Her bir hasenesine, yapılan iyiliğe asgari bire on, yüz, bin ve otuz bin, bir ecir ve sevabın verileceği ve şu an içinde bulunduğumuz ramazan ayının gerçekten kıymetini hakkıyla takdir edebiliyor muyuz?

Bundan o kadar emin değilim. Zira seçim çalışmalarının da denk geldiği bu ayın, maalesef hak ettiği hürmeti ve değeri pek görmediğine kaniyim. Çünkü çevremize baktığımda, insanların pek çoğu genellikle bu ayı, sadece iftar sofralarından ibaret zannediyorlar ve öyle de davranıyorlar. İftar sofralarında fotoğraf çektirmek için birinden diğerine koşuşturmalar, Boy boy resimler, çarşaf çarşaf fotoğraflar, yanında görünmeyi bir şeref ve itibar gördükleri kişilerle hatıra fotoğraflarının çektirilmesi ve tüm bunların da iftiharla yayınlaması beni böyle bir kanaate itiyor. Yani aşağılık kompleksine kapıldıklarının bir ispatı olan bu davranış şekli, maalesef iftihar ve şeref vesilesi olarak kamuoyuna takdim ediliyor. Okumayan, yaşamayan bir toplumun ortaya koyduğu bu tavır, ülkemizin geleceği açısından hayli düşündürücüdür.

Her şeyin kolayına kaçan, her türlü buluş, icat ve teknolojiyi dışarıdan ithal eden bir toplum; “değer ve itibarı da” başkalarından ithal edebileceği, fikir ve düşüncesini taşır. Kendi bakış açısına göre, önem ve büyüklük atfettikleri kişilerin yanında boy göstermekle, onlardan “değer ve kıymet” elde edeceklerine inanan kişiler; basit, şekilci, hatta çirkin ve nahoş zillet çukuruna düştüğünün farkında bile değildir

Binaenaleyh, bu bana şunu hatırlatıyor; bir ülkede, insanlar, medyada yer aldığı kadar, toplumun da teveccühüne nail oluyorsa, maalesef ömrünü ilim ve hizmete adamış kişiler de geri plana itilmişse, bu durum hem gelecek yeni neslimiz ve hem de istikbalimiz için büyük bir tehlikenin başlangıcıdır. Genç yaşta, okuyup araştırması, üretip koşturması, kendi say u gayretiyle toplumda itibar ve imtiyaz elde etmesi gereken tez canlı, duygu ve hisleri galeyanda olan gençlerimiz; kamuoyunun bu genel davranış şeklinden, olumsuz etkilenmesi muhakkaktır. Bu da onu uzun ve alın terli bir koşuşturma ve çalışmadan vaz geçirip, kolay ve kısa yoldan (fikir ve düşüncesine göre)sahnede yer almaya, boy göstermeye, albenili ve aldatıcı sanal bir hayata sevk edecektir.

Çevremize baktığımızda bu olumsuz tablonun içinde yer almaya koşuşturan insanların, husussan ramazan iftarlarında, siyasiler, bürokratlar, zenginler vetanınmış medyatik kişilerin yanında boy pos gösterenlerin heyecanı bende bu kanaati oluşturdu.

Bilmem sanki bu yıl “Ramazan” garip geldi ve sessizce “sevap ve ecir torbasını” yanına alarak, mahallemizden uzaklaşıp gitmek üzere. 

Bakınız bir hadis-i şerifte Cenâb-ı peygamber şöyle sesleniyor:

“Ölü ile oturan dirinin de vay haline ki, kendisinden dirilik zail ve ölülerin hali galebe çalar”.

-Ya Resûlullah ölüler kimlerdir? Diye sormuşlar.

-Efendimiz , “zenginler”, bir diğer rivayette de “dünyaya dalmış olanlardır”, diye buyurmuştur. Bu ikinci cevabıyla zenginlikten kastın dünya şatafatını hayatının yegâne hedefi olarak yaşayanları kast ettiği aşikârdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48