Bu sefer hayalci senaryolar gerçek olmadı. Biz bitti demeden bitti. Yine bir Dünya Kupasında başka bir ülkenin takımı ile kendimizi avutacağız. Peki bu Milli Takım, ruhunu nasıl kaybetti? Ne oldu da biz bu denli soğuduk Milli takımdan. Bence bunu açıklamak gerek ilk önce. O zaman başlayalım. Yazacaklarım biraz sert olabilir ama baştan sona doğru! Sağlaması yapıldı…

Ülke futbolunun başında olan isim yani Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören. Koyu bir Beşiktaş taraftarıdır kendisi. Beşiktaş kulübünün Başkanlığını yapmış çok zengin bir iş adamıdır. Her yönden güçlü. Profesyonel bir futbol kariyeri yok fakat paranın gücüyle ülkemizde futbol alanında söz sahibi olmuştur. Yıldırım Demirören gibi çok sayıda futbol adamı var bizim ülkemizde. Demirören babasının “İşlerimize karışmada ne yarsan yap” dediği güçlü bir ailenin ferdidir. Babasının bu nasihatı ile Türk futboluna ayak basar Demirören. Hedefi tuttuğu takım Beşiktaş’a Başkan olmaktır. Yıllarca bu yönde adımlar atar. Sonunda hedefine ulaşır ve Beşiktaş’ın Başkanı olmuştur. Beşiktaş kulübünün Başkanı olduğu dönemde kendi cebinden tam 20 Milyon Dolar harcar Demirören. Başkanlık yıllarında çok sıkıntılı süreçler geçirmiştir. Çığ gibi büyüyen borç siyah-beyazlı takımı uçuruma sürükler. Ama en büyük bomba Beşiktaş’ın şike yaptığı gerekçesiyle, kazandığı Türkiye Kupasını geri vermesi olmuştur. Burayı derinlemesine inceleyelim. Dünya’nın neresine giderseniz gidin haklı olan insanı susturamazsınız. Haklı olan güçlüdür. Haklı olan boyun eğmez. Haklı olan direnir. Peki ya haksız olan ne yapar? Haksız olanda Beşiktaş gibi kazandığı Türkiye Kupasını geri verir… İşte bu Yıldırım Demirören’in özeti. Haksız ve şike ile yargılanan kulübün Başkanı şuan ülke futbolunu yönetiyor. Ne desek boş. Ne desek eksik kalır. Söylenecek tek şey var. Türk futbolu kan ağlıyor…

Yeri geldi Fatih Terim yeri geldi Arda Turan Türkiye Milli takımının gündem konusu oldu. Prim olayları Türk futbolunu derinden sarstı. Zaman zaman egolar tatmin edildi. Kimin haklı kimin haksız olduğunu sadece bu olayların kahramanı biliyor. Çünkü hiç kimse hiç kimseye hiçbir şey anlatmadı. Sadece konuşursam yer yerinden oynar tarzı enteresan mesajlar verildi. Yani anlayacağınız Milli takım herkesin oyuncağı oldu…

Gelelim Teknik Direktör tercihine. Fatih Terim’in kebapçı olayından sonra bir anda ortalık karıştı. Terim apar topar kaldırıldı koltuktan. Kebapçı baskını Fatih Terim’in biletini kesmiş oldu. Kimse sahip çıkmadı Fatih Terim’e. Sanki açığı bekleniyormuş gibi en ufak olayda devre dışı bırakıldı. Seversin sevmezsin bu ülkenin en başarılı Teknik Direktörlerinin başından gelir Fatih Terim. Elde ettiği sayısız başarı Dünya piyasasında saygı kazanmasını sağlamıştır. Her ne olursa olsun sen bu olayların ardından Teknik Direktörünü harcamamalıydın. Yaptığın bu yanlışı büyük bir yanlışla destekledi. O da Lucescu tercihi. Emeklilik ikramiyesini almak için pusuda bekleyen Rumen Teknik adam, Türkiye Milli takımının teklifiyle hayallerine kavuşmuş oldu. Finlandiya deplasmanında hiçbir umudumuz yokken dahi kurduğu kadroyla hayal kırıklığı yarattı Lucescu. İşin özeti Türkiye Milli Takımı, Lucescu ile kendi ipini çekti.

Katılma ihtimalimizin olduğu en yakın turnuva 2020 yılındaki Avrupa Şampiyonası. Yüzde yüz katılacağız diye bir şey yok tabi. Sadece ihtimal var. Fakat o ihtimali yükseltmek için Türk futbolunun değişmesi gerek. Baştan sona her şeyin değişmesi gerek. Onların kurduğu düzen bozulmalı. Eğer bu yönde bir adım atılmazsa, daha birçok turnuvayı başka bir takımı destekleyerek geçireceğiz. Konu ciddi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48