Birçok şiire, şarkı sözüne, türküye ve kişiye ismini veren bu güzel çiçekle yollarımız kesişti bu hafta. Öyle nazlı öyle narindi ki sanki bakışlarla bile incinecek gibiydi. Güzelliğinin kaybolmasından korkan herkes bakışlarını üzerinden hızlıca çekerdi.

Bulunduğu yörenin de bu çiçekten öğreneceği çok şey var aslında. Kim bilir belki farkında olmadan bu güzellik gibi yaşamaya çalışıyorlardı. Belki de bu güzelliğin ortaya çıkması için ortam hazırlıyorlardı. Ve bu aralar ikinci seçeneğe olan inancım daha da artmaya başladı.

Suyun medeniyeti sunduğuna inanırken yanılmışım. Medeniyetten kastım bir tatlı tebessüm bir tutam yakınlık…  Bizim ılımlı olmamızı sağlayan sadece ama sadece muhtaçlığımızmış. Bununsa değeri mekânlar da değil, şu anda cüzdanlardaki kartlar da ve kâğıtlardaymış(!)

Geçen hafta kuruntulardan bahsetmiştim biraz. Kuruntuların; farkındalık ve iletişimin azlığından kaynaklandığından…  Gönlü yumuşatan, sohbet etmeden de yanında güvende hissedebileceğiniz insanların azlığından. Şimdi yeniden kuruntulara kapılmanın zamanı değil tabi. Sadece gerçekçiliği abartmadan ele almamızın yeri.

 İlk defa saldıran köpeklerle karşılaştığım şehir Kocaali mesela. Aklınıza gelen her anlamda öyle açlar ki; biraz oyun oynamak bir süreliğine yan yana yürüyüş yapmak için bile günün her vaktinde arkadaş arıyorlar... Bu kadar mı merhametsiz olduk anlamıyorum. Her defasında içimin sızlamasına kulaklarımı kapatamıyorum...

Çok yakınlarında bulunan Acarlar Longozu ise apayrı bir dünya… İnsanın içini ısıtan ve yeniden yaşama bağlayan nilüfer çiçekleri de, sunduğu güzelliğin cömertliğine katkı sunmakta...

Çamurlar içerisinde yetişen bu güzelliğin kendisine çamurun değmesine asla tahammülü yok. Tek başına yaşayabilen yalnızlığı benimsemiş köksüz bir çiçek türü…

Yıldızlara ve karanlığa küskün olup sadece güneşte güzelliğini açığa çıkarıyor. Bir çeşit önlem olmalı bu aslında. Kendini asla umutsuzluğa teslim etmiyor. Ah ne güzel…

Tüm doğaya inat açıveriyor güzelliklerini en kıymetli saatler de… Bir tek suya muhtaç olup toprağa başkaldırıyor,  yeşilliklere inat buradayım diyor!

Köklerinin olmaması da sanki hep bir yerlere gideceğini müjdeliyor. Bağlanamıyor ama bir yere de gitmiyor. Tıpkı umutlar gibi tıpkı sen gibi tıpkı ben gibi…

Bir odanın içerisinde yetiştirilemiyor, kimse büyütmeye çalışmıyor. Herkes dokunmaya çekiniyor, güzelliği tek başına salınarak tüketiyor…

Ne çok ortak yönümüz var aslında nilüfer çiçeğiyle… Tek farkımızsa ona sunulan hayat bu benimse seçtiğim. Zamanla değişiyor insan da tabi. Yenilgileriyle tecrübeleri, düşünceleriyle de seçenekleri…

Umutlarım ve sevgimle… Esenlikler içerisinde kalın sevgili okurlarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.