‘Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

 Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

 Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

 Dünyayı çocuklara verelim

 Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

 Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

 Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

 Çocuklar dünyayı alacak elimizden

 Ölümsüz ağaçlar dikecekler’

Bulutların tek tük dizilişi, tabloya dokunulan enfes eserler gibiydi. Şehrin içerisinde ve şehirden uzak yerler, her zaman ilgimi çekmiş; huzur vermişti. Şimdi ise onları bekliyorduk, öylece oturmuş dizlerimizi kendimize doğru çekip, kollarımızı birleştirerek; bin bir düşünce içerisinde gelip bizi almalarını istiyor sanki kaçıracakmışız gibi hissedip gözlerimizi bir an olsun gökyüzünden ayıramıyorduk.

Sıradan bir gün sıradan bir sabah derken duyacaklarımdan habersiz olmam ne kadar da duru bir zaman dilimi sunuyordu. Çocuklarla ilgili her haber canımı yeterince sıkıyordu. ‘Keşke herkesin ömrü vicdanı kadar olsa.‘ diye anımsarken televizyonu kapatıp uzaklaşmak istedim. Keşke kulaklarımı da, gözlerimi de kapatabilenlerden olsaydım, hayat daha kolay daha basit hale gelirdi diye düşünmeden edemedim.

Yürüdüm, yürüdüm... Nereye gittiğimin önemi olmadan yürüdüm sanki her adım bir damla su serpiyordu vicdanıma bende daha da sıklaştırdım adımlarımı ve yürüdüm ardıma bakmadan ilerledim. Hadi dedim hadi uzaklaş, kendini alıp koyamadığın; kanatlarını kıran her nesneden uzaklaş…

Dakikalar dakikaları kovaladı, saatler saatleri… Ben yine de tam olarak ayıklayamadım yüreğime batan küçük cam parçacıklarını, yine durduramadım kesiklerin kanamasını. Derken bir tepeye vardığımı fark ettim.

Huzurun aklımıza sessizlik olarak yerleşmesinin nedeni belki de kendimizi dinlemeyi ihmal etmemizden kaynaklanıyordu. Etrafıma göz gezdirdiğim de keşfedilmeyen bir yer olduğunu anlamam çokta zamanımı almadı. Bulunduğum yerde henüz doğanın cömertliğini insanlar sömürmemişti. Gösterişli ağaçlar, korkusuzca onlara tırmanan sincaplar beni de yüzümdeki tebessümüme sebep oldular. Derin bir nefes aldım, aklımdan çıkmayan çığlıkları, tacize uğrayan miniğin her defasında tanıdığım yüzlerle aynı sahneyi oynamasını bastırdım. Sanki şu an yanımdaydı hepsi, arkama döndüğümde kaybolacaklarından korkarak yere yavaşça çömeldim; onların da beni taklit ettiğini bildim.

Onları bekliyorduk, öylece oturmuş dizlerimi kendimize doğru çekip, kollarımızı birleştirerek; bin bir düşünce içerisinde gelip bizi almalarını istiyor sanki kaçıracakmışız gibi hissedip gözlerimizi bir an olsun gökyüzünden ayıramıyorduk.

Geliyorlardı, heyecandan hepimiz ayağa kalkmıştık… Gökyüzünde teker teker süzülerek bize doğru yaklaşıyorlardı, her biri; umudu, sevgiyi, güzelliği barındırıyordu. Peşlerine takılmamızı güler gözleriyle, kanat çırpışlarıyla hızlandırıyorlardı. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48