Neden anlaşılmıyoruz? Neden anlatamıyoruz? Herkes mi anlamaz? Herkes mi anlaşılmaz?

Bu soruya cevap bulabilmeye çalışmadan önce şu hususu hatırlamakta yarar var. Bir kere hepimizin kurtulamadığımız büyük bir sorunu var. Durumu işin içinden çıkılmaz bir hale dönüştüren bir davranışa sahibiz ve vazgeçmiyoruz. Az ya da çok, katlanılabilir ya da tahammül edilemez bir şekilde hepimize bulaşmış. TDK’nın sözlüğünde “bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir’ olarak tanımını bulmuş bir kelime. Önyargı…

Hayatımızı cehenneme çeviriyor önyargı. Her şeyi altüst ediyor. Kavanozlar dolusu balı zehre dönüştürüyor. Buna fırsat vermek istemiyorsanız işin kaynağına inmelisiniz. Sinekleri öldürmekle baş edemezsiniz. Bataklığı kurutmalısınız.

Önyargının nereden beslendiğini bilip ona göre hareket etmelisiniz. Gerçek şu ki iç dünyamızda oluşturduğumuz şablonlarımız var. Ve yaşarken karşılaştığımız her durumu bu şablonlara uydurmaya çalışıyoruz. Hâlbuki uyma imkânı olmadığı gün gibi ortada. Geçmişten getirdiğimiz acı tecrübelerle dolu birikimler çok çok fazla. O kadar çok incinmiş ki yufka yüreğimiz… Geçmişe ait bu iç karartan hatıralar doğru karar vermemizin önündeki en büyük engel ve düşünmemize asla fırsat vermiyor. Aklımıza gelen ilk şeyle yargılamaya başlıyoruz karşımızdaki insanı, ya da durumu.

Çözüm zor gibi görünse de çok basit aslında. Geçmişte yaşadığımız her ne ise onların hepsini kafamızdan silemediğimiz sürece bize yöneltilen en iyi niyetli davranışları da anlama imkânımız asla olmayacak. Kim bize ne yaşattı? Neyi gönüllü olarak yaşamayı tercih ettik? Kimin intikamını kimden alıyoruz. Tecrübe hayatın bize attığı tokatların toplamıysa eğer…  Daha akıllı olmamız gerekmiyor mu? Bir kere bizi incitenlerin intikamını neden bizi sevenlere ödetiyoruz ki? Bunun mantıklı bir tarafı var mı ki?

Anlaşılmak ve anlamak için intikam ruhuyla hareket etmeye ihtiyacımız yok ki…  Anlamak ve anlaşılmak için kafamızın içini doldurduğumuz düşünce yumağından kurtulmanın çaresine bakmamız gerekiyor sadece… Değilse her şeye ve herkese şartlı bakacağız.

‘‘Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur” demişti Einstein. Gerçekten zor ve incitiyor hepimizi derinden. İncinmemek ve incitmemek için önyargı değil de empati yapmaya ne dersiniz?

Hadi tekrar deneyelim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48