Geçtiğimiz iki hafta boyunca mevsim geçişini en sert bir şekilde yaşadık. Bir gün yazdan kalmaydı, bir gün kıştan bozmaydı. Derken cumartesi günü tam anlamıyla sonbahar havası yaşadık. Ilık bir rüzgâr, güneşli sakin bir gün… Sonbaharcıların sevdiği gibiydi yani. Bir ara sosyal medyaya göz atayım dedim, içim karardı inanın.

Hani ben ve benim gibi sonbaharı sevenler o gün çok mutluydu, güzel bir günü değerlendirmek için çıkıp gezdi ya; hayatını mutsuzluk üzerine endekslemiş birtakım mutsuz insanların o güzelim hava için, “Hava çok bunaltıcı, kesin bi şey olacak” tarzında paylaşımlar yaptığını gördüm. Yahu arkadaşım, hava bildiğin sonbahar havası işte. Çıkıp gezsene, arkadaşlarınla ailenle günün tadını çıkarsana. Niye iç karartıcı paylaşımlarınla gününden keyif alan insanların tadını kaçırmak için özel çaba harcıyorsun? Sen mutsuz diye herkes mutsuz olmak zorunda mı? Böyle insanların sosyal medyayı paylaşmasına gerçekten karşıyım. Mutsuz paylaşımlarıyla beraber başka bir yaşam alanı bulun kendinize, rica ediyorum.

Engel, gülümsemeye engel değil

Bugün metroya tekerlekli sandalye kullanan 30-35 yaşlarında bir beyefendi bindi. Kendisi için son zamanlarda yaygınlaşan ‘ayrıcalıklı birey’ tabirini kullanmak istiyorum. Çünkü gerçekten duruşuyla ve bakışlarıyla gerçekten ayrıcalıklıydı. Çevremizde bu kadar mutsuz insan varken, mutsuzluğunu bir virüs gibi etrafına bulaştırmak için bunca uğraşıyorlarken, o beyefendinin metroya gülümseyerek binmesi ve etrafına gülümseyerek bakması benim için çok anlamlıydı. Bazen insan durduğu yerde garip düşünceler geçirir ya aklından, o an düşündüğüm şeyi söylemek istiyorum sizlere. Ama o beyefendinin dilinden. “Herkese benden bir buket gülümseme, mutsuzlara yok.”

İç acıtan trafik kazaları

Dün yine asayiş sayfasını düzenlerken bir ton kaza haberiyle karşılaştım. Çoğu yağmur sebebiyle yollarından kayganlaşmasından kaynaklı kazalardı. Ancak biri dikkatimi daha çok çekti. İçimden, “Allah ölümün de hayırlısı versin, çok kötüymüş ya” diye geçirmiştim. Nilüfer’de motosikletle seyir halindeyken kontrolü kaybedip bariyerlere çarpan K.K. o hızla bir metro istasyonunun merdivenlerine savruluyor. İnternette aradığınızda nasıl bir ölüm şekli olduğunu görürsünüz, ayrıntılı anlatmak istemiyorum. Akşam stajer arkadaşlarımızdan biri mesaj attı, “Abla cenazemiz var yarın gelemiyorum. Haberlerde görmüşsündür belki, motosiklet kazası” diye. İlk tepkim, “Sakın bana metro bariyerlerine çarpıp ölen kişinin akrabanız olduğunu söyleme” oldu. Maalesef oymuş. Ölen adamın annesinin yaşadığı travmadan bahsetti. Kadın boşlukla konuşur vaziyetteymiş. Kalanlara sabır diliyorum ve tekrar tekrar rica ediyorum. Sevdiklerinizi böyle bir acıyla sınamayın…

Restine rest Amerika

Gün geçmiyor ki canım ülkemde acayip şeyler olmasın. Dün (08.10.2017) Amerika ve Türkiye arasında ilginç bir restleşme gerçekleşti. ABD, Türkiye’den yapılan vize başvurularının süresiz olarak durdurulduğunu ilan ederken, gecesinde Türkiye’den ABD’ye, “Madem öyle, bizde de böyle” ayarında bir cevap geldi. “Biz de vize başvurularınızı durduruyoruz, hadi bakalım.” Bu restleşme bana Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerdeki bir konuşmasında, “Kartlar yeniden karıldı” cümlesini hatırlattı. Hayırlara vesile…

Son söz, okurlardan özür…

Son köşe yazımda Emrah Serbes’in teslim olmasını ‘vicdan azabı’ olarak yorumlamıştım. Ancak kaza raporu çok farklı şeyler söyledi. Araçtan çıkan alkol şişeleri, fren yapıldığına dair hiçbir iz olmaması, adaleti savunan bir yazarın adaletle dalga geçtiğinden başka hiçbir anlam ifade etmiyor. Ancak yazımdaki bir cümlemi tekrar etmek istiyorum, “Vicdan bir yastıktır; kimine kuştüyünden, kimine dikenden.” Dikenli yastığınla sana bol şans dilerim sonunda ‘t’ olmayan Serbes.

Sevgilerimle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48