1.Gün

 Karneyi yedeklediğim gibi koşarak ayrılmışım yurttan. Cebimde köye gitmeye ancak yetecek kadar para; otobüse yetişmek için son sürat terminale koşuyorum. Terminal, terminal değil artık; sıcacık bir ana kucağı; otobüs koltuğu baba dizi. Yol boyu en extrem hayaller;  en çılgın, en keyifli en doyurucu hayaller. Bir tesiste durulsa en lezzetli yemek ordadır kesin. Ve anneme yaklaşan o güzel yollar… Yol kenarında uzun uzadıya kavak ağaçları bana annemin doğallığını müjdeliyor. Babamın güçlü kollarını hatırlatıyor.

2. Gün

Sabahın ilk neşesini hiçbir şeye değişmem. Ait olduğun yerde uyanmak gibisi var mı? Birazdan yüzüme ocağın sıcağı çarpacak. Babam üşümeyeyim diye ılık suyu tutacak ve ben yüzümü yıkayacağım. Abilerim uyanacak gürültü patırtıyla. Bir şamata ki ondan sonrası; sormayın. Gece yarılarına kadar başımızdan geçenleri anlatıp duracağız. Anlatmak için biriktirdiğimiz anıları. Laf aramızda benimkilerin çoğu uydurma. Eğlencesine anlatacağım ve sonra ben de inanacağım öyle şeyler olduğuna. Başıma komik şeyler geldiğine ve cesaret dolu yanlarım olduğuna ben de inanacağım.

3. Gün

Alışıyorum artık bu sıcaklığa. Sanki hiç ayrılmamış gibiyim evimden. Hep annemin yemeklerini yemiş, babamın sesinden hiç uzaklaşmamış gibiyim. Gece karanlığında dönüyorum arkadaşlarımın yanından. Her oyundan sıkılıncaya kadar oynamışız. Mecalimiz kalmayıncaya kadar top, bitkin düşünceye kadar kovalamaca. Kartopu aralarımız hiç bitmemiş. Onlarca kez “buymuş” ellerim; soğuk ısırmasına ramak kalmış.

4. Gün

                Bu bir tür sarhoşluk hali olmalı. Uzaktayken canımın nasıl sıkıldığını unutuyorum artık. Özlemin yakan, kavuran yanları artıkuzakta. Orayı düşünmek biraz daha bekleyebilir. Ortasında bile değilim tatilimin. Daha aşağı mahallede kar üstünde bile kaymadık. Altımızda naylon torbalar; içinde tahıl sapları. Öyle hızlı kayıyor ki sormayın! Pistin bittiği yer ise eğlenceyi katmerliyor adeta. Koca göl kalın bir buz tabakasıyla kaplanmış. Bir on metre kadar da orada sürükleniyorsunuz. Ya o buz tabakası üstünde maç yapmak? Ayağı kayan kayana, yere kapaklanan kapaklanana. Ara sıra kırılan buza biri düşer. Onu kurtarmanın telaşı, düştüğü durumun komedisi, günlerce anlatılacak, özlerken hatırlanması gereken anılar grubuna eklenir.

                5.Gün

                Her akşam ya davetlisiniz, ya sizde misafir vardır kış günlerinde. Her akşam farklı bir mutfağın mısır patlağı süsler damağınızı. Kimi fazla tuzlu yapar mısırı kimi hiç katmaz. Kiminde bir öbek yağ katmanı görürsünüz. Yine de sıyırırsınız dibini. Komşu çocuğuyla en çok kim yiyecek yarışı yaparsınız. Babalar sohbetin kıvamını artırırken siz çevrenizdeki insanların sizin ayrılmaz bir parçanız olduğu hissine kapılırsınız. Herkes hep kalsa dersiniz, kimse eksilmese yaşamdan. Bir kişi bile olmasa bu tat tam olmayacakmış gibi gelir. Ve o gece yatağınızda bu mutluluğa sebep ilahi tecelli için derinden şükrederken herkes için dua edesiniz gelir.

                Ve günler ardı ardına patlayan havai fişekler gibidir. Her biri heyecanlandırır ama çabucak biter. Saatin kösteğine yapışasınız, göğe bir direk çakasınız gelir o anların tükenmemesi için. Ama “her şeygeçer” demiştik değil mi, yazımızın birinde. Mutluluktan başımızda çelenklerin asıldığı o masalsı günler de biter, “asla bitmeyecek bu dönem” diyerek başladığımız koca bir üç ay da…

Ve yazı da biter…

Hoşçakalın dostlar, iyi günler yaşatın bu tatilde çocuklarınıza…

               

               

               

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner38