Ne diye siyasetçi oldunuz? Anarşist olsaydınız ya!


Necmettin Yüşen

Necmettin Yüşen

20 Haziran 2017, 00:10

30 Nisan tarihinde ‘Siz bela mısınız beyler?’ başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıda ‘beyler’ diye tabir ettiğim kişiler ve mensubu oldukları siyasi parti temsilcileri bugünlerde ‘evet, biz bu ülkenin başındaki en büyük belayız’ dercesine fiiliyatta bulunuyorlar.

Bahsettiklerim, tabi ki anladığınız üzere ana muhalefet partisinin yönetimi ve üyelerinden başkası değil.

Bildiğiniz üzere…

Mevzubahis kişiler, Türkiye Cumhuriyeti’nin bünyesindeki Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ‘sır’ niteliği taşıyan görüntülerini tüm dünyaya servis eden, gazetecilikten dönme milletvekilleri ‘E.B’ için Ankara’dan, İstanbul’a bir yürüyüş başlattı.

Aynı zamanda…              

Ellerinde ‘adalet’ yazan pankartlarla yürürken diğer yandan da ‘sufle’ aldıkları Batılı dostlarını Türkiye’ye müdahale etmeye çağırmaktan geri durmuyorlar.

Yahu baktıkça insanının gülesi geliyor...

Bir tarafta apaçık maddeleriyle ANAYASA ortada... Adalet merciinin hükmü ortada... Suç ortada, suçlu ortada, delil ortada... Diğer tarafta bir bakıyorsunuz ki gayet güçlü ve somut deliller gösterilerek alınmış hukuki bir kararı tanımadıklarını söyleyen, ellerinde ‘adalet’ pankartlarıyla adaletin verdiği hükmü çiğneyen, içlerinde hukukçuların da bulunduğu koca koca adamlar topluluğu. Gel de gülme…

Neyse kaldığımız yerden, anayasayla devam edelim…

Anayasamız 138.maddesinde der ki:

“Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarakvicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Yani Ankara’dan, Pensilvanya’ya kadar yürüseniz de, devletin sır niteliği taşıyan belgelerini dosta düşmana servis edilmesini sağlayan ‘adamınızı’ Türk yargısının şefkatli kollarından alamazsınız, onlara kendi menfaatlerinize uygun kararlar aldıramazsınız.

Bu noktada değinilmesi gerekilen bir konu ve ‘adalet yürüyüşüne’ liderlik edenlere sorulması gereken birkaç soru daha var, onlar da şöyle…

1) Adalet eksikliği, adamınız tutuklanınca mı aklınıza geldi?

2) Mecliste, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması oylanırken olumlu yönde oy kullanan vekilinizin tespit edilmiş suçundan dolayı tutuklanmasının ardından, neden ‘hapishanelerin milletvekilleriyle dolmasına karşıyım’ gibi bir açıklama yaptınız?

3) Milletvekilleri, suçları ispat edildiği takdirde sayıları kaç tane olursa olsun, hapse giremez mi?

4) Üstelik dokunulmazlıkların kaldırılmasını en çok isteyenlerden biri de sizdiniz, gereği yapılınca neden rahatsız oluyorsunuz?

5) Mademki bu ülkenin adaletini beğenmiyorsunuz öyleyse neden adaletin temel dayanağı olan anayasa değişikliklerine kapınızı tamamen kapattınız?

6) İktidar partisi tarafından size birlikte anayasa oluşturma teklifi geldiğinde sizin o ‘muhteşem hukukçularınızın’ söyleyecek fikri yok muydu?

“Madem beğenmiyordunuz fikir beyan etseydiniz, kendinize göre doğru olanı söyleseydiniz kısacası bu millet için sorumluluktan kaçmasaydınız,‘adalet’ ve ‘hukuk’ gibi kavramlardan mecliste kaçıp sokakta çözüm arayacaksanız ne diye siyasetçi oldunuz, gidip anarşist olsaydınız” DERLER ADAMA.

Pardon siz, size ‘adam’ denilince kızıyordunuz değil mi?

Sonuç olarak…

O gün sorumluluktan kaçtınız, kafanızı çalıştırıp yeni anayasa çalışmalarında fikir beyan etmek yerine bu çalışmalara kapınızı tamamen kapattınız, haliyle milletin de gözünden düştünüz. Şimdi ise yollara düştünüz, sözde ‘adalet’ için yürüyorsunuz…

Ama artı yönleriniz de var mesela ‘AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKERMİŞ’ atasözümüzü haklı çıkardınız, teşekkürler…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Faruk Bey - 4 gün önce
başlık sert olmuş ama guzel noktalara değinmişsin.. tebrik ederim
Avatar
B.C - 4 gün önce
Bence hak ettikleri ithamlar kullanılmış ellerine sağlık ben olsam daha ağır yazardım :)
Avatar
Erkan dgn - 3 gün önce
Anayasadan örnekler vermen anlatımını güzelleştirmiş ama yazında Ankaradan pensilvanyaya kadar yürüseniz kısmını tam anlayamadım??