Dünya siyasetinde son günlerde yaşanan gelişmeler ülkemiz için öylesine tehlikeli oyunları içinde barındırıyor ki, bunları görmemek için gözlerimizin bağlı olması gerekir.

Malumunuz…

‘ÜST AKIL’ denilen oluşumun birkaç parmak hareketiyle kuklalarını devreye sokması ve ‘kardeşi kardeşe düşman etme’ hadisesinden hepimizin haberi vardır…

Buradan, okuyucumuz olan genç arkadaşlarımıza bir çağrımız var… Bu hadisenin temelinde ne yatıyor? Neden Katar hedef seçildi? Kardeş kavgasının kime faydası var? Bu ve konuyla alakalı benzer sorulara lütfen kendi kafamızda cevaplar üretmeye çalışalım.

Gündemi takip eden okurlarımız hatırlayacaktır…

Amerikan Başkanı’nın geçtiğimiz haftalardaki Suudi Arabistan ziyaretini, orada gerçekleşen görüşmeleri, yapılan ticareti, protokol kurallarını velhasıl ziyaretin sebebini… Hatırlamayanlar için ziyaretin nasıl sonuçlandığını özet geçecek olursak…

*Görüşmelerde Amerika ile stratejik ilişkilerin geliştirilmesi ve köklü iş birliğinin devam ederek tüm alanlara yayılması ele alındı.

*Suudi Arabistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasında 280 milyar dolar tutarında işbirliği anlaşması yapıldı.

*Görüşme sonunda iki ülke arasında ‘ortak stratejik vizyon anlaşması’ imzalandı.

VE SON OLARAK…

*Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah satarak tarihinin en büyük silah anlaşmasını imzaladı.           

Bu gelişmelerin sonrasında… Milyarlarca doları cebine koyan Amerikan yönetimi, Suudi yöneticilere gerekli talimatları da vererek Arabistan’dan ayrıldı.

Gerçekleşen bu ziyaretten yaklaşık 20 gün sonra ise…

Amerikan desteğini arkalarına aldığını sanan Suudi Arabistan liderliğindeki birkaç ülke, belli başlı terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle;

Türkiye’ye yakınlığıyla bilinen,

Tıpkı, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti gibi Arap Baharından sonraki siyasi gelişmelerin karşı cephesinde yer alan,

Diğer ülkelerde siyasi kazançlar elde eden İslamcıların, Türkiye’yle birlikte en büyük destekçisi olan,

Türkiye Cumhuriyeti’nin Reis-i Cumhur’unu, uçağının kapısında “Evinize hoşgeldiniz” diyerek karşılayan KATAR yönetimi ve dolayısıyla Katar Devleti’ne yaptırımlar uygulamaya başladı.

Buradan, okuyucumuz olan genç arkadaşlarımıza bir çağrımız daha var…

Sizce, Katar’a uygulanan yaptırımların nedenlerini yazarken aynı cümlelerin içinde Türkiye’nin de geçmesi bir rastlantı mı? Ülkemize, Katar üzerinden ne mesajı verilmek isteniyor? Ramazan gibi, İslam alemi için mübarek sayılan bir ayda Müslüman yöneticilere(!) ve Müslüman halka sahip olduğunu bildiğimiz devletlerin birbirine düşürülmeye çalışılmasını neye bağlamalıyız?

Lütfen bu sorulara da kafamızda cevap aramaya çalışalım…

Yazımızda sürekli olarak ‘genç arkadaşlarımıza’ çağrıda bulunduk. Çünkü…

Artık dünya, siyaset anlamında öyle bir noktaya gidiyor ki önümüzdeki yıllarda ayakta kalmak isteyen devletlerin günümüzdeki genç kuşaklarının ülke meselelerini yakından takip edip onları dert edinmesi gerekiyor -en azından Ortadoğu ülkeleri için.           -          

Genç arkadaşlarım…

Gelecekte ülke yönetimine talip olup, dünya siyasetinde de söz sahibi olacak kişilerin bizim gibi bugünün gençlerinden çıkacağını unutmamalıyız. Bizler de Türkiye’nin gençleri olarak ülkemizle alakası yokmuş gibi görünen, aslında düpedüz ülkemizi hedef alan bu gelişmeleri yakinen takip etmeli, kendi zihnimizde çözümler aramalıyız ki gelecekte ülkemizi, dünya siyasetinde en iyi yerlere konumlandırabilelim…

GEZİ PARKININ GENÇLERİNE

2013 yılının tam bu zamanlarındaydı…

“Ağaçlar kesilmesin” dediniz, “çevreciyiz” dediniz. Eylemler sona erdiğinde çadır kurduğunuz yerlerin haline bakarak anladık ne denli çevreci olduğunuzu.

“Halkız, halkçıyız” dediniz, hiçbir günahı olmayan halkın, dükkânlarına saldıranlarla yan yanaydınız; kepenkleri taşladınız, camları kırdınız, halktan değilmiş gibi bir de polislerimize saldırdınız, onlar karşılık verdiklerinde ‘faşist’ siz ise ‘süt dökmüş kedi’ oldunuz.

Birkaç tane sanatçı ve sözde aydın bozuntuları sizinle birlikte saf tuttu diye kendinizi iyice haklı gördünüz, bazılarınız küstahlık sınırlarını iyice aştı.

“Dine, AK Parti olmadan da sahip çıkarız” dediniz, camiye ayakkabılarla girip, bira şişeleri fırlattınız.

“Ata’ya, CHP’siz de sahip çıkarız” dediniz, Atatürk posterlerini yakanlarla kol kolaydınız.

“Türklüğümüze sahip çıkmak için MHP’ye ihtiyaç yok” dediniz, tüm Türkiye ve Türkdüşmanlarının desteklediği protestolarda naralar atmaktan geri durmadınız.

Aynı Birinci Cihan Harbi’ndeki gibi…

Bu protestoların da görünen ve görünmeyen sebepleri vardı ve ‘ağaç’ yalnızca görünen yüzüydü, altında yatan sebepler ise çok farklıydı…

Yani o kadar masum değildi size açıktan destek verenler. ‘Çevreci’ hislerinizle oynadılar…

Kısacası; KANDIRILDINIZ dostlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kübra 2017-06-13 05:00:24

Başlık müthiş içerik sağlam işte hayalimdeki gençlik.

Avatar
B.C 2017-06-13 14:27:11

Yüreğine sağlık dostum. Olan biteni sadece önünde gördüklerinden ibaret sananlara ayna tutup arkalarınıda görmelerini sağladığın için sağol.

banner39

banner38