Kimsesizin ‘kim’i ol(ama)mak

Ara sokaklarda yürürken, caddede telaşla koştururken, arkadaşlarınızla bir cafede sıcak kahvelerinizi yudumlarken hiç etrafınıza baktınız mı? O ara sokaklarda köşeye sinmiş evsiz çocukları, caddelerde iki büklüm dolaşan yaşlı insanları fark ettiniz mi? Biz görmesek de onları fark eden birileri olmuş.

Geçen gün bir haber okudum. 2007 yılında kurulan Dilruba Evleri Yardımlaşma Derneği, evsiz ve kimsesiz yaşlılara yuva açmış. Üç beş gönüllü olarak yola çıkmışlar, başlattıkları bu iyilik hareketiyle kocaman bir aile olmuşlar. Ne güzel yapmışlar…

İYİLİĞİ ARTIK OKYANUS BİLE BİLİYOR

Türkiye’nin gündemine şöyle bir dönüp baktığımızda magazinsel yaşamlarla beslenen içi kof, dışı süslü bir insancık kitlesiyle karşılaşıyoruz. Hayatının önemli bir kısmını izdivaç programlarına adamış; eviyle, arabasıyla, maaşıyla, giyim kuşamıyla çevresine hava atmayı kendine düstur edinmiş bir kitleden bahsediyorum. Nam-ı diğer sosyeteler. Yaptıkları sözde ‘hayır işleri’ genelde okul v.b sosyal alanlar yaptırmaktır. E bunu da basın aracılığıyla cümle aleme duyurmazlarsa olmaz.

Diğer yandan gerçek ihtiyaç sahiplerini gönül gözüyle gören, kendi yediğinden içtiğinden kısarak gücünün yettiği kadar muhtaca ulaşanlar var. Dilruba Evleri sadece bir örnek. Ve bu örneğin Bursa’da gerçekleştirilmiş olmasından gurur duydum.

Bu konuya neden bu kadar takıldığımı merak edenlere, ‘Yusuflara ithafen’ adlı yazımı okumalarını tavsiye ediyorum. Okuyunca anlarsınız zaten.

ŞEHİTLERİ MEZE YAPAMAZSIN!

Bu konuya aslında daha önce değinmek istedim ama uzun bir hastalık süreci geçirdiğim için yazmaya fırsat bulamadım. Ama üstü örtülecek, geçiştirilecek bir konu değil. Üzerinden zaman geçmiş olsa da yazacağım. Malum adı Nur olan ancak yüzünde nurun tek zerresi olmayan bir televizyon şımarığı, sosyal medyada bir ‘içki’ masasında bulunduğu esnada canlı yayındaydı. Ve yayın esnasında Türk milletine, milli ve manevi değerlerimize çok büyük bir hadsizlik yaptı. Yayını çeken arkadaşının şehitlerle ilgili uyarısına -ki hem yayın çek, hem de ama şehitler de, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu- “Amaaan nabayım şehitler mehitler yeter artık” şeklinde bir cevap verdi. Bu cevabı karşılayabilecek kelime bulmakta çok zorlandığım için susmayı tercih ediyorum, seviyemi düşürmemek adına…

Son söz: Emin ol Nur’suz Nur, o şehitler sen televizyonda şarlatanlık yap diye şehadete ermediler! Zaten soyadında da ‘yerli’ kelimesi geçiyor ama ruhun Türkiye’ye ve Türk milletine epey ‘yabancı’.

Sevgilerimle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48