Sen gittin damarlarımızın kanı gitti, gözümüzün feri gitti. Seni ayırdılar yüreğimizden üzerimizde parıldayan güneşimiz gitti.

En zor, en karanlık badirelerden geçer iken milletim sen  kuyruklu bir yıldız gibi ufkumuzdan kayıp gittin. Seninle birlikte devletimiz gitti, heybetimiz gitti, gücümüz ve kuvvetimiz gitti.

Seni yeryüzü haritasından sildiklerinden bu yana İslam coğrafyası sahipsiz, kimsesiz ve mahzun. Her yerden öfke, kin, kan ve nefret yağıyor üzerimize. Her yerde kardeş kavgası, katliam, işgal ve sürgün bırakmıyor peşimizi. Sen gittin üstümüzdeki kardeşlik çatısı uçtu, aramızdaki barış köprüsü ve huzurumuzun temelleri yıkıldı.

Savaşı dün Balkanlarda, Kafkaslarda, Yemende, Filistin topraklarında veriyorduk düşmana karşı, bugün; bu savaş sadece oralarda değil evimizde, mahallemizde, şehrimizde, bölgemizde, ülkemizde, tüm İslam coğrafyasında sürüyor. Yüreğimizin içi ülkelerimizin her biri bir savaş meydanı.

Sen düştün yüreğimizin başşehri İstanbul düştü. Kardeşlerimiz toprakları işgal ordularının sömürü ağlarına düştü. Müslümanlar düşmanlarına ve cellâtlarına aşık olacak kadar büyük bir zillete düştü.

Sen gittin aramızdan öz kardeşlerimiz öz kardeşlerine düşmandan da beter düşman oldular. Bir asırdır ümmetin başına gelen bela ve musibetler salgın bir hastalık gibi İslam topraklarını çöle çevirdi. Taş üstünde taşımız, baş üstünde başımız kalmadı. Vatanlarımız askeri, siyasi ve ekonomik istilalar altında yağmalandıkça yağmalandı ve bizlere zindan oldu. Dünyamız yıkıldı evimiz yurdumuz tarumar oldu.

İslam toprakları emperyalizmin doyumsuz iştahının şehvetine kurban gitti. Kukla yöneticiler, yerli münafıkların batının işgal hareketinde en aktif rol oynadılar. Halen birçok İslam ülkesi bu alçak Nemrutların ve şerefsiz Firavunların zalim yönetimleri altında inim inim inlemektedir.

Bu zalimlerdir yurtlarımızı ezeli ve ebedi düşmanlarımıza peşgeş çektiren. Bizi dinimizden, kültürümüzden ve medeniyetimizden ayıran, düşmanlarımıza kul ve köle eden bu kuklalardır. Koskoca İslam ümmetini bölen, parçalayan teker teker yutmaları için bizi emperyalizmin arenasına atan bu diktatörler zalimlerdir.

Başta Afganistan, Irak, Suriye, Bahreyn, Yemen, Somali, Myammar, Keşmir, Karabağ, Filipinler, Filistin olmak üzere işgal altında olan tüm topraklarımız her birisi İslam coğrafyasının nadide birer parçalarıdır.

Katar’ı boykotla sindirmek, izolasyonla boğmak isteyen hareketinin başını çeken Haçlı Batının, Siyonist İsrail’in Suudi taşeronları, Mısırın çağdaş Firavunları ve körfezin Müslüman kılıklı ahmaklarıdır. Bunlar Amerika’nın ve batı emperyalizminin ileri karakolluğunu üslenerek Katar’ın şahsında tüm İslam ülkelerini ve hareketlerini hizaya getirmek, İslam alemini yeniden dizayn etmek gibi alçak bir görevi üslenmiş durumdalar.

Birinci hedef Katar gibi görünse de, 2. Hedef; İslam coğrafyasının derleyip toparlayacak yegâne güç olan, Osmanlının tek varisi Türkiye. Sonrası malum. Tüm İslam coğrafyasını yeniden işgal ve dizayn etmek... İslam alemini 100 yıl daha esaret zincirlerine mahkûm etmek…

İşte sadece bunun için Amerika ve AB Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve yeni Türkiye’ye düşman, Siyonist İsrail ve Rusya bunun için bize karşı hep tetikte ve teyakkuz halinde...

Ey Türkiye’nin ve İslam ülkelerinin yerli münafıkları, mankurtları, ahmakları hala İslam düşmanlarının üzerimizde oynadığı oyunları anlamak için başımıza gelecek bela ve musibetleri mi bekliyorsunuz?

Ey Milletim! Tarihimizle hesaplaşmak, İslam medeniyet ve kültürünü yeniden tüm yurdumuzda ve İslam coğrafyasında inşa ve ihya ile Allahın ölçülerine göre onu dizayn etmek bize düştü.

Sorumluluğunun ve onun yükünün farkında ol!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48