Okullar açıldı ikinci haftamızı doldurmak üzereyiz. Öğretmen ne iş yapar? Görevi ne vazifesi nedir? Yazılısı sözlüsü dönem ödevi falan… Bu mudur acaba öğretmen deyince anlamamız gereken?

Tabii ki değil… Tarih anlatan ezber yaptıran formülleri adeta yutmuş olan öğretmen değil. Öğretmen demek yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri muhtemel zorluklara karşı öğrencisini hazırlayan demek… Topluma bir insan daha kazandırmayı kendisine amaç edinen asıl öğretmen dediğimiz.

Sizlerde takdir edersiniz özünde kötü insan kötü çocuk yoktur. Herkes yaratılışı itibariyle iyi bir insan olarak doğuyor. Kötülük kurgulayan bir bebek göremezsiniz. Her zaman için yüzlerinde masum bir ifadeleri vardır. Ama onlar büyümeye başladıkça, başta ailesi olmak üzere ilişkide bulunduğu çevresi onun karakterini şekillendiriyor. Eğer çevre olumsuz bir şekilde çocuğun üzerinde baskı kurmazsa çocuk fıtraten iyi şeyler yapmaya gayret eden bir yapıya sahiptir.  Çocuklar kötülük yapmayı bilmez. Anne babalar çocuklara kötü olmayı öğretirler. Vur oğlum, kız oğlum, hatta söv oğlum demeyi üstünlük göstergesi sayarlar. Çocuk biraz büyüyüp aynı davranışları anne babaya da sergilemeye başlayınca bu sefer anne babalar çocuklarından şikâyet etmeye başlarlar.

Neden şikâyet ediyorsunuz ki ne ektiyseniz onu biçiyorsunuz. Önünüze gelenler ellerinizle yaptıklarınızdan dolayı. Eğitim öğretimi kreşlere, anaokullarına, ilköğretim okullarına bırakamazsınız. Eğitim ailede başlıyor diye boşuna demiyoruz. Hatta anne karnında başlıyor. Çocuğunuza hamileyken hangi ruh hali içerisinde iseniz büyük oranda çocuğunuzun karakteri öyle şekilleniyor. 

O halde en büyük eğitimci anne babalar olarak bizleriz. Ama bizde devamlı bir eleştiri var. Hep şunu dillendiriyoruz. Yemedim, yedirdim. İçmedim, içirdim. Ama yine adam olmadı şu çocuk. Bizim zamanımızda diye başlarız bazen söze mum ışığında ders çalışırdık diye. Asla kıyas yapmayın! Ne kendinizle nede sizin yaşadığınız dönemle kıyaslamayın.

Her çocuk kendi zamanının artıları ve eksileriyle tartılmalı. Kara lastik giyerek okula gittiğimiz bir dönemden iletişim çağına erişmiş bulunmaktayız. Anne babaların anlamadığı şey burada gizli… Sanki hiç birimiz genç olmamışız gibi davranıyoruz onlara. Hiç yaramazlık yapmamışız gibi muamele ediyoruz. Bir balonu sürekli şişirirseniz bir süre sonra gerilip patlayacaktır. Birazcık eğlence, biraz ders balonun altına küçük bir delik açmak demektir…

Ama en mühimi rol model olmak… Bizim ailelerimizde durum şöyle. Baba işten gelir elinde kumanda kanal kanal haber izliyor. Anne mutfakta laptop başında chat yapıyor. On dört yaşındaki ergen çocuğa da diyoruz ki git odana ders çalış. Niye bizi dinlesin ki? Hiç birimizin çocuğu ders çalışma aşkıyla dünyaya gelmiyor. Bir kere ders çalışmak başlı başına sıkıcı bir şey…  İnternette oyun oynamak kadar zevkli değil. Ders çalışma masasına otururken “benim canım matematiğim diyen”  bir öğrencimiz henüz yok. O çocuğa dersi sevdirmek anne babanın sorumluluğunda. Onları motive etmek bizim görevimizdir. Sevdiremiyorsak neden sevdiremediğimizi oturup konuşmalıyız. Anne babanın elinde kitap görmeyen çocuk neden niye kitap okusun diyerek bitireyim…

Selametle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48