İstismara açık olan dini duygularımız....pardon  pardon bütün duygularımız en büyük korkumuz haline geldi. Yalnızlaşan insanların, güvensiz hallerini, sözcüklerin cömertliği karşısında eylemlerin pintiliğini çözmek kimi zaman kalkan kimi zaman zindan olurken yine de minik bedenlere sarılmak birbirine tebessüm dağıtmak ruhlara iyi geliyor, yıllardır halsizlikle savrulan bedenlerdeki dinçleşmeyi geri çevirmeyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu.

Kutlamalar, kucaklaşmalar… Sağıma soluma bakındığımda, kalabalığın arasında oluşan coşkuya kapılıveren ruhlar... Acaba yeni mi uyandım yoksa biri mi beni buraya sürükleyiverdi sorularıyla aklım bir o yana bir bu yana gidip geldi. Dalgın zihnimin daha önceleri açık olan gözlerimin eşliğinde uyuduğuna defalarca şahit olmuştum ve yine aynı karmaşayla kucaklaşıyordum. Fakat bu sefer şikâyet yerine sevinçle karşılıyordum bu durumu. Her defasında böyle bir sevincin içerisinde kalacaksam dalgınlığın en güzel eylemim olabileceğini biliyordum…

Hepimiz gözlerimizin açık olmasını uyanık olduğumuzla bütünleştirmiştik. Ne saçma diye düşünürken belki de yıllarca bu şekilde uyumayı seçtiğimizin farkına varmam zihnimde yanan ışıkla açığa çıktı... Seçimlerin bedelini karşılamayı neden garip bulurdu insanlar sorusunu düşünürken aynı zamanda bu insanların içerisinde yer almayı yıllarca seçen bir benle yüzleştim… Neyse ki Ramazanın verdiği güzelliklerden feyiz alarak bu sefer yolumda bu şekilde ilerlemeyeceğimi belirteyim ve asıl konumuza dönelim.

Ramazan yine sevinciyle bereketiyle sarıp sarmalamıştı bedenimi. Güzel ülkemde her ilçenin her yerin Ramazan ayını karşılanması farklı idi. Gönülden yapılan sohbetler, sevinçle birbirine bakan gözler, miniklerle kucaklaşan bedenler elbette güzelliklerin başlıca nedenleriydi. Açlığın verdiği merhamet ise bu ayda bize sunulan en cömert his olurken yanında mutluğu ve şefkati de sürüklüyordu…

Eski Ramazanların tadı yok diyenlere inat hala aynı sevinci gönüllerinde besleyen bizler vardık. Pide kuyruklarının azalması, açık olan lokantaların artması, top seslerinin seyrekleşmesi yine de ülkemizde işlenen suç oranlarının düştüğü ayın Ramazan ayı olmasına engel değildi. Ne kadar kin, öfke, hasetlik duygularımızı besleseler de özümüzden kopmamızın mümkün olmadığını;  susan, susayan gönüllerimizin, beraber kurulan sofralarda, kana kana içilen dostluklarla can bulmasını; dostlarımızın komşusunu aç yatırmaya hala bu devirde bile razı olmamasını saklamak mümkün değildi… Güzel ülkem Ramazan ayını her zaman kutlamalarla kucaklamakta idi. Kimisinin evinde, kimisinin yüreğinde bu kutlamalar gizliydi.

Stres altında ilerleyen yaşama, arada kutlamalar tadında güzellikleri serpiştirip, doğanın, saptırılmamış dinimizin gizemli tılsımlarını bulduğumuz her boşluğa gizlemeliyiz. Ummadık anda umulmadık yerde bizi sarıp sarmalarına ve yanlarında açtıkları yerlere cebimizde biriktirdiklerimizi de ekleyip tıka basa doymalarına,  iştahımızın arttıran bu davranışın; küçük bir çocuk gibi hevesimizin tazeleyip ışıldayan gözlerde can bulmayı ertelememeliyiz. Sen, mutlu olduğunda üzüldüğünde her an itibariyle ben olduğunda, biz olduğumuzda Ramazan ayının keyfini çıkarabileceğimizi unutmadan bereketin bütün güzelliklere değmesini dileyerek kutlamalara devam etmeliyiz…

Bu hafta sevdiklerinizle beraber kalabalık sofralarda buluşmanızı dileyerek veda ediyorum. Aynı zamanda aklımın karışıklığını da hoş görmenizi umarak… Esenlikler içerisinde kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48