1909 yılında darbe olmuş, darbeciler onca idam gerçekleştirmiş, 3 gün sonra padişahı tahttan indirmişler.

1920 yılında yetinmemiş, devletin ilgası ve hanedanlığın kaldırılmasına karar vermişler.

Yetinmemiş 1960 yılında darbe yapmış ve başbakanı asmışlar…

Yetinmemiş ardından periyodik olarak askeri müdahaleler yapılmış.

28 Şubat post modern darbe ardından yeniden siyaseti dizayn etmiş, başbakana siyaset yasağı getirilmiş, mecliste iktidar partisi vekilleri partisiz kalmış.

Hizmet hareketi vesayetinde partileşmesine müsaade edilmiş, bununla yetinilmemiş kurucu başkana olan güvensizlik neden olacak ki genel başkan seçime sokulmamış.

Seçimden kahır ekser 363 vekille sandıktan çıkılmış ama sen vekil değilsin gerekçesi ile cumhurbaşkanı makamını işgal eden sezer, genel başkana hükümet kurma görevi vermemiş ve bu işgalci olan bu kişi daha sonra görev süresi dolduğu halde görevinden ayrılmayarak cumhurbaşkanı görevini sürdürmüştür.

Yasalar onlar için asla bağlayıcı değil…

Birileri kendilerini devlet, ya da kurucu unsur olarak söz sahibi, başkalarını ise kanunlara uyması gerekenler olarak görüyorsa…

Hizmet hareketinin 1960 darbesi ile devletin içinde yapılanmasını sağlayan darbeciler ve sınırlar ötesinde örgütlenmesini sağlayan NATO beraberinde ülkeye 15 Temmuzda fiilen el koymaya kalkışmış ama halkın direnişi ile bu işgal püskürtülmüştür.

Şimdi kim 15 Temmuz darbecilerinin yanında, kim ülkenin bağımsızlığı için mücadelesini veriyor?

17-25 Aralık yolsuzluk davası diye hükümeti derdest etmek isteyen zihniyet kimi temsil ediyor?

Tüm yolsuzlukların anası olan vesayetin kendisi, nasıl oluyor da yolsuzluk ya da usulsüzlük kelimesi ardından sahaya çıkma cesareti buluyor?

Tüm bu çıkışların ardında Londra’nın işgal yıllarındaki vasilik devrede diyebiliriz.

İşin sırrı; 1918-1923 yıllarındaki gelişmelere, işgale bağlı ve o yılları göremeyenler ya da akıllarına getiremeyenler bu gelişmeleri asla anlayamayacaklar.

Şimdi ABD de yürütülmek istenen 17-25 Aralık davası aslında Londra’nın tasavvurunda olan işgal yıllarının ardında kalmış olan vasilik zihniyetinin tezahürü dür.

15 Temmuzda bu davanın defteri dürüldü, şimdi devlet olmanın gereği olarak bağımsız hareket etme evresini yaşıyoruz, bedeli ağır mı olur, yoksa küçük sıyrıklar mı olur şimdilik bilinmiyor ama duruşumuz net.

100 yıllık bir hafızanız yoksa bu gün olanları anlama şansınız asla olmayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner38