Milletini sırtlayan, ileriye taşımak isteyen bir nesil vücuda getirmek, her büyük zat için bir gaye-i hayaldir.  geleceği dizayn etmek isteyen her büyük zat bu gaye uğruna bir ömür harcamış. Kimisi bu gayesini tahakkuk etirmiş, kimisi de buna muvaffak olamamıştır.

Kur’an, peygamberlerin hikayelerini bizlere takdim ederken, bu örnek insanların üzerinden bizlere yeni nesil (nesl-i cedid) için güzel örnekler sunmaktadır. Musa’nın (a.s) büyük yürüşündeki yol arkadaşları, İsa’nın (a.s) havarileri, Hz. Peygamber’in (a.s.m) ashabı, kutsal elçilerin dava arkadaşlarının örnek tavırları insanlık dünyası için birer prototiptirler.

Bazen kavmini, karanlıktan aydınlığa çıkarmak, bazen zalimlerin zulmünden onları kurtarmak, bazen de onlara yeni bir vatan bulmak için büyük zatlar daima yeni bir nesle ihtiyaç hissetmiştir.

Nesl-i cedide neden ihtiyaç hissedilmiştir?

Evvela, mevcut nesil ihtiyaca kafi gelmiyor.

Saniyen; Vahyi dinlemeyen beşeri felsefe, ruhunu zapederek, onu cinsel/hayvani bir yaşama yönlendirerek, yüksek insani duygularını yok etmiş.

Salisen; Sadece ve sadece hayvani duygularının tatmini peşinde koşturan, serseri, ayyaş, fuhuş ve günah bataklığı içinde çırpınıp duran bir nesil.

Rabian; Meleki mertebeden hayvani mertebeye sukut etmiş bir nesil..

Bu nedenle; idealize edilmiş bir yeryüzü inşası için yeterli inanç, perspektif ve donanıma sahip değil…

Beklenen Nesl-i cedit!

İşte, beklenen "Nesl-i cedide", ideallerin büyüklüğü nisbetinde bir mes’uliyet ve vazife yüklenmiştir. Zira herkesin idealleri bir olmadığı gibi zaman ve zemine göre bu yükü taşıyacak kişilerde aranan hasletler de bir değildir.

İnsanlık tarihinde Beşeriyetin medar-ı iftiharı olan bütün terakki ve medeniyetlerin menbaı bu idealler ve onları pratize eden nesl-i cediddir.

İlhamını vahiy ve kutsal metinlerden almayan bir kısım idealistlerin de yeni nesil hayalleri olmuşsa da çoğu zaman bu bir ütopyadan ileri gidememiş veya cennet va’diyle yerküremizi adeta cehenneme çevirmiştir. Bilimsellik kılıfına bürünmüş ancak cehalet ve zulüm fışkıran çağdaş ideolojiler bunun en son ve somut örneğidir.

Bu Cinayetleri Beşer Hazmetmeyecek!

Tarih boyunca birçok kavimlerin helaketine sebebiyet veren zulüm, cehalet ve sefahetlerin mecmuu 20. Asırda bütünüyle yaşandı:

"Şimdiye kadar zalimane icra ettiği vaziyetler Cehennemin vücudunu ve fıtratındaki külli istidat-ı kemaliyesi ve kainatı alakadar eden hakaik-i imaniyesi, Cenneti istilzam ettiği gibi; her halde iki dünya savaşı ile ve kainatı ağlatan cinayetleri ve yuttuğu zakkum şerlerini hazmetmediği için kustuğu ve zeminin bütün yüzünü pislettirdiği vaziyetiyle, insanlık dünyasını en berbad bir dereceye düşürüp bin senelik terekkiyatını zir ü zeber (yerle bir etmek) cinayetini beşer hazmetmeyecek." (1.ve 2.Dünya Savaşlarında milyonlarca insan öldü)

"Her halde çabuk başında bir kıyamet kopmazsa, İslamiyetin hakikatleri, beşeri esfel-i safilin (en aşağılık) derece-i sukutundan (insanın hayvanlardan daha aşağıya düştüğü mertebe) kurtarmaya ve yeryüzünü temizlemeye ve dünya barışını sağlamaya vesile olmasını Rahman-ı Rahim'in rahmetinden niyaz ediyoruz ve ümid ediyoruz ve bekliyoruz." (Hutbe-i Şamiye)

İşte yukarıdaki vazifeleri yüklenecek ve ümitle beklenen İslam aleminin nesl-i cedidi; tarih boyunca müteselsil halkalar şeklinde ilahi mesajı ahir zamana kadar sadakatle taşıyan ehl-i hakikatın belki de en son ve kutlu temsilcisidirler. Böyle bir neslin geleceği büyük zatlar, Kur'an'dan istinbat ederek hep müjdelemişler. Kat'i bir inanç ile biz de bekliyoruz. Sanki o oluşumun fecir ışıkları bugünlerde görünmeye başladı...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48