yine TÜİK rakamlarına göre 2016 da ilk evlenme yaşı erkeklerde 27 kadınlarda 24 oldu. Bu rakamlar bize aile kurumu ile ilgili önlemlerin alınması zorunlu kılıyor. Gençlerimizi aile kurmaya özendirmek ve onların sağlıklı aileler kurabilmeleri için hepimize görevler düşüyor. Öncelikle devlet ve toplum olarak şiddete karşı bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı. Bu amaçla okullarımız da davranış bilimleri dersleri yer almalı, müfredatında öfke kontrolü aile içi ilişkiler gibi konulara yer verilmeli. Her seviyede öğrenim gören öğrenciler rehberlik ve okul idareleri tarafından takip edilmeli, sorunların giderebilmesi için rehberlik araştırma merkezine, hastaneler, üniversite birimleri devreye sokulabilmeli. Çocukların hepimizin geleceği olduğu ve yalnızca ailelerine bırakılacak kadar değersiz olmadıkları akıldan çıkarılmamalı. Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında yapılacak protokolle her il ve ilçelerde milli eğitim bünyesinde okulların fiziki mekânları da kullanılarak evlilik ve aile okulları da açılmalıdır. Bu okula yapılan analizlere göre ihtiyaca göre ders planlanarak evlilik sertifikası verilmelidir. Evlendirme dairelerinde istenen zorunlu evraklar arasında evlilik sertifikası da yer alınmalıdır. Öfke patlamalarından uzak durmak, birbirimize karşı saygılı olmak hepimizin ortak görevi... Yapacağımız taşkınlığın öncelikle bizi zor duruma sokacağını hesap etmeliyiz. Atalarımız “Son pişmanlık fayda etmez” diyerek pişman olacağımız davranışlardan uzak kalmamızı sağlık vermişler.

Şiddetten uzak huzurlu ve mutlu bir toplum için bende varım diyen gönül dostlarına selam ols

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nihal 2017-10-16 09:06:39

Selamun aleykum Mehmet hocam,atasözümüz derki;Huylu huyundan vazgeçmez.

Avatar
ercan 2017-10-16 12:19:56

Toplumsal uzlaşmada kadının yeri gün geçtikçe artıyor. Annelerimizi ve eşlerimizi göz önüne aldığımızda konunun önemi daha da artıyor. Böylesine önemli konuları gündeme aldığınız için teşekkür ederim.

Avatar
Özkan 2017-10-16 18:11:43

Çok doğru yazmışsınız

Avatar
Tuncay Yaman 2017-10-16 20:53:22

Hocam birde trafik terörünü kaleme alsanız. belediyelerin çözemediği(beceremediği)trafik sorununa birde saygısız magandalar eklenince
şehir çekilmez oldu.saygi ve selamlar

Avatar
Mehmet İNKAYA 2017-10-20 21:51:49

Tuncay Ercan Özkan ve Nihal okuruma ilgi ve önerilerinden dolayı teşekkür ediyorum. Selamlar...

banner39

banner41

banner38

banner48