Ön koltuğun rahatlığı sadece emniyet kemerlerinden kaynaklanmıyordu. Hem herkesin içerisinde hem de herkesin dışında kalabilmek en sevdiğim durumlardı. Camın üzerindeki aynadan yolcuları rahatsız etmeden izleyip yaşadıkları hakkında hayal kurmak yolculuğumu kısaltıyordu. Şoförün susmasını sabırsızlıkla bekledikten sonra oyunuma başlayabildi.

İlk koltuktaki kadını süzdüm önce… Pantolonunu uzun süredir giydiğini solan renginden anlamak güç değildi. Yüzünde ki ışıltı da tıpkı pantolonu gibiydi. Yorgunluktan mı yaşadıklarından mı bu kadar kasvetli olduğunu bilemedim… Yanında ise elinden tuttuğu zeytin gözlü bir çocuk vardı. Üç dört yaşlarında olan ufaklığa sürekli bir isteğinin olup olmamasını soruyordu. Sonunda pamuk şeker teklifini kabul eden oğlunun isteğini yerine getirmek için ilk molada bakkala doğru hemen yöneldi.

Kadın yoğun çalışıyordu, ihmalkarlığını almak istedikleriyle telafi edip ilgilendiğini ispatlamaktı tek derdi. Biliyordu… Yüreğinin daha da hafifleyeceğini biliyordu.

Zeytin gözleriyle bana bakan ufaklığa çakılı kaldı gözlerim. Refleks olarak yüzüme bir gülümseme yayılıverdi o da bana eşlik etti. Annesinin kapıdan girmesiyle bütün ilgisi pembe renkli pamuk şekere kayıverdi. İştahla bir ısırık aldıktan sonra arkadaşına ikram etti ve etrafı izlemeye devam etti.

Yabancıydı herkes neden orada olduğunu anlayamamıştı. Kulaktan dolma bilgileriyle yorumlarını annesine söylüyordu. Ara sıra sorduğu soruları yanıtlayan annesi onun için bir dehaydı.

Koltukta yer verdiği hayal kahramanı ise en yakın arkadaşıydı. Öğrendiklerini her defasında eliyle ağzını gizleyip arkadaşının kulağına söylüyordu. Haydutlardan kaçarken öğrendiği tek şey sessiz olmasıydı. Eğer annesi dışında birisi varsa asla sesli konuşmazdı. Arkadaşının duyacağı ses tonunu iyi ayarlamıştı sadece ona bildiklerini fısıldardı…

Gözlerim açılır açılmaz ufaklığı aradı ama indiklerini fark edince hayal kırıklığına uğradı. Kendimi terkedilmiş gibi hissediverdim, içimde uçuşan kelebekler de bırakıverdi kalbimi…

‘Elimde hep istediğim

Bir türlü küçükken sahip olamadığım

Pembe Pamuk Şeker!

Hem de Pembe!

Toz pembe hayallerim gibi …

Umut’suz bir dünya’da Umut’la yaşıyorum.

Umut sadece içimde kaldı.

Belki o da çoktan dönüşüme uğradı,

Belki sadece adı; Umut kaldı! ...

Uçuşsa hayallerim gökyüzünde,

Pembe pamuk şeker olsa her bir bulut,

Gökyüzü, ben, sen…

Biz Pembe olsak çocuk! ... ‘Keyifli okumalar dilerim sevgili okurlarım, düşlerinizin pamuk şekeri tadında olmasını umarak… Esenlikler içerisinde kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48