Önceki makalemizde, kültür devrim ile bir milletin tarih sahnesinden nasıl yok edildiğini, Çin Kültür Devrimi’ni örnek gösteren Aliya Izzetbegoviç’in sözlerini referans göstererek ortaya koymaya çalıştık. Yine Aliya’nın ifadesiyle, bir ülkede yapılan kültür devrimlerinin aynı zamanda “birer soykırım olduğunu BM’nin kararlarında vurgulandığı ifade ediliyor. Bu çerçevede bu ülkede kanun zoruyla yapılan icraatları değerlendirmenizi istiyorum. Böylecebu ülke insanları nasıl bir İstibdat sürecinden geçtiği anlaşılmış olur.

Aliya şöyle diyor: “Çin Devrimi; “insanlık tarihindeki geçmişi silmeye yönelik en radikal ve en kapsamlı teşebbüstü; Yeryüzünde; Sadece şimdiki ve gelecekteki nesilleri farklı geçmişin tesirinden uzaklaştırmak için değil, bizzat geçmişin hatırasını bile bu nesillerin şuurundan silmek üzere yapılmıştı. Herhangi bir kimsenin “benzer bir hırsla” hareket edip etmediğini bilmiyoruz. Belki 1920’ler Türkiye’sinin durumu buna benzetilebilir”, diyerek Aliya; Türkiye’de “eğitim ve kültür” üzerinde bir devrim yapıldığını ve böylece kadim bir milletin bin yıllık kökünden koparıldığını ilan ediyor.Ve devamla; Arap elifbasının ilgası, Türk tarihinin radikal bir inkârıydı. Eğer Türkiye’nin gerçekten geçmişini unutması, varlığını değiştirmesi, üzerinde bulunduğu mahiyetten çıkması – ki özü itibariyle son derece İslamî bir ulustu- istenmişse, o zaman alfabe değişikliği bunu başarmanın en etkili yoluydu. Bir kanun vasıtasıyla empoze edilen başka hiçbir tedbir bu hedefi daha iyi ve daha hızlı gerçekleştiremezdi. Kültür; her şeyden önce bir halkın varlığının delili veya emaresidir”dedikten sonra, Aliya, bir milletin geçmiş ile bağının koparılmasını soy kırım olarak değerlendirir.

Cumhur Manifestosu!

Başkanlık sistemiyle beraber 3. Bir yönetim (yapısal) dönemine geçiyoruz. Ve bu millet cumhur manifestosunda ifade edildiği gibi asli konumuna avdet ediyor: İ’la-yı Kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam âleminin ve bütün mazlum milletlerin yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel bir güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonun alt yapısını adım adım inşa edecektir.”

Görüldüğü üzere asrın başında üstüne geçirilen “ çağdaş/seküler batı elbisesini”, AK Parti ve MHP birlikte imzalayıp duyurduğu Cumhur Protokolü ile yırtmış ve yeniden tarihin verdiği İ’la-yı Kelimetullah” vazifesini üstlenmiştir. Bu muazzam bir dönüştür. Mazlumların, mağdurların ve Müslümanların yeniden ümidi ve hamisi olduğunu dünyaya ilan etmiştir.

Sn. Cumhurbaşkanım! Senaryonun asrın başında yazıldığını ve sahneye sokulacağını gören İslam âlimi Said Nursi, TBMM’nin açılışında verdiği 10 maddelik beyannameyle bu oyuna dikkat çekmiş ve milletvekillerini uyarmıştır. Üstad, yıkımın “eğitim” yoluyla gerçekleşeceğini, bu oyunu bozmak için; din ve fen biliminin birlikte verileceği bir eğitim modelini meclise sunmuştur.

Aliya’nın da ifade ettiği gibi, bir millet kültürüyle yaşar, aksi takdirde o millet kendisi olmaktan uzaktır. Görüldüğü gibi, bugün en büyük sıkıntımız emperyalist batı zihniyetiyle yetişen gençlerimiz ve dolayısıyla geleceğimizdir.

Sn Cumhurbaşkanım! atılan bu devasa atılımların filiz tutması, kök salması için acilen  “yerli bir eğitim sisteminin“hayata geçirilmesi şarttır.

İnanıyorum ki, cumhur protokolünün ruhunda bu anlayış mevcuttur. Bütün ruh-u canımızla 24 Haziran’ı bekliyoruz. Dünya yepyeni bir “doğuşa” şahit olacaktır, inşallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48